Hasan HastürerYazarlar

Erhürman, gaile çekmiyor. Gaileyi Hristodulidis çeksin…

16 yıl önce dönemin Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon Kıbrıs’a gelmişti.

16 yıl sonra bu kez BM Genel Sekreteri Antonio Guterres Ada’ya gelecek.

Bir BM Genel Sekreterinin Kıbrıs’a gelişi sıradan bir diplomatik ziyaret değildir.

Doğal olarak, “Kıbrıs sorununda yeni bir şey olur mu?” sorusunu da beraberinde getirir.

***

Hemen şunu belirteyim.

   Her yeni süreç, kendinden önce oluşan ya da var olan  statükonun üzerine inşa edildi.

   1960’ta sömürge dönemi kapandı, Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu.

   Ancak Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumlar, kurulacak devletin temel anlaşmalarını ve anayasasını baştan sona kendileri müzakere etmedi.

 Türkiye, Yunanistan ve İngiltere hazırladı.

   Kıbrıs Türk tarafı adına Dr. Fazıl Küçük, Kıbrıs Rum tarafı adına Makarios imzayı attı.

   Makarios’un anlaşmaları imzalamak istemediği, son gece İngilizlerin bazı görsel malzemelerle baskı yaptığı yıllardır anlatılır.

   Ne kadarı doğru, ne kadarı efsane, kesin konuşamam.

***

1960 Cumhuriyeti anayasal kimliğiyle yalnızca üç yıl yaşayabildi.

21 Aralık 1963 sonrasında Kıbrıslı Türkler devlet yapısının dışına itildi. 103 köy terk edildi. Türk toplumu dar alanlarda, çağdaş yaşam koşullarından uzak biçimde varlığını sürdürmeye çalıştı.

   Makarios, Kıbrıslı Türkleri Cumhuriyet yapısının dışına iterken ENOSİS’e birkaç adım daha yaklaştığını düşünüyordu.

   Ancak toplumların fiilen ayrılmasının bir gün karşılarına çok daha büyük bir siyasi gerçeklik olarak çıkacağını hesaplamadılar.

   1968’de toplumlararası görüşmeler başladı. 1973’e gelindiğinde Rauf Denktaş ile Glafkos Klerides’in önemli ölçüde anlaşmaya vardıkları biliniyor. Üstelik Kıbrıs Türk tarafı, 1960 Anayasası’ndaki bazı haklarının gerisinde kalabilecek bir uzlaşmaya hazırdı.

Makarios ise özellikle anayasanın 185. maddesi ve garanti sistemi konusunda itirazlarını sürdürdü.

Sonuç alınamadı.

***

Ardından 1974 geldi. 1977 Denktaş-Makarios ve 1979 Denktaş-Kiprianu Doruk Anlaşmalarıyla çözümün temel çerçevesi ortaya çıktı…  İki bölgeli, iki toplumlu bir yapı. Federasyon modeli ilk o doruk anlaşmalarında kayda geçti.

Bunu yalnızca coğrafi bir tarif olarak görmüyorum. İki bölge, iki toplum ve iki yönetim gerçeği vardır.

Bugün çözüm aranacaksa, 52 yılda oluşan bu gerçeklik yok sayılarak aranamaz.

***

Guterres geliyor.

   Adadaki statükodan nemalananların, özellikle Rum tarafındaki çözüm karşıtlarının çözüm ihtimalinden rahatsız olmaları şaşırtıcı değildir.

   1974 sonrasında oluşan iki bölgeli, iki toplumlu, iki yönetimli yapının meşru ve kalıcı bir zemine oturtulmasını hep savundum. Tarafların uzlaşacakları, sahiplenecekleri yaşayabilir çözüm modelini savundum ve kabul ettim. Ötesinde kalıpların içinde sıkışmak istemedim.

   Çözümü hep istedim, hep savundum. Çünkü çözümsüzlük belirsizliktir. Belirsizlik ise konjonktür değiştikçe risk üretir.

   Kişisel kazanımlar korunabilir. Ama kişisel kazanımları, rant düzenini korumak adına toplumsal kazanımların ve geleceğin önü kesilemez.

***

   Kıbrıslı Türkler bugün müzakere masasında sıkışmış değildir. Tam tersine, masaya güçlü bir fiili gerçeklikle oturmak avantajlarına sahiptir. Bulunacak çözüm de 52 yılda oluşmuş yapının üzerine inşa edilmek zorundadır.

   Kendimi bildim bileli görüşmeleri savundum. Çünkü masada olmadığınız zaman haklılığınızı anlatamazsınız.

   Rauf Denktaş döneminde masadan uzak kaldığımız zamanlarda Rum tarafının gerçekte ne istediğini dünya yeterince sorgulamadı. Futboldan benzetmeyle… Sahaya çıkmayınca Rum tarafı hükmen galip ilan edildi.

Şimdi Guterres geliyor. Sahada yerimizi ikilemsiz almak gerekir.  İnşallah Guterres,  kulislerde konuşulan görüşleri masaya koyar.  Cumhurbaşkanı olarak Tufan Erhürman, eminim gaile çekmiyor. Gaileyi Hristodulidis çeksin…

   Çözümün zemini 52 yıldır devam eden yapıdır. Nasıl ki biz 21 Aralık 1963 sonrası koşulları çözüm zemini olarak kabul etmiştik, şimdi de Rum tarafı 20 Temmuz 1974 sonrası oluşan koşulları, zemini kabul edecek.

Yarın kaldığım yerden devam edeceğim.

Erhürman, gaile çekmiyor. Gaileyi Hristodulidis çeksin…
Yorum Yap

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu