Hasan HastürerYazarlar

Doğallık her zaman en güzel sonuçtur

Şöyle bir etrafınıza bakınız…

İnsanların ne kadarı gerçekten kendisiyle barışık? Kendini beğenmişlikle, kendini kabul etmeyi çoğu zaman birbirine karıştırıyoruz. Oysa kendini olduğu gibi kabul etmek, eksikleriyle ve artılarıyla sevebilmek bambaşka bir şeydir.

Bir bebek dünyaya geldiğinde öncelikle sağlıklı olması istenir. Sonra merak edilen sorular gelir. Cinsiyeti… Kime benzediği, göz rengi, saç rengi… Ve çoğu zaman şu soru sorulur: “Güzel mi?”

Güzellik, insan hayatında ilk günden itibaren önem verilen bir unsur olarak karşımıza çıkar. Hatta bebeği kendisine benzetenlerin sayısı da hiç az değildir.

Dünya ekonomisine baktığımız zaman da güzelliğin ne kadar büyük bir sektöre neden olduğunu görürüz. Kozmetik ve güzellik ürünleri üreten şirketlerin yıllık ciro toplamlarını 400 milyar dolarla ifade ediliyor.

Seyahat edenler bunu çok iyi gözlüyor.

Havalimanlarındaki gümrüksüz mağazalarda en fazla ilgi gören bölümlerin başında parfümler, kozmetik ürünleri gelir. İnsanlar güzel görünmek, güzel kokmak ve daha genç görünmek için ciddi harcamalar yapıyor.

Eskiden doğal yöntemler daha yaygındı. Zeytinyağı başta olmak üzere çeşitli tarımsal ürünler cilt bakımında kullanılırdı. Bugün ise güzellik dünyası çok daha farklı bir noktaya geldi.

Estetik operasyonlar, dolgu uygulamaları, lazer tedavileri ve daha birçok yöntem hayatımızın parçası oldu.

Elbette estetik operasyon geçirenlerin sayısı az değil. Ancak operasyon sonrasında pişmanlık yaşayanların da bulunduğunu biliyoruz. Çünkü bazı uygulamalarda geri dönüş kolay olmuyor.

Bu nedenle son yıllarda cerrahi operasyon gerektirmeyen uygulamalara yönelim arttı.

Medikal estetik tam da bu noktada öne çıktı.

İnsanlar aynaya baktıklarında daha iyi hissetmek, yaşın getirdiği izleri biraz hafifletmek ve kendileriyle daha barışık olmak için medikal estetik uzmanlarının kapısını çalıyor.

Bu pazar günü köşemi işte bu konuya ayırdım.

Çünkü mesele yalnızca güzelleşmek değil…

Asıl mesele, aynadaki görüntüyle kavga etmek yerine onunla barış içinde yaşayabilmek. Bu da insanın kendisine vereceği en değerli hediyelerden biridir.

***

Güzel görünme arzusu herhalde insanlık tarihi kadar eski. Pek çok etken özellikle kadınlarda daha güzel görünmeyi dürtüklüyor. Ben de konuyu Medikal Estetik Uzmanı Dr. Merve Öztoprak’la konuştum.

Ben sordum, Dr. Merve Öztoprak yanıtladı…

 

H.HASTÜRER: Öncelikle sizi tanımayan izleyicilerimiz için kendinizden biraz bahsedebilir misiniz?

Dr. Merve Öztoprak: Elbette. Ben Doğu Akdeniz- Marmara Üniversitesi tıp fakültesinden mezun olduktan sonra medikal estetik alanına yönelerek, özellikle yüz estetiği üzerine uzmanlaşma yolunu seçtim ve medikal estetik alanında çalışmaya karar verdim. Londra merkezli saygın bir estetik eğitim kurumu olan Derma Medical bünyesinde, hem temel hem de ileri düzey tekniklerdeki eğitimlerini başarıyla tamamladım ve uzun yıllardır sadece medikal estetik üzerine çalışıyorum. Daha önceden yıllarca Birmingham’da çalıştım. Şimdi ise Girne’de kendi kliniğimde çalışmaya devam ediyorum.

Benim için en önemli konu, hastanın yüzünü değiştirmek değil; yüzünün en iyi halini ortaya çıkarmak. Tedavi yaklaşımımın merkezinde doğal güzelliği öne çıkarmak yer alır; abartıdan uzak, her zaman kişinin yüz anatomisiyle uyum içinde yapılan uygulamalara önem veririm.

 

H.HASTÜRER: Medikal estetik denince aslında ne anlamalıyız?

Dr. Merve Öztoprak: Medikal estetik, cerrahi işlem gerektirmeden yaşlanma belirtilerini azaltmayı, cilt kalitesini artırmayı ve yüzün doğal hatlarını desteklemeyi amaçlayan tıbbi uygulamaların genel adıdır. Botoks, dolgu uygulamaları, cilt yenileyici tedaviler, polinükleotidler, mezoterapiler ve biyostimülan uygulamalar bunların başlıcalarıdır.

Amacımız kişiyi bambaşka biri yapmak değil, daha dinç ve doğal görünmesini sağlamaktır.

 

H.HASTÜRER:  Son yıllarda medikal estetiğe inanılmaz bir ilgi var. Sizce bunun nedeni nedir?

Dr. Merve Öztoprak: Çünkü artık insanlar değişmek istemiyor; genç ve dinç görünmek istiyor.

Eskiden estetik denince insanların aklına büyük değişimler gelirdi. Günümüzde ise tam tersi…

Hasta geliyor ve bana şunu söylüyor:

“Kimse yaptırdığımı anlamasın.”

Aslında bu, bizim de istediğimiz sonuç.

Bir diğer sebep ise teknolojinin gelişmesi. Eskiden sadece cerrahiyle elde edilebilecek bazı sonuçları bugün ameliyatsız yöntemlerle belirli ölçüde sağlayabiliyoruz.

H.HASTÜRER: En çok hangi uygulamalar tercih ediliyor?

Kliniğinizde en sık yaptığınız işlemler hangileri?

Dr. Merve Öztoprak: En sık botulinum toksin uygulamaları, dudak dolgusu, yanak ve çene şekillendirme, göz altı uygulamaları ve cilt kalitesini artıran skin booster tedavileri tercih ediliyor.

Son yıllarda özellikle kolajen üretimini destekleyen biyostimülan tedaviler de oldukça ilgi görüyor. Çünkü bunlar sadece hacim vermek yerine cildin kendi yenilenme mekanizmasını harekete geçirmeyi hedefliyor.

Medikal estetik ile plastik cerrahi arasında nasıl bir fark var?

 

H.HASTÜRER: Medikal estetik ile plastik cerrahi arasında nasıl bir fark var? Çok karıştırılan bir konu bu…

Dr. Merve Öztoprak: Evet, aslında bu iki alan rakip değil.

Birbirini tamamlayan iki farklı alan.

Plastik cerrahi; ameliyat gerektiren, fazla derinin alınabildiği veya dokuların yeniden şekillendirildiği işlemleri kapsıyor.

Biz medikal estetikte ise ameliyat yapmıyoruz.

Enjeksiyonlar ve cilt yenileyici tedavilerle yaşlanmayı yavaşlatmayı, hacim kayıplarını dengelemeyi ve cilt kalitesini artırmayı hedefliyoruz.

Bazı hastalarda en doğru seçenek medikal estetik olurken, bazı hastalarda ise cerrahi daha doğru bir tercih olabilir.

Önemli olan doğru hastaya doğru tedaviyi önermektir.

 

H.HASTÜRER: Bu işlemler güvenli mi?

İnsanların en çok çekindiği konulardan biri de güvenlik.

Dr. Merve Öztoprak: Bu işlemler mutlaka anatomi bilgisine sahip hekimler tarafından, uygun ürünlerle ve doğru teknikle yapılmalıdır.

Her tıbbi işlemde olduğu gibi medikal estetikte de bazı riskler vardır. Ancak doğru hasta seçimi, doğru ürün ve doğru teknikle bu riskler önemli ölçüde azaltılabilir.

Bu nedenle işlem yaptırılacak yer ve uygulayıcı seçimi son derece önemlidir.

 

H.HASTÜRER:  Siz hiç “Bu hastaya işlem yapmayacağım.” dediğiniz oluyor mu? Her isteyen kişiye uygulama yapıyor musunuz?

Dr. Merve Öztoprak: Hayır. Hatta bazen en doğru tedavi hiçbir işlem yapmamaktır.

Eğer hastanın beklentisi gerçekçi değilse ya da istediği uygulamanın yüzüne zarar vereceğini düşünüyorsam bunu açıkça söylüyorum.

Çünkü bizim görevimiz sadece işlem yapmak değil; hastayı doğru yönlendirmek.

 

H.HASTÜRER: Herkes birbirine benzemeye başladı.” Siz buna katılıyor musunuz?

Dr. Merve Öztoprak: Bir dönem gerçekten böyle bir trend vardı.

Çok belirgin dudaklar…

Çok keskin çeneler…

Aşırı hacimli yüzler…

Ama artık dünya genelinde bu anlayış değişiyor.

Şu an en değerli kavram “doğallık.”

Artık hastalar bile bana geliyor ve “Lütfen kimse anlamasın.” diyor.

Bence bu çok sevindirici.

 

H.HASTÜRER: Son zamanlarda “Ozempic yüzü” diye bir kavram duyuyoruz. Gerçekten böyle bir durum var mı? Ozempic kullananlarda yüz gerçekten çöküyor mu?

Dr. Merve Öztoprak: Evet, aslında bu tıbbi olarak mümkün bir durum. Ancak bunun nedeni ilacın kendisi değil, hızlı kilo kaybıdır.

Yüzümüzde yaş aldıkça zaten yağ dokusunda azalma olur. Buna hızlı kilo kaybı da eklendiğinde yanaklarda hacim kaybı, şakaklarda çökme ve ciltte gevşeme görülebilir.

Bu durum herkeste olmaz ve ilacı kullanan herkes aynı sonucu yaşamaz. Kilo verme hızı, yaş ve cilt yapısı da önemli faktörlerdir.

Böyle hastalarda amacımız yüzü eski halinden daha büyük göstermek değil; kaybedilen dengeyi doğal şekilde geri kazandırmaktır.

 

H.HASTÜRER: Artık 20’li yaşlarda bile botoks yaptıranları görüyoruz. Bu sizce doğru mu?

Dr. Merve Öztoprak: Her 20 yaşındaki kişinin botoksa ihtiyacı olduğunu söylemek doğru olmaz.

Ancak bazı kişilerde mimikler çok güçlüdür ve daha genç yaşlarda kırışıklıklar oluşmaya başlayabilir. Böyle durumlarda düşük dozlarla yapılan koruyucu uygulamalar uygun olabilir.

Burada önemli olan yaş değil, kişinin kas yapısı, mimikleri ve ihtiyacıdır.

 

H.HASTÜRER: Son dönemde “Baby Botoks” çok konuşuluyor. Gerçekten farklı bir uygulama mı?

Dr. Merve Öztoprak: Aslında kullanılan ürün farklı değil.

“Baby Botoks” dediğimiz yaklaşım, daha düşük dozlarla mimikleri tamamen durdurmadan doğal bir görünüm elde etmeyi hedefleyen bir uygulama şeklidir.

Özellikle ilk kez botoks yaptıracak kişiler tarafından sık tercih ediliyor.

 

H.HASTÜRER: Halk arasında “Bir kez yaptırınca sürekli yaptırmak istiyorsun.” gibi bir düşünce var. Dudak dolgusu bağımlılık yapıyor mu?

Siz buna katılıyor musunuz?

Dr. Merve Öztoprak: Fizyolojik anlamda bir bağımlılık söz konusu değil.

Ancak kişi yeni görünümünü beğendiği için etkisi azaldığında tekrar yaptırmak isteyebilir. Bu durum saç boyatmak ya da diş temizliği yaptırmak gibi estetik bakım alışkanlığına benzetilebilir.

Burada önemli olan gereksiz yere sık uygulama yapmamak ve doğal sınırları korumaktır.

 

H.HASTÜRER: Sosyal medyada tek seansta 10 yaş gençleştiğini iddia eden videolar görüyoruz. Sosyal medyada gördüğümüz “mucize” işlemler gerçek mi?

Dr. Merve Öztoprak: Sosyal medyada bazen ışık, makyaj, filtre ve kamera açıları sonucu olduğundan çok farklı gösterebiliyor.

Medikal estetik sihir değildir.

Doğru planlandığında çok güzel sonuçlar alınabilir ama her uygulamanın bir sınırı vardır. Gerçekçi beklentiler hem hasta memnuniyeti hem de güvenli tedavi açısından çok önemlidir.

 

H.HASTÜRER: Yaz aylarında botoks ve dolgu yaptırılabilir mi? Yaz geldiğinde insanlar bu işlemleri ertelemeli mi?

Dr. Merve Öztoprak: Hayır. Yaz aylarında da botoks ve dolgu güvenle uygulanabilir.

Sadece işlem sonrası ilk 24-48 saat aşırı sıcak ortamlar, yoğun güneş maruziyeti ve çok ağır egzersizlerden kaçınmak faydalıdır.

Düzenli güneş koruyucu kullanımı ise her mevsimde olduğu gibi yazın da çok önemlidir.

H.HASTÜRER: Son yıllarda erkek hastalarda da ciddi bir artış var. Bunun nedeni nedir?

Dr. Merve Öztoprak: Çünkü erkekler de artık daha dinç ve bakımlı görünmek istiyor.

Eskiden bu konular daha çok kadınlarla ilişkilendirilirdi ama artık iş hayatında ve sosyal yaşamda erkekler de kendilerine yatırım yapıyor.

En sık tercih edilen uygulamalar; botulinum toksin, çene hattını belirginleştirme, aşırı terleme tedavisi ve cilt kalitesini artıran uygulamalar oluyor.

 

H.HASTÜRER: Medikal estetikte sizi en çok mutlu eden cümle nedir? Hastalarınızdan duyduğunuz en güzel yorum hangisi?

Dr. Merve Öztoprak: Sanırım en çok şu cümleyi duyduğumda mutlu oluyorum:

“Herkes bana tatilden mi geldin, çok dinlenmiş görünüyorsun dedi ama kimse ne yaptırdığımı anlamadı.”

Bence başarılı medikal estetik tam olarak budur.

İnsanların dikkati yapılan işleme değil, kişinin sağlıklı ve doğal görünümüne yönelmelidir.

 

H.HASTÜRER: En çok duyduğumuz cümlelerden biri de şu: “Botoks sonuçta zehir değil mi?”

Dr. Merve Öztoprak: Botoksun etken maddesi çok yüksek dozlarda toksik özellik gösterebilir. Ancak tıpta kullanılan dozlar son derece düşüktür ve yıllardır nöroloji, göz hastalıkları, fizik tedavi ve medikal estetik gibi birçok alanda güvenle kullanılmaktadır.

Önemli olan doğru ürünün, doğru dozda ve doğru teknikle uygulanmasıdır.

 

H.HASTÜRER: Halk arasında “Dolgu hiç erimiyor.” gibi söylemler var. Dolgu ömür boyu yüzde kalır mı? Bu doğru mu?

Dr. Merve Öztoprak: Kullandığımız hyalüronik asit dolgular zamanla vücut tarafından doğal olarak parçalanır. Kalıcılık süresi kullanılan ürüne, uygulama bölgesine ve kişinin metabolizmasına göre değişebilir.

Yani genel olarak dolgular kalıcı değildir. Ancak bazı bölgelerde etkileri beklenenden daha uzun sürebilir.

 

H.HASTÜRER: Son dönemde kolajen ürünleri çok popüler. Kolajen takviyeleri gerçekten işe yarıyor mu? Gerçekten faydalılar mı?

Dr. Merve Öztoprak: Kolajen takviyeleri bazı kişilerde cilt nemi ve elastikiyeti üzerinde olumlu katkılar sağlayabilir. Ancak tek başına mucize bir çözüm değildir.

Kolajen üretimini etkileyen en önemli faktörler; güneşten korunmak, dengeli beslenmek, sigara kullanmamak ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıdır.

Gerektiğinde medikal estetik uygulamalarıyla birlikte planlandığında daha etkili sonuçlar alınabilir.

H.HASTÜRER: Meslek hayatınız boyunca en sık karşılaştığınız yanlış nedir?

Dr. Merve Öztoprak: Bence en büyük hata, kişinin kendi yüzünü başka biriyle kıyaslaması.

Bir fotoğraf gösterip “Ben de böyle olmak istiyorum.” diyen hastalar olabiliyor.

Oysa her yüzün kemik yapısı, cilt kalitesi ve mimikleri farklıdır. Aynı işlemi herkese uygulamak doğru değildir.

Bizim hedefimiz kişiyi başkasına benzetmek değil, kendi yüzünün en iyi versiyonunu ortaya çıkarmaktır.

 

H.HASTÜRER: Son olarak, ilk kez medikal estetik yaptırmayı düşünen izleyicilerimize ne önerirsiniz?

Dr. Merve Öztoprak: Öncelikle acele karar vermesinler.

Sosyal medyada gördükleri fotoğraflara göre değil, güven duydukları bir hekimle yüz yüze değerlendirme yaparak karar versinler.

İyi bir medikal estetik uygulaması dikkat çekmez; sadece kişinin daha dinç, daha sağlıklı ve daha mutlu görünmesini sağlar.

Doğallık her zaman en güzel sonuçtur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu