Hasan HastürerYazarlar

Yargıtay Asli Yetki Mahkemesi, kolayı tercih etti…

24 Kasım 2025’te yayımlanan yazımın başlığı şuydu: “Yanlış yargı da yargısız infazdır…”

“Yargısız infaza karşı olduğum kadar hatta daha fazlasıyla hatalı, adil olmayan mahkeme kararıyla mahkumiyete, infaza da karşıyım.

Dünya yargı tarihinde hatalı karar örnekleri az değildir. İdam kararının kaldırılmasının nedenlerinden biri, hatalı kararın uygulama sonrasında geri dönüşün olmaması.

Hatalı ya da kamu vicdanıyla örtüşmeyen kararla mahkumiyet, insan haklarına ciddi saldırıdır” diye yazdıktan sonra yazımın akışında şu bölüm yazımın özüydü:

   “Dava içeriği, ya da Fatih Gazioğlu’nun Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesinde 30 yıl hapse mahkum edildiği suçlamayı, insan duymak bile istemez.

   İddia o ki Fatih Gazioğlu, 2009 – 2016 yılları arasında, 3 yaşından 10 yaşına kadar, otizm tanısı konulan oğluna cinsel tacizde bulunmuş…

   Yedi yıl babanın tırnak içinde, ‘Sapıklığını’, eşi, evdeki görevliler dahil, kimse, fark etmemiş. 2016’da eşinden boşanınca konu gündeme gelmiş, herkes, ‘suskunluğu bozup’, ‘bildiklerini’ birleştirmiş.

   Fatih Gazioğlu, boşandıktan sonra da yurt dışına gidip geldi. Hakkında böyle bir şikayet olduğunu duyduktan sonra, polise de savcılığa da gitmiş. Tabii ki iddiayı kesinlikle reddetti.

   1 Aralık 2020’de adaya giriş yaparken tutuklandı. Beş yıl süren tutukluluğuyla birlikte yargılandı. Kimse babanın çocuğuna tacizde bulunduğunu gördüğünü ifade etmemiş.

   31 Temmuz 2025’te Fatih Gazioğlu’nun suçlu bulunduğunu belirtti mahkeme. 14 Ağustos 2025’te de 30 yıl hapis kararı açıklandı.

                                                                           ***

   Bu satırları kimseyi suçlamak için yazmadım.

   Davanın içinde çocuk var diye, mahkeme salonunun kapısı kapatıldı. Dışarıya çıkanlar sınırlı. Ancak konuya azıcık ilgi duyanlar, yargının çok zor bir sınavla karşı olduğunu söylüyor. Kısacası, kamu vicdanı ile mahkemenin 30 yıllık hapis cezası asla örtüşmüyor.”

***

   KKTC Yüksek Mahkeme yargıçları farklı isimlendirmelerle görev yerine getirir.

   Bu görevlerden biri de Yargıtay Asli Yetki Mahkemesi olarak görev yapmaktır.

   Fatih Gazioğlu’nu 30 yıl hapse mahkum eden Ağır Ceza Mahkemesinin kararını ve bir anlamda o kararı veren mahkemenin varlığını geçersiz saymak için açılan davanın kararı önceki  gün Yargıtay Asli Yetki Mahkemesinde Başkan Gülden Çiftçioğlu tarafından okundu.

   Okunması bir saatin üzerinde bir zaman alan karar sonuçta OY BİRLİĞİYLE BAŞVURUNUN REDDİ OLDU.

                                                                         ***

Başvuruyu yapan ve savunan 90 yaşındaki deneyimli avukat Kıvanç Rıza’ydı.

Önceki günkü  kararı da sabırla dinlediğini izlerken aklımdan Yargıtay Asli Yetki Mahkemesine hitabındaki şu sözler geldi:

   “Muhterem Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi, Fatih Gazioğlu’nu 30 sene hapislik cezasıyla betona gömerken, gerçek olmayan (sahte) kaynaklara dayanmış ve bu kaynakları mahkumiyeti desteklemek için kullanmıştır.

   Bir an için böyle bir olayın bizim Mahkemelerimizde değil de yabancı bir Mahkemede gerçekleştiğini düşünelim. Örneğin, bir gün BBC’de İngiltere haberlerini okurken karşımıza bir İngiliz Mahkemesi’nin sahte kaynaklara dayanarak 30 yıl mahkumiyet kararı verdiği haberini görsek ne düşünürüz?

   Hukukta, ilgisiz hususlara dayanılarak bir karar üretilmesi, error of law olarak değerlendirilmektedir. Bu sebeple, Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi, kararını var olmayan, ilgisiz hususlara dayandırmıştır ve açıkça bir error of law mevcuttur.

   Muhterem Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi’nin var olmayan kaynaklara dayanarak masum bir insanı mahkum etmesi hile teşkil etmektedir.”

***

Karar sonrası Kıvanç Rıza’nın şu sözleri espriyle karışık olsa da gerçeği yansıtıyordu. “Mahkeme, haklısınız ama alacağınız yok” dedi.

   Yargıtay Asli Yetki Mahkemesi, “Gidin sorununuzu İstinaf Mahkemesinde halledin” dedi bir anlamda.

   Kolayı mı tercih etti?

   Bence evet…

***

Konuyu takip etmeye başladığım ilk gün görüşüm neyse, önceki günkü  mahkeme kararının sonrasında da değişmedi.

   Ağır Ceza Mahkemesi, 30 yıl hapis kararı öncesinde iki seçenekle karşı karşıyaydı. Ya BERAAT ya da ÇOK AĞIR CEZA.

   Belki yüzde yüz suçlu demek ne kadar zorsa, yüzde yüz suçsuz demek de o kadar zordur. Ancak aradan geçen zaman, tecavüze uğradığı iddia edilen çocuğun otistik olması ve yeterince şahadet katkısı yapamaması, bulguların yetersizliği düşünüldüğünde EKSİKSİZ SUÇLUDUR demek çok zorlaşıyor.

   Bizim Ceza Hukukumuzda, ŞÜPHE SANIĞIN LEYHİNE OLDUĞUNA GÖRE, burada 30 yıl hapis kararı verilirken tüm şüpheler temizlenmiş miydi?

***

Yargıtay Asli Yetki Mahkemesi Fatih Gazioğlu’nu bir kez daha mahkum etmedi. Konunun istinafta ele alınmasına karar verdi.

Ancak burada da bir soru akla geliyor.

   Ortada iki Ağır Ceza Mahkemesi kararı var. Biri, mahkeme salonunda, hukuk kurallarına uygun okunan karar, bir de daha sonra ciddi değişikliklere uğratılarak yazılan ama mahkeme salonunda okunmayan karar.

   İstinafta hangi karar ele alınacak?

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu