Şahap Aşıkoğlu: AKEL’i geçmişiyle yargılarsak ‘siyasi eşitlik’ sadece yüzde 3 aldı

Eski Müsteşar Şahap Aşıkoğlu, Kıbrıs Postası’na yaptığı değerlendirmede Kıbrıs sorununun çözümsüzlükten değil, mevcut statükonun farklı aktörlere avantaj sağlamasından dolayı sürdüğünü söyledi. “Herkes çözümü destekliyor ama herkes farklı çözüm istiyor” dedi.
Eski Müsteşar Şahap Aşıkoğlu, Kıbrıs Postası’na yaptığı değerlendirmede Kıbrıs sorununun yalnızca iki toplum arasındaki bir mesele olmadığını, çok katmanlı jeopolitik çıkarların belirlediği bir yapı haline geldiğini söyledi.
Aşıkoğlu, “Bence hayır… nedeni çok basit Herkes çözümü destekliyor ama herkes farklı çözüm istiyor. Buna ek olarak Çözümsüzlüğü herkes tolere ediyor ama bir uzlaşmadan ne nereye evrileceğini kimse kestiremiyor ve o riski kimse almıyor. Yani hem herkesin çözümü aynı değil hem de korkuları aynı değil” ifadelerini kullandı.
“İSRAİL’İN CİDDİ NİYETİ DAHA NET GÖRÜLÜYOR”
Doğu Akdeniz’deki gelişmelerin Kıbrıs üzerindeki etkilerine dikkat çeken Aşıkoğlu, İsrail’in adaya yönelik stratejik yaklaşımının giderek belirginleştiğini söyledi.
“İsrail’in Kıbrıs adasının geleceği ile ilgili ciddi bir niyet ortaya koyduğunu daha net gösteriyor” diyen Aşıkoğlu, bölgede enerji ve güvenlik eksenli yeni dengelerin oluştuğunu belirtti.
“İNGİLTERE İÇİN EN İYİ DÜZEN 1974 ÖNCESİ İLE AYNI”
İngiltere’nin Kıbrıs yaklaşımını da değerlendiren Aşıkoğlu, Londra’nın temel önceliğinin istikrar olduğunu ifade etti.
“İngiltere için en iyi Kıbrıs düzeni şudur diye düşünüyorum: Ada savaşmasın, üsler tartışmaya açılmasın, Kıbrıs Cumhuriyeti ile ilişki bozulmasın, Türkiye ile de tamamen kopuş olmasın. Yani 1974 öncesi ile aynı” dedi.
“ABD İÇİN MEVCUT STATÜKO İHTİYAÇLARI KARŞILIYOR”
Aşıkoğlu, ABD açısından mevcut statükonun önemli avantajlar sunduğunu savundu.
“ABD’nin bugün ihtiyacı olan şey şu: Kıbrıs adası Doğu Akdeniz’de güvenilir liman olarak kalsın, İsrail-Lübnan-Gazze tahliye ve lojistik kapasitesi korunsun, Rus etkisinin kesilmesi, İngiliz üslerinin çalışması, Türkiye ile doğrudan savaş riski olmaması. Bu ihtiyaçların çoğu mevcut statükoda zaten karşılanıyor” ifadelerini kullandı.
“ELAM’IN YÜKSELİŞİ HAFİFE ALINMAMALI”
Güney Kıbrıs’taki siyasi tabloya da değinen Aşıkoğlu, aşırı sağın yükselişine dikkat çekti.
“Güney Kıbrı, meşruiyet elinde olduğu için acele etmek zorunda değil. Son seçimi de analiz edecek olursak ELAM’ın yükselmesi hafife alınmamalı. Ben bunu sağ oy yer değiştirdi sağdan aşırı sağa kaydı diye okuyorum ve görüşmelerin çok daha zor geçeceğine inanıyorum” dedi.
Aşıkoğlu, federasyon temelinde çözüme en yakın partilerin AKEL ve Volt olduğunu belirterek, “Esas olan Türklerin ‘eşit egemen/siyasi eşitlik üzerine kurulu federasyon’ beklentisine en yakın Güney partileri AKEL + Volt’tur. Bunların toplamı: %27. Bu iyi niyetli okuma Akel’in geçmişine bakarsak ve yargılarsak geriye sadece Volt ’un oyu %3 kalıyor” ifadelerini kullandı.
“TÜRKİYE STATÜKOYU HUKUKEN YÜKSELTMEK İSTİYOR”
Türkiye’nin yaklaşımına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Aşıkoğlu şöyle konuştu:
“Türkiye: Statükoyu bozmak değil, statükoyu hukuken yükseltmek istiyor. Türkiye için en kötü senaryo, Kıbrıs’ın AB-İsrail-Yunanistan enerji ekseninde Türkiye’siz kapanması ve garantörlüğün fiilen işlevsiz kalmasıdır. Bu yüzden Ankara, müzakere masasına oturmaktan kaçınmıyor; ancak masadan çözümsüz ayrılmayı da bir kayıp olarak görmüyor.”
“YUNANİSTAN VE RUSYA MEVCUT DURUMDAN MEMNUN”
Aşıkoğlu, Yunanistan ve Rusya’nın pozisyonlarına ilişkin de şu değerlendirmeleri yaptı:
“Yunanistan : zaten AB çatısı altında Güney ile birleşmiş adada Kıbrıs Yunandır sesleri yükseliyor. Bu statükodan memnun.”
“Rusya: Rusya için önemli olan batının zayıf çatlaklarından faydalanmak. Kıbrıs’ta çözüm bu bağlamda işine gelmez diye düşünüyorum. Doğu Akdeniz’de her şeyi karıştıracak bir sorun olması onun da işine gelir.”
“ÇÖZÜMSÜZLÜK FARKLI AKTÖRLERE AVANTAJ SAĞLIYOR”
Kıbrıs sorununun neden çözülemediğine ilişkin görüşlerini paylaşan Aşıkoğlu, mevcut yapının birçok aktör açısından avantaj yarattığını savundu.
“Özetle Kıbrıs, çözülemeyen bir ada değil; mevcut statükodan farklı biçimlerde yararlanan aktörlerin, ancak kendi lehlerine çözülmesini istediği çok katmanlı bir jeopolitik düğümdür” dedi.
[26.05.2026 13:09] Vatan Mehmet: Aşıkoğlu, bu statükoda en büyük kaybı yaşayan kesimlere de işaret ederek, “Bu statükoda asıl kaybeden üçtür: Kıbrıslı Türk toplumu, mülklerine kavuşamayan Kıbrıslı Rumlar ve olası bir barışın açacağı ekonomik potansiyelden yoksun kalan ada” ifadelerini kullandı.“KIBRIS YENİDEN PAZARLIK MASASINA TAŞINABİLİR”
Önümüzdeki döneme ilişkin risk değerlendirmesinde bulunan Aşıkoğlu, Türkiye’ye yönelik baskı başlıklarının artabileceğini söyledi.
“Önümüzdeki dönem için benim gördüğüm ana risk şudur: Türkiye’ye karşı çevreleme, ekonomik baskı, Suriye, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz üzerinden sıkıştırma başlıkları aynı anda yükselebilir. Böyle bir ortamda Kıbrıs yeniden müzakere masasına taşınabilir” dedi.
Ancak bunun kapsamlı bir çözümden çok bölgesel pazarlıklara dayanabileceğini belirten Aşıkoğlu, “Ancak bu sürecin amacı bütünlüklü bir çözümden çok, enerji dosyası, gazın çıkarılması, güvenlik düzenlemeleri ve bölgesel pazarlıklar üzerinden sınırlı bir ara formül yaratmak olabilir” ifadelerini kullandı.
Değerlendirmesini çarpıcı ifadelerle tamamlayan Aşıkoğlu şöyle konuştu:
“Kıbrıs meselesi çözülemediği için değil; mevcut çözümsüzlük farklı aktörlere farklı avantajlar sağladığı için bugünkü formunu koruyor ve koruyacak burası net.”
“Kıbrıs, Kıbrıslılara bırakılamayacak kadar değerlidir. En temelde çözülemeyen şey, ortak devlet fikrinin kendisidir”.




