Cenk UZUNOĞLUYazarlar

Yalakalık ile isyankârlık arasında…

KKTC’de siyaset yoluyla yaşananlara seçim sathına girildiğindeki yaklaşımı, İstanbul’da deprem olasılığı ile ilgili geniş bir kesiminin yaklaşımına benzetiyorum.

Anlatayım.

İstanbul’da sokağa çıkıp rastgele karşınıza çıkanlara ‘’İstanbul’da büyük bir deprem olacak mı?’’ diye sorsanız ‘’evet olacak’’ derler.

Önlem aldınız mı, ne yapıyorsunuz diye soracak olursunuz.

Bizim mahalleyi, apartmanı etkileyeceği nereden belli diye yan mahallenin veya apartmanın önlem almasını beklerler. Herkesin kafasında önlem alınması gereken ikamet ettikleri değil başka bir mahalle ve yerleşim yeridir. Depremin bizi evde yakalayacağını nereden biliyorsunuza kadar yolu var argümanların. Neredeyse ayni apartmanda bile ben değil komşum depreme karşı önlem alsın diyecekler!

Depremin getireceği yıkım hayati bir risk taşısa da önlem almak da maddi açıdan başka bir belirsizliği getiriyor. Fiili durumun yarattığı endişe kafaları meşgul etse de önlem almak için yola çıkmanın getireceği belirsizlik de alışılagelen ‘’konfor’’ alanından çıkmayı gerektiriyor. Ya yıkım kararı almanın getireceği yeni belirsizlik bizi çok daha kötü duruma sokarsa diye endişe kaynağı oluyor.

Bunun sonucunda da kendi ve sevdiklerinin hayatı söz konusu olsa da ben değil başkası başlatsın ve yapsın hâkim yaklaşım ve bakiye sonuç olarak ortaya çıkıyor.

Kurulu olan yapıda, risk taşıyan çürümüşlük de olsa bir denge olduğu için,kurulu olanı içeriden tamir ederek düzeltmek, zor iştir. Kuzeydeki iç siyaset ve devlet yönetimindeki düzeni, içine toplumun geniş bir kesimini de alarak İstanbul’daki deprem riskine karşı yaklaşıma bundan dolayı benzetiyorum.

KKTC’de giderek kötü yönetimden kötülüklerin yönetimine karşı muhalefet edenlerin önündeki en büyük engel ben değil komşum sandıkta mesaj versindiyen yüzen seçmen kesimdir. Bu kesim hareket ettiğinde kazananın bile şaştığı nasıl bir sonuç ortaya çıkardığını geçen sonbahardaki seçimde gördük.

Seçmen, iktidarı, popülist söylemin ötesinde bir teklifi olana verir, teklife icabet edene değil.

Muhalefet, iktidarın kurduğu oyuna doğru hamleyi bulmak yerine, iyi düşünülmüş kendi planını ortaya koymalı.

‘’Fırsat olursa yalakalık yaparak, olmazsa isyankârlık yaparak kendi çıkarımı kovalarım’’ yaklaşımı ancak o zaman ortadan kalkar ve genel kabul görmüş temel sevk ve idare doğruları konuşulmaya başlanır.

Seçilerek bir şey olma derdindeki siyasetçinin pusulası geçen haftaki anket olabilir.

Bir şey olma değil, toplum için fark yaratarak bir şeyi başarma derdindeki siyasi hareketlerin pusula istikameti uçtan uca iyi düşünülmüş plan olmalı. Bu teklif genel kabul görmüş sevk ve idare prensiplerinden ödün vermeyen iyi bir yönetim vaadini içermek zorundadır.

Yalakalık ile isyankârlık arasındaki toplumsal gelgit ile ben değil komşum pazar günü sandıkta gereken mesajıversin yaklaşımları bir ihtimal ancak o zaman geriletebilir.

Netice itibariyle bir günde bu çukura girilmedi.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu