Köfünye, yalnız güzel çocukluk anılarım değildir…

Küçük Kaymaklı doğumluyum.
Şimdi Lefkoşa’nın bir mahallesi. Ama biz 25 Aralık 1963’te göç edene kadar Lefkoşa’nın dibinde bir köy derdik.
Kendimi bildiğim ilk çocukluk yıllarımdan başlayarak yaz tatillerinde anacığımın köyü Köfünye’ye giderdim. Avluda ilk kez orada yattım. Köydeki yeğenlerimle yıldızları sayardık. Eşeğe ilk kez orada bindim. Eşekten ilk kez orada düştüm.
Kendimi ağırlıkla Küçük Kaymaklılı kabul etsem de bir yanım hep Köfünyeli, sonraki adıyla Geçitkalelidir.
Dün yeniden gittim Köfünye’ye…
Yol boyunca çocukluğum benimleydi.
Lefkoşa-Limasol ana yolu üzerinde Bebek Bar vardı. Rumlar yolculuklarında İskarino’da, KıbrıslıTürkler Bebek Bar’da mola verirdi. Toprak futbol sahasında yapılan panayırları da hatırlıyorum.
Ama Köfünye , yalnız güzel çocukluk anılarım değildir.
15 Kasım 1967’nin yüreğimde bıraktığı çok derin bir yara da vardır.
18 yaşından küçük yeğenlerim Kasım, Mehmet, Mustafa ve Hüseyin, 20 diğer Kıbrıslı Türk’le birlikte Rum-Yunan birliklerinin saldırısında yaşamlarını yitirmişti.
Mehmet Emin’i öldürdükten sonra sokak ortasında yakmışlardı. O günü yaşayan büyüklerimiz anlatırken yüzleri değişirdi. İnsan yanmasının kokusunu hayatlarında belki yalnızca bir kez duymuşlardı ama o koku belleklerinden hiç çıkmamıştı.
Dün köye yaklaşırken bütün bunlar aklımdan geçti.
İlk durağım Bebek Bar oldu. Çocukluğumun o kıpır kıpır mekânından eser yoktu. Kapılar, pencereler sımsıkı tahtalarla kapatılmıştı.
BEBEK BAR…
Köye girdim.
Ana yol üzerindeki evlerin kimi yenilenmiş, kimilerinin yerine yenileri yapılmıştı. Köyün içinde cami ve birkaç yapı dışında benim anılarımın tanıdığı binaların hiçbiri yoktu. Dedemin ya da yeğenlerimin evleri de yok edilmişti.. Cami yerinde… Ortadaki küçük kahve… Tepedeki okul… Sinema… Köyün bana göre yüzde sekseninde evler yıkılmış…

1974 ÖNCESİ GEÇİTKALE (KÖFÜNYE), KÖY MERKEZİ
***
Arabamı doğuya doğru sürdüm.
Bir kilise gördüm.
Geçitkale’de kilise olduğunu bilmiyordum.
Önünde durdum.
Panagia Kofinou Kilisesi…
Fotoğrafını çektim.
Sonra biraz geriye çekilip baktım.
Taşlara baktım.
Duvarlara baktım.
Ve ister istemez Kıbrıs’ı düşündüm.
PANAGİA KOFİNOU KİLİSESİ…
Çünkü Kıbrıs’ta bazen bir taş, insana kalın tarih kitaplarından daha fazlasını anlatır.
Bugün ayakta duran kilisenin geçmişi yaklaşık bin yıl öncesine uzanıyor.
Ama mesele bununla da bitmiyor.
Kilisenin çevresinde yapılan arkeolojik kazılar, aynı yerde 7. yüzyıla kadar uzanan erken Bizans dönemine ait daha büyük bir bazilikanın bulunduğunu ortaya çıkarmış.
Demek ki benim birkaç dakika durup baktığım yerde insanlar yaklaşık 1400 yıl önce ibadet ediyordu.
Düşünebiliyor musunuz?
Devletler değişmiş.
Yönetimler değişmiş.
İnsanlar değişmiş.
Diller değişmiş.
Ama bazı taşlar kalmış.
***
KÖFÜNYE’DE YÜRÜDÜN ANILARI TAZELEDİM
Sonra Köfünye’nin daha yakın tarihini düşündüm.
Biz Kıbrıslı Türkler için Köfünye denildiği zaman akla öncelikle kilise gelmez.
1967 gelir.
15 Kasım 1967…
Kıbrıs Türk yakın tarihinin acı sayfalarından biridir.
Köfünye (Geçitkale) ve yakınındaki Aytotoro, (Boğaziçi) bölgesinde yaşanan çatışmalar, yalnızca birkaç köyün meselesi olarak kalmamış, Türkiye ile Yunanistan’ı savaşın eşiğine kadar getiren ciddi bir krize dönüşmüştü. ABD’nin diplomatik girişimlerinin ardından Yunanistan, adadaki binlerce askerini geri çekmeyi ve Grivas’ı Kıbrıs’tan çıkarmayı kabul etmişti. Devamında Kıbrıslı Türkleri kuşatma altında tutulduğu bölgelere giriş çıkışlarda Rumlar barikat esnekliği göstermişti. Toplumlararası görüşmeler de o “yumuşamanın” sonrasında başlamıştı.
***
İnsanlar öldü.
Evler boşaldı.
Korku yaşandı.
Kıbrıs’ın zaten yara almış toplumlararası güveni bir kez daha ağır darbe almıştı sonuçta.
***
1974 geldiğinde ise Kıbrıs’ın nüfus haritası çok daha köklü biçimde değişti.
Köfünye’nin Kıbrıslı Türkleri kuzeye geçti. İnsanlar doğdukları, büyüdükleri, anılarının olduğu topraklardan ayrıldı. Yanlarında götürebildikleri yalnızca eşyaları değildi.
Köylerinin adını da götürdüler. Geçitkale adı kuzeyde yaşamaya devam ediyor.
İşte kilisenin önünde bütün bunları düşündüm.
Belki de Kıbrıs sorununun en büyük yanlışlarından biri tarihi yalnızca kendi başladığımız tarihten itibaren okumaktır.
Rumlar 1974’ten başlatırsa eksik okur. Bizler yalnızca 1963’ten başlatırsak o da eksik okur.
Çünkü Kıbrıs adası hepimizden yaşlıdır. Hem de çok yaşlı…
Bizden önce yaşayanların ibadethaneleri var.
Mezarları var.
Evleri var.
Acıları var.
Sevinçleri var.
Kıbrıs’ın toprağını biraz kazdığınız zaman yalnız taş çıkmaz.
Tarih çıkar.
Panagia Kofinou Kilisesi restore edilmiş. Avrupa Birliği katkısıyla yüz binlerce Euro harcanmış. Duvarları korunmuş. Freskleri temizlenmiş.
Çevresindeki arkeolojik kalıntılar ortaya çıkarılmış.
Bence doğru yapılmış. Çünkü kültürel mirasın dini ve milliyeti olmaz.
Bir cami Rum bölgesinde kaldığı zaman Rumların koruması gereken insanlık mirasıdır.
Bir kilise Türk bölgesinde kaldığı zaman bizim korumamız gereken insanlık mirasıdır.
Bunu başarabilirsek belki Kıbrıs’ta birbirimizi anlamaya da biraz yaklaşırız. Tabii başta AB Rumların kültürel miraslarına yaptığı katkıyı Kıbrıslı Türklerin tarihin derinliklerinden gelen miraslarına da yapmalıdır.
Köfünye’de o eski kilisenin önünden ayrılırken son kez dönüp baktım.
Aklımdan tek bir düşünce geçti insanlar birbirleriyle kavga ediyor, sınırlar çiziyor, yer değiştiriyor…Taşlar ise oldukları yerde kalıp bizim hikâyemizi anlatmaya devam ediyor.
***
Köyün 1974 sonrası sakinleriyle de konuştum.
Esentepe kökenli bir Rum… Geçitkale’nin tarihini neredeyse hiç bilmediğini söyledi. Öğrenmek için bana sorular sordu.
Bir başka aile… 1974 sonrası maddi katkılarla yaratılan Yeni Köfünye bölgesinde… Adam Karaağaç, kadın Sınırüstü, Singerasili… Adam,” Ben artık Köfünyeliyim” derken, kadın, “Asla Köfünyeli değilim. Ben Singrasiliyim. Köyümü asla unutmayacağım” dedi.
Sonrasında arabamı geri Lefkoşa’ya sürdüm… Kafamda yeni sorgulanacak verilerle…

1974 SONRASI KUZEYDEN GÖÇ EDİP, KÖFÜNYE’YE YERLEŞEN RUMLARA YAPILAN KONUTLARLA FARKLI BİR KÖFÜNYE VAR ETTİLER…



