Diyalog şart…

Kıbrıs’ın AP milletvekillerinden Fidias’ın Sayın Ersin Tatar’la gerçekleştirdiği mülakat gündemi epeyce meşgul etti.
Fidias’ın Kıbrıslı Türkleri ve Kıbrıs Türk siyasetini daha iyi anlama ve iki toplum arasındaki diyaloğu kendi araçlarıyla geliştirme çabalarını elbette son derece olumlu bir adımdır. Dolayısıyla yapılan bu röportaj siyaseten de, iletişim açısından da taraflar için gayet başarılı oldu.
Nitekim Sayın Tatar’ın savunduğu politikayı kendi tarzı ve üslubu ile içtenlikle ifade ederken, Fidias da aynı içtenlikle Sayın Tatar’a sorularını sordu. Ortaya konanları beğenirsiniz veya beğenmezsiniz, bu bakış açınızdan takdir edebileceğiniz bir konudur elbette.
Lakin kendi ekseninde sıkışmış, hatta kendi içlerinde sığ bir alana sıkıştırılmış olan iki toplumu fikirler üzerinden buluşturabilmenin hayli önemli bir konu olduğu gerçeğini kimse göz ardı edemez. Ve fakat şunu da bilmemiz gerekiyor ki bugün adada iki taraf arasında etkili bir diyalog ve istişare yoksa, ortada diplomasi de yoktur demektir.
Dolayısıyla her iki tarafın liderliklerinin sürdürdükleri tek taraflı ve karşı tarafı suçlayan siyasetçilerden dolayı bugün süreç tıkanmıştır. İşte böyle ortamlarda, illa ki birilerinin karşı tarafı anlamaya yönelik çabaları daha da anlam kazanır. Tabii, günümüzdeki linç kültürünün izin verdiği ve sağlıklı bir toplumsal tartışma yapabildiğimiz durumlarda bu geçerliliğini sürdürür.
O halde şartlar ne olursa olsun anlaşmazlıkların ortadan kaldırılmasının yegane yolu diyaloğun ilerletilmesidir. .
Bunun için de elbette sürecin dayattıklarından çok sağlıklı iletişime yönelerek anlaşmazlıkların hangi oranda bir uzlaşmaya dönüşebileceğini zorlamak durumundayız.Şurası çok açık ki mevcut durum Kıbrıs’taki taraflar için sürdürülebilir değildir. Özellikle de mağduriyetin insan hakları ihlaline varan bir ortamın daha fazla devam etmesi her iki tarafa da yarayan bir durum değildir.
