Cenk UZUNOĞLUYazarlar

‘’Erik ağacı’’

Erik ağacı doğanın en kolay gaza gelen canlılarından biridir.

 

Yıllara dayalı yaptığım gözlemden biliyorum.

 

Anlatayım.

 

Bizim evin bahçesinde iki yeşil, iki tane de kırmızı erik ağacımız var.

 

Kış çıkışı ilkbaharın daha ilk günlerindeki ısıdaki en ufak bir artışa aldanıp hemen çiçek açar erik ağacı. Hatta ilk çiçek açan odur diyebilirim.

 

Çiçek açınca, geç karşısına seyret o kadar güzel ve umut verici ki.

 

Allah’ım dersin o kadar budama, çapalama, sulama, ilaçlamadan ve kışın sert esen rüzgardan kardan koruma önlemlerinden sonra en nihayet bu sene tamamdır.

 

Bu kadar çiçek açtı bu sene kim yiyecek bu kadar eriği diye de matematiği olmayan hesap yaparsın. En nihayet turnayı gözünden vurduk, erik reçeli bile yaparız diye rüyalara dalıp gidersin.

 

Ama arkasından gelen hafif soğuk ve bir gece bastıran don ile her sene ayni film sahnelenmiş oluyor gözümün önünde.

 

Dur hele hemen tüm çiçeklerini açma demeye kalmadan her sene ayni hüsran.

 

Malumunuzdur siyaset dahil hayatın doğal akışında tanık olduklarımız doğada da yaşanıyor diye bir söylem ve inanış var.

 

Kıbrıs sorunu çözüm sürecinin tabiattaki karşılığı erik ağacının bize yaşattığı gibi.

 

En ufak kıpırdanmada gaza gelip “çiçek açmaya” meyilli diğer bir canlı türü de her seferinde bu sefer oldu olacak diyen “ille de federal çözüm” yanlıları değil mi?

 

Yıllarca aşağıdan yukarıya bir çözümün mümkün olduğunu düşünüp bunun dışarıdan engellendiğini bırakılsa Kıbrıs Türkü ve Rum’unun bu sorunu çözeceğini söyleyenler de gelip geçti.

 

60 yıla yaklaşmış olsa da büyük umutla başlayıp başarısız sonuçlanan her denemenin çözümsüzlüğü pekiştirdiğini yaşayarak öğrendik. Gelinen noktada adanın iki kesiminde de demografik bir kilitlenme ile karşı karşıyayız. Demokrasinin sandık sonuçlarına bakıp yorum yapmak yeterli değil. Demokrasi değil geçen sürede demografi galip geldi. Bunu da ilk ve en iyi anlayan sanırım Erhürman oldu.

 

“’Bu sefer tamamdır’’ diye her ayağa kalktığımızda altımızdan bir sandalye daha alındığının farkında olan Erhürman var.

 

Erhürman’ın üslubundaki temkinliliğe rağmen, etrafında konjonktür değişiyor diye hala daha en ufak ısı artışından medet umarak “çiçek açmaya” meyil edenler var. Halbuki masadaki ‘’mal’’ içeride ve dışarıda okuyup duyduklarımıza göre aynı ‘’maldır’’.

 

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu