Kıbrıs

“Başvursunlar, izin verelim”

Hayvan üreticileri ve kasapların KIBRIS aracılığıyla et ithali için “kooperatif” önerisine Tarım Bakanı Hüseyin Çavuş da sıcak baktı. Çavuş, taraflara çağrıda bulundu.

“Biz anlaştık, sıra devlette”… Hayvan Üreticileri ve Yetiştiricileri Birliği Başkanı Adil Onalt, ‘kaçak hayvan, kaçak kesim ve kaçak et’ gibi sorunların kooperatif modeliyle ortadan kalkacağını belirterek, “Biz kendi aramızda anlaştık, protokolü de yaptık. Uygulama için devletin adım atması gerekiyor.” dedi.

“Yazılı başvuru yapsınlar”… Tarım Bakanı Çavuş, yapılan çalışmanın basın yoluyla değil, hükümete iletilmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Eğer Hayvancılar Birliği bu konuda ithal ete onay veriyor ise, bunu yazılı olarak bize getirsinler, ben izni vereceğim.” çağrısında bulundu.

Cemre CEMALİ

KIBRIS Gazetesi’nin kasapların şikayetleriyle ilgili yaptığı haberler sonrasında konu kamuoyunda geniş yankı yarattı. Fiyatların aşırı derecede pahalı olmansın önüne geçilebilmesi adına ithal et tartışması yeniden gündeme geldi. Ancak bu kez kasaplar ve hayvan üreticileri bu konuda anlaşma sağladı.

Sektör temsilcileri, iç piyasadaki et ihtiyacının önemli bir bölümünün güneyden kaçak yollarla karşılandığı iddialarını gündeme getirirken, kasaplar ve hayvan üreticileri “kooperatif modeli” üzerinde uzlaştıklarını açıklayarak devletin bu konuda adım atmasını bekliyor.

KIBRIS’ın hafta başından bu yana gündemde tuttuğu et kriziyle ilgili tartışmalar sürerken, bu kez hem hayvan üreticileri cephesinden hem de Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı’ndan yeni ve dikkat çeken açıklamalar geldi.

Bakan Çavuş: Aracıya ve randevuya gerek yok

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, hayvancılar ve kasapların gündeme getirdiği “kooperatifleşme modeliyle” ilgili KIBRIS’a açıklamalarda bulundu.

“Kooperatif kurmaları noktasında herhangi bir engel yok. Ama gerek Hayvancılar Birliği’nin gerekse de Kasaplar Birliği’nin bana iletmiş olduğu herhangi bir randevu talebi yok” diyen Çavuş, iki birliğin de projelerini, yöntemlerini ya da kooperatifin amacını kendilerine iletmediğini söyledi.

Bu nedenle bakanlık olarak konuya dair bilgi sahibi olmadıklarını ifade eden Çavuş, “Sadece bundan iki ay önce basın aracılığıyla böyle bir duyum aldık. Ama bize yapmış oldukları çalışmalarla ilgili iki birlik tarafından da bir bilgi gelmedi.” dedi.

“Duyduklarıma şaşırıyorum”

Kasaplar Birliği Başkanı Raşit Şenkaya’nın önceki gün KIBRIS’a yaptığı açıklamada, hayvancılar ve kasaplar olarak uzlaştıklarını ve bunu Tarım Bakanı’na aracı sendikalarla ileterek randevu talep ettiklerini ancak bu fırsatın yaratılmadığı söylemlerine de yanıt veren Çavuş, söz konusu iddiayı net bir dille reddetti.

“Randevu alınmasına bile gerek yok. 3 yıllık bakanlık görevim içerisinde her gelenle görüştük, toplantı yaptık. Bu konuyla ilgili aracıya da gerek yok, burası onların evidir” ifadelerini kullanan Çavuş, kapılarının her zaman herkese açık olduğunu vurguladı.

Çavuş, “Bu duyduklarıma şaşırıyorum. Hayata geçirmek istedikleri bir proje, bir düşünce varsa, destek veya fikir birliği isteniyorsa neden bize gelmediler?” diyerek, “randevu istedik verilmedi” şeklinde bir söylemin doğru olmadığını belirtti.

Sekreterliği üzerinden de kontrol yaptırdığını ifade eden Çavuş, bakanlık kayıtlarında herhangi bir randevu talebinin de bulunmadığını yineledi.

“2024’te 60 ton ithal donmuş et izni verildi”

Bakanlık olarak sektöre her zaman destek verdiklerini dile getiren Çavuş, 2024 yılında hayata geçirilen ithal buzlu et uygulamasını örnek gösterdi:

“Hiç gündemde yokken kendilerinin seçip destek istedikleri bir modeli hayata geçirdik. 60 ton kadar et getirdik ve navlun koyarak içerideki kuzu fiyatına da destek verdik.”

