Hasan HastürerYazarlar

Sosyal güvenlik sisteminin kanayan yarası…

Sosyal güvenlik sistemi, sosyal devlet olmanın en somut göstergelerinden biridir. Devletin vatandaşına karşı üstlendiği en temel sorumluluklardan biri de insanların yaşamlarının her döneminde kendilerini güvende hissedebilecekleri bir düzen kurmaktır.

   İnsan doğar, büyür, eğitim alır, çalışma yaşına gelir, üretir, çalışır, vergi verir, sosyal güvenlik sistemine katkı yapar. Ardından emeklilik dönemi gelir. Her insan, ömrünün son yıllarını huzur içinde geçirmek ister. Doğal yaşlanma sürecine ekonomik kaygılarla değil, güven duygusuyla ulaşmak ister.

***

Parayla mutluluk olmaz derler. Doğrudur. Ancak parasız da olmaz. Özellikle emeklilik döneminde hiç olmaz.

Çalışırken yapılan sosyal güvenlik yatırımları, emeklilik döneminde yaşam kalitesinin korunmasının temel güvencesidir. Sosyal güvenlik sadece emekli maaşından ibaret değildir. Hastalıkta, iş kazasında, engellilikte, analık halinde ve hayatın daha pek çok alanında devlet bir anlamda vatandaşının sigorta şirketidir.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde bu sistemin en önemli ayağını Sosyal Sigortalar oluşturuyor. İhtiyat Sandığı da bu yapının önemli parçalarından biridir. Çalışma hayatının sonunda İhtiyat Sandığı toplu birikim işlevi görürken, Sosyal Sigortalar emekliye düzenli gelir sağlayan temel kurumdur.

***

   Önceki gün Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, KIBRIS TV’de konuğumdu. Birçok başlığı konuştuk. Hepsi önemliydi. Ancak hem çalışanların geleceği hem de sistemin sağlığı açısından en dikkat çekici konu, çalışanların yatırımlarının gerçek maaşları üzerinden yapılmaması meselesiydi.

   Hasipoğlu, Meclis komitesinde bulunan yeni yasal düzenlemeyle hem olması gereken düzeyin altında maaş ödenmesinin, hem de yüksek maaş alan çalışanlar için yatırımların asgari ücret üzerinden yapılmasının önüne geçileceğini anlattı.

   Eğer bu düzenleme hayata geçerse yıllardır kanayan yara haline gelen, önemli bir adaletsizlik giderilmiş olacak.

***

Çünkü emekli maaşı, çalışma yaşamı boyunca Sosyal Sigortalara beyan edilen gelir üzerinden hesaplanır. Gerçek maaşı yüksek olmasına rağmen yatırımları düşük olan bir çalışan, emeklilik gününde bunun bedelini öder.

   Çalışırken haksızlığı hisseder ama çoğu zaman ses çıkaramaz. İşini kaybetme korkusu yaşar. Ancak emeklilik zamanı geldiğinde, yıllarca ödediği bedelin karşılığını alamadığını gördüğünde içi sızlar. Hak ettiği maaş yerine daha düşük bir emekli maaşına mahkûm olur.

Bu nedenle başlatılan çalışmanın yarı yolda kalmaması gerekir.

Elbette itiraz eden işverenler olacaktır. Maliyet artışından söz edenler çıkacaktır. Bunlar konuşulabilir, tartışılabilir. Ancak tartışılmaması gereken bir gerçek vardır: Çalışanın gerçek maaşı neyse, sosyal güvenlik yatırımı da o maaş üzerinden yapılmalıdır.

***

   Mevcut duruma göz yummak, yanlışın devamına göz yummaktır. Samimi olalım. Yaygın olması yanlış  bir uygulamayı doğru yapmaz. Bir çalışanın gerçek maaşını gizleyerek sosyal sigorta ve ihtiyat sandığı yatırımlarını düşük yapmak, en hafif ifadeyle gerçeğin kayıt altına alınmaması anlamına gelir.

Bu konu her yönüyle tartışılabilir. Ancak yolun sonunda esas alınması gereken tek şey gerçektir.

   Unutulmamalıdır ki yanlışı görmek ve susmak, özellikle de suç niteliği taşıyabilecek bir yanlışı görmek ve susmak, o yanlışın devamına ortak olmaktır. Sosyal devletin görevi ise tam tersidir…  Yanlışı düzeltmek, adaleti sağlamak ve vatandaşının geleceğini güvence altına almaktır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu