Seçim kazanmak, kimseye toplumun sahibi olma hakkı vermez.

Sosyal Medya ya da iletişim teknolojisindeki müthiş gelişme dünyayı küçültürken yalnızlığı darbeledi. Yaşadıklarımızı çağrıştıran toplumsal dürtülerin, şiddalamaların başka ülkelerde nasıl sonuçlar yaşattığını görme olanağımız var artık.
***
Konum Sırbistan’da 25 Ekim’de yapılan parlamento seçimleri.
Sırbistan’daki seçimlere bakarken yalnızca kimin kazandığını, kimin kaybettiğini konuşursak asıl meseleyi kaçırırız.
25 Ekim’deki parlamento seçiminde öğrencilerin desteklediği liste kazandı. Aleksandar Vuçiç de yenilgiyi kabul etti. Yıllardır siyasetin merkezinde duran bir ismin, gençlerin öncülüğünde gelişen hareket karşısında gerilemesi başlı başına önemlidir.

***
Ancak esas dikkat çeken, sandıktan önce yaşananlardır.
Novi Sad’daki tren istasyonunda 2024 yılında bir sundurmanın çökmesi sonucu 16 kişi yaşamını yitirdi. Felaketin ardından başlayan protestolarda öğrenciler, yolsuzluk ve ihmallerle ilgili hesap sorulmasını istedi.
Bir yapının çökmesi, toplumun yönetenlere duyduğu güvenin de çökmesine dönüşebiliyor.
Ölenlerin ardından üzülmek yetmiyor.
İnsanlar, “Neden öldüler?” sorusuna yanıt bekliyor.
O soruyu geçiştirdiğinizde, sorumluluğu dağıttığınızda, hesap vermekten kaçındığınızda acının yanına öfkeyi de koyuyorsunuz.
Sırbistan seçiminden çıkardığım ilk ders budur.
***
Toplumların sabrı sınırsız değildir. Sınırsız olmamalıdır.
Sessizliklerini onay, gündelik hayatlarını sürdürmelerini memnuniyet sananlar bir gün şaşırır.
Oysa şaşıracak bir şey yoktur.
Birikeni görmemişlerdir.
***
Özellikle insan hakları ve demokraside gelişmemiş toplumlarda gençler için sık kullanılan bir söz vardır: “Bunlar siyasetten anlamaz.”
Siyasetten anlamak ne demektir?
Aynı isimlerin arasında yıllarca dolaşmak mı? Parti binalarında kimin kime yakın olduğunu bilmek mi? Makamların nasıl paylaştırıldığını gombina alt yapısını ezberlemek mi?
Gençler, kendi gelecekleri hakkında söz söyleyebildiklerini gördüklerinde, siyasetin alanını genişletir.
Sırbistan’daki sonuç, bu sahiplenmenin sandıktaki karşılığıdır.
Buradan her gençlik hareketinin kendiliğinden başarılı olacağı sonucu çıkar mı?
Çıkmaz.
İtirazı ortaklaştırmakla ülke yönetmek aynı şey değildir.
Nitekim seçim sonrasında yeni hükümeti kimin yöneteceği, önemli görevlerin nasıl paylaşılacağı ve vaatlerin nasıl uygulanacağı konusunda belirsizlikler sürüyor.
Sırbistan’da asıl sınav şimdi başlayacak.
Yolsuzluğa karşı çıkarken kendi yakınlarını korumayacaklar. Liyakat isterken kendilerine sadakati ölçü yapmayacaklar. Özgürlük savunurken kendilerini eleştirenlerin sesini kısmayacaklar.
Muhalefette savunduğunuz ilkenin değeri, iktidarda işinize gelmediği zaman belli olur.
Her fırsatta altını çizerim bir insanın ya da siyasi hareketin karakterini, yalnızca güçsüzken söylediklerinden anlayamazsınız. Gücü eline aldığında ne yaptığına da bakacaksınız.
***
Bizim buralardan bakınca da çıkarılacak dersler var.
Gençleri kavşaklarda bayrak sallayan, fondaki kalabalık olarak görmekten vazgeçilmelidir. Karar süreçlerine katılmalarına, soru sormalarına, yanlış bulduklarına itiraz etmelerine alan açılmalıdır..
Ülkesinde kalmasını istediğiniz gence, ülkesinin geleceğinde yer vermek zorundasınız.
Siyasetin deneyime ihtiyacı elbette vardır. Ancak deneyim, değişimin önüne barikat kurmak için kullanılmamalıdır. Yılların birikimiyle gençlerin enerjisi buluşabilirse toplum kazanır.
Bunun yolu da gençlere nasihat vermeden önce onları dinlemekten geçer. Dinlemek, konuşma sırasının gelmesini beklemek değildir. Söyleneni anlamaya çalışmak, haklı eleştiri karşısında kendi yanlışını kabul edebilmektir. Kolay mı? Değildir.
Sadece iş bulmak yetmez.
Adalet duygusu da gerekir.
Çalışmasının karşılığını alabileceğine, bir tanıdığa ihtiyaç duymadan ilerleyebileceğine inanmalıdır.
Bu inancı kaybeden genç ya gider ya içine kapanır ya da değişim için ayağa kalkar.
***

Sırbistan’da sandığın ortaya koyduğu sonucu, kendi koşulları içinde değerlendirmek gerekir. Her ülkenin tarihi, kurumları, toplumsal dengeleri farklıdır. Hazır reçete taşınmaz.
Ancak hesap verebilirlik talebinin sınırı yoktur.
Bir yurttaşın güvenle bineceği gemi, okuyacağı okul, tedavi göreceği hastane istemesi siyasi lütuf beklentisi değildir. Kamu yönetiminin varlık nedeni, insanların hayatını güvence altına almaktır. Bunun için vergi ödüyoruz. Bunun için yetki veriyoruz. Yetkiyi kullananların sorumluluğunu sormak da yurttaşlığın doğal gereğidir.
***
Seçim kazanmak, kimseye toplumun sahibi olma hakkı vermez.
Yeni kazananlara da vermez.
Sırbistan’da önemli bir kapı açıldı.
O kapıdan daha adil bir yönetimin geçip geçmeyeceğini zaman gösterecek.
Ama gençlerin verdiği mesajı bugünden okuyabiliriz:
Gelecek, yalnızca büyüklerin gençler adına karar vereceği bir alan değildir.



