Aynı Ülkede mi Yaşıyoruz Sayın Başbakanla?

UBP–DP–YDP koalisyon hükümeti icraatlarını anlatmak için bir basın toplantısı düzenledi. Başbakan Ünal Üstel konuştu. Ben de büyük bir dikkatle dinledim. Anlattıkları tanıdık cümlelerdi:
“Şunu yaptık, bunu ettik… Yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz… Biz hizmet için buradayız…”
Dinledikçe ister istemez şu soruya takıldım:
Biz Sayın Üstel İle gerçekten aynı ülkede mi yaşıyoruz?
Bu tereddütle yetinmedim. Usanmadım. Başbakan’ın açıklamalarının yer aldığı tüm haber sitelerini açtım, altındaki yorumları tek tek okudum. Tam 326 yorum.
Sonuç mu?
Ne Başbakan’a, ne anlattıklarına, ne de hükümetine güven duyan tek bir yoruma bile rastlamadım.
Bu tabloyu görüp hâlâ her şey yolundaymış gibi konuşabilmek, doğrusu büyük bir özgüven ister. Ya da başka bir şey.
Sayın Üstel belli ki uçmuş…
Ama nereye uçtuğunu, halk ilk seçimde kendisine gösterecek.
Çünkü ortada görmezden gelinemeyecek gerçekler var.
Sayın Başbakan, sizin en yakın çalışma arkadaşınız, müsteşarınız;
rüşvet alma, rüşvet teklif etme, ateşli silahlar yasasını ihlal etme, suç gelirlerini yani para aklama gibi son derece ciddi iddialarla polis tarafından tutuklandı. Günlerce tutuklu kaldı, ardından teminatla serbest bırakıldı.
Bu ilk miydi? Hayır.
Daha önce de sizin atadığınız Merkezi İhale Komisyonu Başkanı, rüşvet iddiasıyla tutuklandı. O da teminatla serbest kaldı.
Şimdi insan sormaz mı:
Bu nasıl bir tesadüf zinciri?
Size bu kadar yakın isimlerin sürekli böylesi iddialarla anılması neyin göstergesi?
Ama asıl mesele şu:
Bütün bunlar yaşanırken siz, hiçbir şey olmamış gibi çıkıp halkın karşısına geçebiliyorsunuz. Üstelik olmayan icraatları ballandıra ballandıra anlatarak.
Bu, halkın aklıyla alay etmek değil de nedir?
Yetmiyor…
Bir milletvekiliniz hakkında, Başsavcılığın ve Polisin “sahte diploma” gerekçesiyle dokunulmazlığının kaldırılmasını talep ettiği bir dosya var.
Ve siz bu talebi yerine getirmediniz.
Yani ne yaptınız?
Sahteciliğe göz yumdunuz.
Şimdi dönüp “icraat” diyorsunuz.
Ama adalet yoksa, şeffaflık yoksa, hesap verme yoksa;
yapılan yolun, binanın, törenin kaç para eder?
Bu halk sandığınızdan çok daha fazlasını görüyor.
Kimlerin ne yaptığını, kimlerin neyi örtbas ettiğini, kimlerin hangi koltuk uğruna hangi değerlerden vazgeçtiğini gayet iyi biliyor.
O yüzden Sayın Üstel, kürsülerde anlatılan masallarla gerçek hayat arasındaki uçurum her geçen gün biraz daha büyüyor.
Bu ülkede devletin hastanesinde küçücük çocuklara alkollü mama verildi çocuklar öldü, bir tek kişi istifa etmediği gibi ilgili bakan hala çıkıp konuşabiliyor, bu ülkede çocuklar konteynerler içinde ders yapmaya mecbur bırakıldı yağan Yağmurda ıslanıyorlar, soğukta üşüyorlar sıcakta bunalıyorlar, ilgili bakan çıkıp hala konuşabiliyor, ve onun da ötesinde bu ülkede bu yalan içinde muhalefet etkisiz eleman rolünü başarıyla üstlenerek oynuyor ve bütün bu yaşananları meclis çatısı altında meşrulaştırıyor