Bakan Çavuş, o dönemde sektör temsilcileriyle görüşerek fikir alışverişinde bulunduklarını ancak mevcut süreçte kendisine ulaşan herhangi bir talep olmadığını söyleyerek “Benimle bir diyalog kurulmadığı sürece ben nasıl bir katkı sağlayabilirim?” diye sordu.

“Kaçak et olduğunu düşünmüyorum”

İç piyasadaki ihtiyacın büyük bir kısmının “kaçak olarak güneyden sağlandığı” iddialarına da değinen Çavuş, bu söylemlere katılmadığını belirterek, “Kaçak et konusunda ben böyle bir durum olduğunu düşünmüyorum. Eğer olsaydı et fiyatları bu noktaya gelmezdi” dedi.

Mezbaha verileri üzerinden yapılan “ülke ihtiyacının ancak üçte biri karşılanabiliyor” yönündeki değerlendirmelere de karşı çıkan Çavuş, resmi verilerin farklı bir tablo ortaya koyduğunu söyledi.

Bakan Çavuş, “Yapılan yorumun veriye dayalı olduğunu düşünmüyorum. 2024, 2025 ve 2026’da şimdiye kadar gerçekleşen mezbaha verilerine baktığımız zaman artarak yukarı doğru çıkan bir kesim görüyoruz.” dedi.

Özellikle Ramazan ve Kurban Bayramı gibi belirli dönemlerde et talebinin arttığını hatırlatan Çavuş, “Kasaplar et fiyatını yüksek tutma noktasında hareket ettiği sürece elbette fiyatlar yukarı doğru seyir gösterecektir.” ifadelerini kullandı.

Sektör temsilcilerine de sorular yönelten Bakan Çavuş, “Yeterli hayvan yoksa bunu açıkça söyleyebiliyorlar mı? Eğer yeterli hayvan varsa fiyatlar neden yükseliyor?” diyerek etteki fiyat farklılıklarına dikkat çekti.

“Basından basına değil, hükümetle görüşülmeli”

Çavuş, hazırlanan bir çalışma varsa bunun ilgili bakanlıklara sunulması gerektiğini belirterek, “İçeriğini bilmediğimiz bir çalışma hakkında basından basına değil, hükümetin ilgili tüm bakanlıklarıyla görüşülmelidir” dedi.

İthal et taleplerine de değinen Çavuş, iki birliğe “Eğer Hayvancılar Birliği bu konuda ithal ete onay veriyor ise, bunu yazılı olarak bize getirsinler, ben izni vereceğim.” çağrısında bulundu.

Bakan Çavuş, son veriler üzerinden de mezbaha çıkışlarında düşüş değil artış olduğunu belirterek, “İki yılda anaç küçükbaş sayısında 50 bin artış yaşandı. Bu da ayda 4 bin 500 kuzu fazladan mezbahaya gidiyor demektir” dedi.

“Yazılı olarak bildirsinler”

Amaçlarının vatandaşın ete daha uygun fiyatla ulaşması olduğunu vurgulayan Çavuş, şunları söyledi:

“İthal etin gerek kooperatif gerekse Toprak Ürünleri Kurumu (TÜK) üzerinde getirilmesi çalışılabilir. Önemli olan iki taraf ‘Bu ülkede eti karşılayamıyoruz, açığımız var ve ithal ete onay veriyoruz’ diyorsa, yazılı olarak gelsinler. Biz bununla ilgili çalışmaya ve izni vermeye hazırız.”

Hayvan Üreticileri ve Yetiştiricileri Birliği Başkanı Adil Onalt, et krizine kalıcı çözüm üretmek amacıyla kooperatif modeli üzerinde uzlaştığını açıkladı:

İhtiyaç olduğunda ithalat ile desteklenecek

Hayvan Üreticileri ve Yetiştiricileri Birliği Başkanı Adil Onalt, ülkede her yıl tekrarlanan et krizine kalıcı bir çözüm üretmek amacıyla kasaplar ve üreticilerin ortak bir model üzerinde uzlaştığını açıkladı.

Kasapların da hayvancıların da mağdur olmasını istemediklerini vurgulayan Onalt, yaklaşık iki ay önce Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu Çalışanları Sendikası (EL-SEN), Belediye Emekçileri Sendikası (BES) ve Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası’nın (KTÖS) da aracı olduğu geniş katılımlı bir toplantı gerçekleştirdiklerini belirtti.

Onalt, yaptıkları bu görüşmeler sonucunda, halkın daha erişilebilir fiyatlarla ete ulaşabilmesini hedefleyen “kooperatifleşme modeli” fikrinin geliştirildiğini açıklayarak kurulması planlanan sistemde paydaşların daha çok gözlemci rol üstleneceğini ifade etti.

Model kapsamında veteriner, gıda mühendisi ve süreci yönetecek profesyonel bir yönetim yapısının bulunacağını dile getiren Onalt, “İhtiyaç olduğunda ithalat ile de desteklenecek. Bu, günün koşullarına göre ithal et ile de ithal hayvanla da olabilir. Besilik hayvan ithalatı da seçenekler arasında” dedi.

Onalt, tüm yetkinin kooperatifte olacağını vurgulayarak, model çerçevesinde ülkede kayıtlı 11 mezbahadan aktif olan 9’unun sayısının 2’ye düşürülmesini talep ettiklerini belirtti.

Mevcut yapının denetim açısından yetersiz kaldığını savunan Onalt, bu düzenlemenin hem halk sağlığı hem de gıda güvenliği açısından kritik önemde olduğunu ifade etti.

Onalt, bu modelde canlı hayvanın toplanmasından kesimine ve karkas et olarak kasaplara dağıtımına kadar tüm sürecin kooperatif tarafından yürütüleceğini söyledi.

Canlı hayvan fiyatlarının da günün koşullarına göre belirleneceğini, aşırı dalgalanma olmadığı sürece altı ayda bir güncelleneceğini kaydeden Onalt, alış ve satış fiyatlarının net biçimde ortaya konacağı kapsamlı bir sistem hedeflediklerini dile getirdi.

“Biz aramızda anlaştık, devlet adım atsın”

‘Kaçak hayvan, kaçak kesim ve kaçak et’ gibi sorunların da bu modelle ortadan kaldırılabileceğini belirten Onalt, sözlerine şöyle devam etti:

“Biz kendi aramızda anlaştık, protokolü de yaptık. Uygulama için devletin adım atması gerekiyor. Devlet bize ‘mezbaha sayısını 2’ye çekiyorum’ diyecek. Kooperatife yetki verecek, canlı hayvanların toplamasını ve karkas olarak kasaplara dağıtımının kooperatif üzerinden yapılmasına onay verecek.”

Onalt, fiyat denetimlerinin “serbest piyasa” gerekçesiyle yeterince yapılmadığını savunarak önerdikleri modelde kooperatifin hem kasapları hem de üreticileri denetleyecek profesyonel bir yapıya sahip olacağını belirtti.

Çalışmalarını tamamladıklarını ve modeli anlatmak için Başbakan’dan randevu talep ettiklerini ancak iki aydır geri dönüş alamadıklarını dile getiren Onalt, randevu sürecinin de henüz sonuçlanmadığını söyledi.

Onalt, hayvancılarla kasaplar arasında bir sorun olmadığını, asıl tıkanmanın devlet tarafında yaşandığını ifade ederek sektörde aylık 500-600 milyon TL büyüklüğünde bir ekonomik hacim bulunduğuna dikkat çekti.

Sistemin kurulması halinde bu kaynağın güneye kaymasının önlenebileceğine işaret eden Onalt, et sorununun çözülebileceğini ve hayvancılığın sürdürülebilir hale geleceğini belirtti.

“Ortak noktamız halk”

Onalt, kasapların farklı maliyet kalemleri bulunduğunu hatırlatarak işçilik ve kira gibi giderlerin fiyatları doğrudan etkilediğini söyledi.

Sosyal devlet anlayışı çerçevesinde kooperatifin bir tür denge mekanizması, adeta bir “borsa” işlevi görebileceğini ifade ederek, fiyatların yükselmesi durumunda üretici ya da kooperatifin desteklenmesiyle piyasanın dengelenebileceğini kaydetti.

“Hem hayvancının hem kasabın ortak noktası halktır” diyen Onalt, tüketim olmadığı sürece üretimin de satışın da mümkün olmayacağını vurguladı.

Artan maliyetlerin pahalılığı kaçınılmaz hale getirdiğini belirten Onalt, devletin “net bir politika” ortaya koymamasının sektörü bu noktaya taşıdığını söyledi.

Onalt, kooperatiflerin mevcut yapıda Başbakanlığa bağlı Kooperatif Şirketler Mukayyitliği’ne bağlı olduğunu ancak bu kooperatif yapısının siyasetten bağımsız olması gerektiğine dikkat çekerek “Siyasi müdahalelere açık bir yapı sürdürülebilir olmaz. Bu nedenle daha bağımsız, gerekirse şirketleşmiş bir kooperatif modeli üzerinde de duruyoruz” dedi.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu