Hasan HastürerYazarlar

İsrail, Türkiye’ye karşı savaşı göze alamaz…

Türk tarafının itirazlarına rağmen Güney Kıbrıs, Doğu Akdeniz’de münhasır ekonomik bölge sınırlandırmalarına gitmişti.

Eylül 2011’de Noble Energy, 12. parselde ilk sondaj çalışmasına başlamıştı.

Bölgemiz açısından alışık olmadığımız yeni bir dönemdi bu.

Türkiye’nin tepkisi vardı. Doğal olarak sondaj çalışmalarının güvenliği de tartışılıyordu. O günlerde, sondaj güvenliğini İsrail’in sağlayacağı iddiası yüksek sesle seslendirilmeye başlanmıştı.

***

Tam o günlerde ilginç bir telefon aldım.

O güne kadar hiçbir iletişimim olmayan Güney Lefkoşa’daki İsrail Büyükelçiliği’nden aranıyordum.

Görüşmeye davet edildim. İki gazeteci arkadaşımla gittik.

Hayatımda gördüğüm en yüksek güvenlik önlemlerinin olduğu diplomatik yapılardan biriydi.

Davetli olmamıza rağmen güvenlik görevlileri ayakkabılarımızı aldı, içeri götürdü. Bir süre sonra geri getirdiler.

Her koşulda espri yapma alışkanlığım vardır. “Ben boyayıp getireceğinizi sanmıştım” dedim.

Biz güldük… Onlar gülmedi…

Toplantı salonuna geçtik.

Pencere yoktu. Gün ışığı, şeffaf cam tuğlalardan süzülüyordu. Duvarların güvenlik açısından özel olduğu çok belliydi.

Daha “hoş geldiniz, hoş bulduk” faslı bitmeden, bize çok açık bir kural söylendi:

“Bu toplantı kayıt dışıdır. Yalnızca konuşulanlar değil, toplantının kendisi de yoktur. Burada söylenenler kaynak gösterilerek veya gösterilmeden yazılamaz.”

İçimden sordum:

“Yazmayacaksak, konuşmayacaksak bizi neden çağırdınız?”

Toplantı kısa sürmedi.

Biz sorduk, onlar yanıtladı. Onlar da bize sorular sordular.

Gazetecilik deneyimimle söylenen sözcüklerden çok, verilmek istenen mesajı anlamaya çalıştım.

Toplantı bittiğinde beynime iki cümle yazmıştım.

Bir: İsrail kendi çıkarı dışında, başka bir ülkenin çıkarı için bir mermi bile sıkmaz.

İki: Türkiye, İsrail açısından stratejik öneme sahip bir ülkedir. Türkiye bölgede İsrail olmadan ciddi güvenlik sorunu olmadan varlığını sürdürebilir. Ancak İsrail’in Türkiye’yi bütünüyle karşısına almasının güvenlik ve stratejik maliyeti çok daha ağırdır.

***

Aradan yıllar geçti. Bölgede çok şey değişti. Gazze yaşandı, yaşanıyor…

İran-İsrail çatışması yaşandı.

Türkiye-İsrail ilişkileri çok ciddi gerilimlerden geçti ya da geçiyor.

Ama ben 15 yıl önceki gözlemlerimi, dinlendiklerimi unutmadım. O günkü değerlendirmem de değişmedi.

İsrail, bana göre Orta Doğu’nun küçük ABD’sidir.

Zaman zaman ABD’nin başını ağrıtır. Ancak Washington’ın görmek istemeyeceği senaryoların başında Türkiye ile İsrail’in sıcak çatışmaya sürüklenmesi gelir.

Çünkü Türkiye Hamas değildir.

İran da değildir.

Türkiye NATO üyesidir, büyük bir askeri güçtür ve bölgesel dengelerin temel aktörlerinden biridir.

İsrail ile Türkiye arasında çıkacak bir savaş yalnızca iki ülkenin savaşı olarak kalmaz.

NATO’dan Washington’a, Doğu Akdeniz’den Orta Doğu’ya kadar bütün dengeleri sarsar.

Bu nedenle Netanyahu’nun siyasi geleceğini kurtarmak adına Türkiye ile bir savaş denemesine girişebileceğini söyleyenlere ihtiyatla yaklaşıyorum.

İsrail açısından böyle bir hamle deneme olmaz, kumar olur.

Hem de masadaki potun inanılmaz yüksek olduğu bir kumar.

ABD, İran’la çatışmada İsrail’in yanında durabilir.

Peki Türkiye’ye karşı aynı rahatlıkla savaşın parçası olabilir mi?

Sorunun kendisi bile yanıtını içinde taşıyor. Olamaz.

Netanyahu,  geçmiş dans tecrübelerine güvenebilir.

Ama dans edeceğiniz kişi değişirse, bildiğiniz bütün figürler işe yaramayabilir.

Türkiye’ye karşı kolay kolay böyle bir çılgınlığa girişileceğini düşünmüyorum. Girişilirse de sonuç yalnızca İsrail açısından değil, İsrail’i koşulsuz destekleyenler açısından da ağır olur.

Çünkü uluslararası ilişkilerde bazen karşınızdakini küçümsemenin bedeli, boyunuzun ölçüsünü almak olur.

…. Sonuç, İsrail, Türkiye’ye karşı savaşı göze alamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu