Erhürman’dan mülkiyet açıklaması

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, mülkiyet konusundaki açıklamalarının eksik yorumlandığını belirterek, televizyon programında yaptığı iki önemli vurguyu yeniden paylaştı.
Erhürman, bir hukukçu olarak tutuklama, hapis ve benzeri uygulamaları hiçbir zaman istemediğini, doğru bulmadığını ve çözümün gerginlikten değil diyalogdan geçtiğine inandığını ifade etti.
Ayrıca, Kıbrıs’taki mülkiyet sorununa hem Kıbrıslı Türklerin hem de Kıbrıslı Rumların yaşadığı mağduriyetler açısından yaklaşılması gerektiğini vurguladı.
Erhürman’ın açıklamasının tamamı şöyle:
“Televizyon ekranları önünde söylediğim herhangi bir şeyi daha sonra açıklamaya çalışmak hiç adetim değildir. Kullandığım dile, üsluba, içeriğe ilişkin her türlü eleştiriyi de, her zaman olduğu gibi saygıyla karşılarım.
Ama, görüşlerine çok değer verdiğim kimi arkadaşlarımın da mülkiyet ile ilgili söylediklerimi iki kez yaptığım vurgu belirtilmeksizin yorumladıklarını görünce, belki fark edilmemiş olabilir düşüncesiyle, o vurguları aşağıda aktarmak ihtiyacı hissettim.
Birinci vurgu: “Bir hukukçu olarak asla ne isterim, ne dilerim, ne amaçlarım…” İkinci vurgu: “Asla arzu ettiğim, asla yapılmasını doğru bulduğum bir şey de değildir…” İlgili bölüm Cumhurbaşkanlığı resmi sayfasında yer alan basın toplantısının 22:54-28:02 dakikaları arasındadır. Dileyenler bu beş dakikalık bölümde konuyla ilgili söylediklerimin tamamını dinleyebilirler.
Ben, bir insan ve hukukçu olarak, ne kayıplar konusuna, ne bu ülkedeki çatışmalarda yaşananlar konusuna, ne de mülkiyet konusuna yalnızca Kıbrıslı Türklerin mağduriyeti üzerinden bakarım. Ama yine bir insan ve hukukçu olarak bunlar ve benzer konulara yalnızca Kıbrıslı Rumların mağduriyeti üzerinden bakılmasına da asla rıza göstermem, gözlerimi kapatmam. Mülkiyet konusunda kuzeyde yapılan yanlışlara hep karşı çıktığım gibi güneyde yapılan yanlışlara da hep karşı çıktım. Çıkmaya da devam edeceğim.
İster tutuklama emirleriyle, ister son yaşanan olayda olduğu gibi “tanıklık davetiyesiyle” olsun, herhangi bir insanın, sanki Kıbrıs’taki siyasi sorunun failiymiş gibi muameleye tabi tutulmasını da, bu adada gerginlik değil, çözüm isteyen bir insan olarak, “haklı” ya da “güven yaratıcı” bir faaliyet olarak değerlendirmem, değerlendiremem. Yine bir insan ve hukukçu olarak tutuklama ve hapsetme gibi konularda mütekabiliyeti doğru bulmadım, bulmam. “Yapılmasını doğru bulmam” demek tam da bunu söylemektir diye düşünürüm.
Bitirirken bir kez daha söyleyeyim: Kıbrıs’taki mülkiyet sorununun çözümsüzlüğü dolayısıyla, güneyden veya kuzeyden herhangi bir kişinin tutuklanmasını, ifadeye çağrılıp tutuklanma endişesi yaşamasını (bunları yaşayan bilir!) ne isterim, ne dilerim, ne amaçlarım, ne arzu ederim, ne de böyle bir şey yapılmasını doğru bulurum.” “Asla” diye de ekleyerek üstelik. Eleştiri yapan, görüş belirten tüm arkadaşlarıma saygı ve sevgilerimle…”




