Derviş DoğanYazarlar

Başladığımız Noktadan Daha İleride Miyiz?

Kıbrıs meselesi, yıllardır aynı cümlelerin, aynı tartışmaların ve aynı hayal kırıklıklarının içinde dönüp duran bir konu gibi görünse de aslında toplumların hafızasında ve beklentilerinde önemli değişimler yaşanıyor.

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın “Kıbrıs sorununda başladığımız noktanın çok daha ilerisindeyiz” sözü, yalnızca bir siyasi değerlendirme değil, aynı zamanda değişen toplumsal ruh haline dair bir tespit olarak okunmalıdır.

Çünkü Kıbrıs meselesinde başlangıç noktası dediğimiz yer; korkuların, güvensizliğin, karşı tarafı tamamen öteki olarak görmenin ve geçmişin acılarının belirlediği bir dönemdi. Bugün ise sokakta, günlük hayatta, ekonomik ilişkilerde, insan temaslarında ve yeni nesillerin bakışında farklı bir gerçeklik oluşmuştur.

Belki de en önemli değişim şudur: İnsanlar artık sadece geçmişin hesaplarını değil, geleceğin nasıl kurulacağını da konuşmaktadır.

Erhürman’ın “Sokaktaki çözüm iradesi, benim aldığım yüzde 63’lük oydan daha çoktur” ifadesi ise üzerinde ayrıca düşünülmesi gereken bir noktadır. Çünkü demokrasi sadece sandıktan çıkan oranlardan ibaret değildir. Sandık iradesi belirli bir günün fotoğrafıdır; toplumun günlük yaşamda ürettiği ortak talepler ise daha uzun soluklu bir hikâyedir.

Bir liderin aldığı oy elbette önemlidir. Ancak sokaktaki insanın barışa, iş birliğine, daha iyi bir geleceğe dair beklentisi de siyasetin yönünü belirleyen güçlü bir unsurdur.

Bugün Kıbrıs Türk toplumunun karşı karşıya olduğu en büyük meselelerden biri belki de şudur: Çözüm arayışı yalnızca müzakere masalarında mı yaşanmalıdır, yoksa toplumların kendi içinde başlayan bir dönüşümle mi şekillenmelidir?

Çünkü hiçbir siyasi anlaşma, toplumların zihninde ve kalbinde karşılığı yoksa kalıcı olamaz. Aynı şekilde, toplumlarda oluşan bir yakınlaşma ve karşılıklı anlayış da siyasi iradeyi zorlayabilecek kadar güçlü bir etkidir.

Kıbrıs sorununda belki de yıllardır eksik olan şey, sadece bir metin üzerinde anlaşmak değil; insanların birbirini yeniden tanıması, korkuların yerine gerçek ilişkilerin geçmesidir.

Bugün “başladığımız noktadan daha ilerideyiz” diyebilmek için geçmişi inkâr etmeye gerek yoktur. Yaşanan acıları, kayıpları ve travmaları unutmadan; geleceğe dair daha gerçekçi bir pencere açmak gerekir.

Siyasetin görevi bazen toplumu takip etmek, bazen de toplumun önünü açmaktır.

Belki de artık sorulması gereken soru şudur:

“Kıbrıs’ta çözüm mümkün mü?” sorusunun yanında,

“Kıbrıs’ta insanlar çözüm fikrine ne kadar hazır hale geldi?”

Çünkü bazen tarih, liderlerin attığı imzalardan önce sokakta yazılmaya başlar.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu