Okul saldırılarına karşı ABD ve Avrupa ne yapıyor?

Türkiye’de Şanlıurfa’nın Siverek ilçesi ve Kahramanmaraş‘taki okul saldırıları sonrası benzer olayları önlemek için ne tür adımlar atılması gerektiği tartışılıyor.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 65 bin askerin okullarda görevlendirilmesini isterken EMEP İstanbul milletvekili İskender Bayhan, “Okulların kapısına jandarma dikerek güvenlik duvarları örerek bu sorun çözülemez” dedi ve konunun ekonomik koşullar, gelecekten beklentiler ve çeteleşme bağlantısıyla geniş kapsamda ele alınmasını önerdi. DEM Parti’den de önce “şiddeti üreten siyasal dil ve politikaların değişmesi” çağrısı geldi, çözümün “daha fazla güvenlikte değil, daha fazla özgürlükte” olduğu belirtildi.
Peki okul saldırıları denildiğinde akla ilk gelen ülke ABD’de konu nasıl ele alınıyor? Benzer şiddet eylemlerine karşı Avrupa’da ne tür önlemler var?
İsveç’te geçen yıl ne değişti?
Gerek ABD’de gerek Avrupa’da okul saldırıları sonrası Türkiye’dekine benzer şekilde tartışmalar silaha erişim ve okulların fiziksel güvenliği konularına odaklanıyor.
ABD’de şu ana dek silaha erişimi kısıtlama yönünde önemli adımlar atılmazken Avrupa ülkeleri bu konuda görece daha iyi bir sınav veriyor.
Örneğin son olarak geçen yılın Şubat ayında İsveç’te 11 kişinin öldüğü okul saldırısı sonrası hükümet, silah edinmeyi zorlaştıran bir dizi karar açıkladı. Örebro kentindeki yetişkin eğitim merkezine yönelik saldırı üzerine ayrıca, eğitim kurumlarında çanta aramasına izin veren ve okul yerleşkelerine yetkisiz kişilerin girişini engelleyen bir düzenleme yasalaştı.
Ancak öne çıkan “tek bir büyük çözüm” bulunmuyor. Okullara kameralar, metal dedektörleri ve kartlı giriş sistemleri gibi bariyerler inşa edilmesi konusu ise oldukça tartışmalı.
Güvenlikçi yaklaşım ters tepebilir
ABD’deki Xavier Üniversitesi’nden Profesör Dr. Cheryl Lero Jonson, güvenlik uygulamalarının okul saldırılarını önlemede ne kadar etkili olduğunu incelediği makalesinde, okul saldırıları sonrası siyasetçiler ve medyanın tartıştığı hızlı önlemlerin çoğu zaman gelecekteki suçlar üzerinde çok az etkisi olduğuna, diğer yandan okul ortamında korku ve kaygıyı artırarak çoğu zaman ters teptiğine dikkat çekiyor.
“Victims&Offenders” adlı kriminoloji alanındaki hakemli dergide 2017’de yayınlanan makelede Dr. Jonson, silahlı görevlilerin okullarda öğrencileri güvende hissettirmek yerine daha fazla korku yaşamalarına yol açabileceğini gösteren anket sonuçlarını paylaşıyor.
Makalede ayrıca, metal dedektörleri kurulan okullarda “korku ve düzensizlik algısının artması gibi beklenmedik sonuçların ortaya çıkabileceği” belirtiliyor.
Profesör Jonson, “Metal dedektörleri, silahlı okul görevlileri ve erişim kısıtlayıcı önlemler okulları sıcak ve destekleyici bir ortamdan çıkararak; sert disiplin ve yoğun güvenlik odaklı, hapishaneyi andıran bir ortama dönüştürebilir” diyor.
ABD’de Gizli Servis ne tavsiye ediyor?
Özellikle ABD’deki bazı okullarda kurşun geçirmez pencereler, kilitli sınıf kapıları gibi tedbirler uygulanıyor olsa da başkanları korumakla da görevli Gizli Servis’in bir çalışması meseleye daha geniş bir perspektiften yaklaşılması gerektiğini gösteriyor.

Okul şiddetini önleme hedefiyle 20 yıllık bir araştırma süreci sonunda 2018’de yayımlanan raporda, “öğrencinin iletişim ve davranışları, yaşadığı olumsuz veya stresli olaylar ve bu zorlukların üstesinden gelmek için sahip olduğu kaynaklara odaklanmak gerektiği” belirtiliyor.
“Doğrudan şiddet göstergesi olmasa bile müdahale gerektirebilecek davranışların önceden tanımlanması” tavsiye edilen Gizli Servis raporunda bunlar, “performansta belirgin düşüş, devamsızlıkta artış, içe kapanma veya izolasyon, davranışta ya da görünümde ani ve dramatik değişiklikler, uyuşturucu veya alkol kullanımı” olarak sıralanıyor.
“Öğrencinin okul saldırıları gibi kaygı verici konulara yönelik uygunsuz ya da aşırı ilgi gösterip göstermediğine dair bilgi toplanması” da tavsiyeler arasında.
Kahramanmaraş Ayser Çalık Ortaokulu’nda silahlı saldırı düzenleyen 14 yaşındaki İ.A.M.’nin WhatsApp profilinde, 2014 yılında ABD’de altı kişiyi öldüren Elliot Rodger’ın resmini kullandığı ortaya çıkmıştı.
Raporda, birçok okul saldırganının “silahları evlerinden temin ettiği” hatırlatılarak, “ailenin evde silah bulundurup bulundurmadığı veya silah sahibi bir akraba ya da arkadaşın olup olmadığı dikkate alınmalıdır” deniliyor.
Kahramanmaraş’taki saldırıda 14 yaşındaki öğrenci, eski polis olan babasına ait silahları kullanmıştı.
En mutlu ülke Finlandiya ne yapıyor?
Amerikan Gizli Servisi’nin raporundaki uyarılar, “saldırıyı okul kapısında durdurmak” yerine “saldırganlaşma sürecini erkenden fark etmek” olarak özetlenebilecek bir yaklaşıma işaret ediyor.
Benzer yaklaşım Avrupa’da da dikkat çekiyor. Örneğin mutluluk ve eğitim kalitesi gibi listelerde hemen her zaman ilk sıralarda yer alan Finlandiya’da 2024’teki Vantaa saldırısı sonrası zorbalık, çocukların ruh sağlığı, evdeki silahlara çocukların erişim gibi konular tartışıldı.
Vantaa’da 12 yaşındaki bir çocuk üç akranını vurmuş, bir öğrenci yaşamını yitirmiş, diğer ikisi de ağır yaralanmıştı.
Ülkede, gençlerin refahını artırmak ve suçun erken aşamada önlenmesini sağlama amacıyla; polis, sosyal hizmet uzmanları, psikologlar, eğitimciler ve yerel yönetim temsilcilerinden oluşan “Ankkuri (Çıpa)” adlı birimler faaliyet gösteriyor.
Ayrıca zorbalık karşıtı bir program da uygulanıyor. KiVa adlı uygulama ile, yeni zorbalık vakalarının ortaya çıkmasının önlenmesi, devam eden zorbalığın durdurulması ve mağdurların desteklenmesi amaçlanıyor.
Almanya’da uygulama nasıl?
Almanya’da da benzer şekilde, şiddettin sonuçlarından korunmak yerine ortaya çıkmasını önlemeye dönük politikalar önceleniyor.
Örneğin Türkler dahil göçmen nüfusun yoğun yaşadığı Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde psikolojik danışmanlık birimleri, danışma merkezleri, travma klinikleri, çocuk ve ergen terapistlerinin öğrenciler, öğretmenler ve veliler için ulaşılabilir olmasına uğraşılıyor.
Eyaletin “Kriz önleme: Okullar için uygulama önerileri” başlıklı belgesinde “normal” ergenlik davranışları ile “sorunlu” davranışların birbirine karıştırılmaması gerektiği özellikle vurgulanıyor:
“Ergenlikteki davranışlar okulda ve evde sık ve yoğun çatışmalara yol açabilir; ancak tek başına çocuğun refahının tehlikede olduğu anlamına gelmez. Eğer veliler genç üzerinde koruyucu, destekleyici ve düzeltici bir etki gösteremiyor ya da çocuklarına uygunsuz şekilde -örneğin şiddet yoluyla- müdahale ediyorsa bu durum çocuğun refahının tehlikede olduğuna işaret eder.”
Raporda, bir saldırı sonrası eğitime geri dönüş ve yas süreçlerine dair de değerlendirmeler yer alıyor. Buna göre, okul mensuplarının anma etkinliklerini yaslı ailelerle istişare ederek ve onların onayıyla planlaması isteniyor.
Eyaletin eğitim otoritesi olası silahlı saldırılara hazırlık için tatbikatlar yapılmasını ise önermiyor, tatbikatlara yönelik itiraz raporda açıkça ifade ediliyor. Silahlı saldırılara karşı öğrenci ve personelin tatbikatlarla eğitilmesi ABD’de de tartışmalı bir konu. Bazı Amerikan şehirlerinde bu tür faaliyetler düzenli olarak icra edilse de bunun stres ve güvenlik algısında bozulma yaratabildiği eleştirileri yapılıyor.
Berlin’de ise okulların daha fazla desteklenmesi yönünde talepler dile getiriliyor. Eğitim kurumlarının temel talebi ise daha fazla güvenlik personeli ya da kamera değil; daha fazla psikolog ve sosyal pedagog. Öte yandan okullardaki her olayda polisin “otomatik” olarak sürece dahil edilmemesi ve bunun istisnai tutulması eğilimi eyalette öne çıkıyor.




