Derviş DoğanYazarlar

Borç Üstüne Borç…

KKTC’de artık değişmeyen bir yönetim refleksi varsa o da borçlanmaktır. Ne zaman bütçe sıkışsa, ne zaman mali disiplin konuşulsa, ne zaman kaynak yaratma ihtiyacı ortaya çıksa, çözüm yine aynı kapıya çıkıyor: Borç almak.

UBP-DP-YDP Hükümeti şimdi de 6 milyon dolar, 2 milyon euro ve 12 milyon sterlin olmak üzere toplamda yaklaşık 1 milyar 130 milyon TL’lik yeni bir borçlanma için ihaleye çıktı. Burada sorulması gereken temel soru şudur: Bu borçlar ne için alınıyor ve nasıl geri ödenecek?

Bir devlet sürekli borçlanarak ayakta kalamaz. Daha da önemlisi, yeni borçlarla eski borçları kapatmaya çalışmak sürdürülebilir bir maliye politikası değildir. Bu yaklaşım, ekonomik yönetim değil, günü kurtarma çabasıdır. Çünkü borçla faiz ödemek, borçla maaş ödemek veya borçla bütçe açığını kapatmak, sorunu çözmez; sadece geleceğe erteler.

Asıl mesele gelir ve gider dengesini kurabilmektir. Kamu kaynaklarını verimli kullanabilmek, israfı önlemek ve bütçe disiplinini sağlayabilmektir. Ancak görünen o ki hükümet, yapısal reformları hayata geçirmek yerine borçlanmayı kolay bir çıkış yolu olarak görmeye devam ediyor.

Üstelik bu yanlış mali anlayışın bedelini de halk ödüyor. Her yeni borç, gelecekte ödenecek daha yüksek faiz demektir. Her yeni faiz yükü ise eğitimden, sağlıktan, altyapıdan ve sosyal hizmetlerden eksilen kaynaklar anlamına gelir. Bugünün siyasi tercihleri, yarının nesillerine borç olarak bırakılmaktadır.

Daha da düşündürücü olan ise, bu borç düzeninden kazanç sağlayan belirli çevrelerin varlığıdır. Halk kemer sıkarken, bazı kesimlerin kamu kaynakları üzerinden haksız kazanç elde ettiği yönündeki algı giderek güçlenmektedir. Şeffaflığın ve hesap verebilirliğin zayıfladığı bir ortamda bu soruların cevapsız bırakılması mümkün değildir.

Devlet yönetimi kredi kartı mantığıyla yapılamaz. Sürekli limit artırarak mali sorunları çözemezsiniz. Bir noktadan sonra borç yükü, ekonominin taşıyabileceği sınırları aşar ve bunun faturası doğrudan vatandaşa çıkar.

Bugün ihtiyaç duyulan şey yeni bir borçlanma ihalesi değil; mali disiplini esas alan, üretimi teşvik eden, kamu kaynaklarını koruyan ve gelecek nesilleri düşünerek hareket eden bir yönetim anlayışıdır.

Çünkü güçlü devletler borçla değil, güvenle yönetilir. Güven ise ancak hesap verebilirlik, şeffaflık ve mali sorumlulukla inşa edilir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu