Kıbrıs Sorunu Bir “Dengesizlik” Sorunudur

Kıbrıs’ta taraflar arasında yaşanan ve adına “sorun” denilen meselenin adı bugüne kadar çok farklı şekilde konulmuştur.
Soruna, toprak meselesi diyen de olmuştur, yönetim ve güç paylaşımı sorunu diyen de.
Ama bugüne kadar çözmek mümkün olmamıştır.
Çünkü sorun ile anlaşmazlık arasındaki fark görmezden gelinmiştir.
Toprak olsun, yönetim ve güç paylaşımı olsun diğer tüm meseleler sorunun kendisi değildir.
Bunlar sorun neticesinde oluşan diğer anlaşmazlık noktalarıdır.
Bunları birbirinden ayırmadıkça sorun dediğimiz şeyi çözmek de mümkün olmayacaktır.
Bu karışıklık belki bilerek belki de bilmeden uluslararası toplum tarafından yıllardır sürdürülmektedir.
Kıbrıs Cumhuriyeti 1960 yılında uluslararası baskılar neticesinde “şimdilik” denilip kabul edilmiş zorlama bir anlaşmadır.
Kıbrıs’taki taraflar arasında dengeyi bozan, azınlık-çoğunluk gibi son derece tehlikeli bir anlayışı hakim kılan bir anlaşmadır.
Türkiye Kıbrıs’taki Türklerin varlığının ilk kez kabul edildiği bir anlaşma olması, Yunanistan ise bir sonraki adıma olanak sağlayacak olması nedeniyle kabul etmiştir.
İngiltere ise hepimizin malumu olduğu üzere hakimiyetini mümkün kılacak kaosu hazırlayacak olması nedeniyle kabul etmiştir.
Zaten hazırlayan da ABD ile birlikte kendisidir.
Kıbrıs Cumhuriyeti taraflar arasındaki dengeleri bozan, eşitsizliği daim kılan bir anlaşmadır.
O nedenle de yürümemiştir.
Kıbrıs’ta taraflar arasında bugüne kadar devam etmiş olan sorunun temeli de budur.
Eşitsizlik..!
Eşitsizlik sürdüğü müddetçe Kıbrıs sorununun çözümü asla mümkün olmayacaktır.
Soruna doğru teşhis konulmadıkça varılacak tüm sonuçlar çözüm değil geçişi statüler olacaktır.
İki taraf arasındaki dengeleri bozan, eşitsizlik yaratan ilk vaka olan Kıbrıs Cumhuriyeti sonrasında ikinci büyük vaka Avrupa Birliği üyeliği olmuştur.
Avrupa Birliği Kıbrıs’taki taraflar arasında yeni bir eşitsizlik durumu yaratmış ve bunu halen devam ettirmektedir.
Hal böyleyken bugün bir kez daha AB’yi taraf olarak kabul etmek çözüm arayışlarına dahil etmek, bir cinayeti katilin verdiği akılla çözmekle eşdeğerdir.
Kıbrıs’ta taraflar arasındaki eşitsizlik sona ermeden çözüme ulaşılamayacağını herkesin kabul ettiği gün ileriye doğru gerçek adımın atıldığı gün olacaktır.


