Derviş DoğanYazarlar

Yine Sorumluluk Alan Yok

Demokrasilerde halka duyulan sorumluluğu ifade etmenin en onurlu yollarından biri istifa etmektir.

Çünkü istifa, yenilgi değildir.

İstifa; “Burada bir şeyler yanlış gitti ve ben bunun sorumluluğunu taşıyorum” diyebilme cesaretidir.

Bazen bir makamda kalmak değil, o makamdan kalkabilmek asıl karakter göstergesidir.

Bugün yaşadığımız acı hepimizin yüreğini yakıyor.

Canlar gitti…

İnsanlarımız hâlâ kayıp.

Aileler perişan…

Anneler, babalar, eşler, çocuklar gelecek güzel bir haber için bekliyor.

Bir ülke acı içinde.

Böylesine ağır bir tablonun karşısında toplumun sorması gereken yalnızca “Ne oldu?” sorusu değildir.

Bir başka soru daha vardır:

“Kim sorumluluk alacak?”

Elbette bir felaketin bütün sorumluluğunu peşinen tek bir kişiye ya da kuruma yüklemek doğru değildir. Teknik incelemeler yapılmalı, soruşturmalar tamamlanmalı ve gerçekler bütün açıklığıyla ortaya çıkarılmalıdır.

Ancak kamu görevleri yalnızca yetki kullanma makamları değildir.

Kamu görevi aynı zamanda sorumluluk makamıdır.

Bir makamın yetkisini kullanıyorsanız, o makamın başarısızlıklarının, ihmallerinin ve yanlışlarının hesabını vermeye de hazır olmalısınız.

İşte demokrasi tam olarak burada başlar.

Çünkü demokrasilerde makamlar kişilerin mülkü değildir.

Koltuklar kimseye ait değildir.

O koltuklar halka aittir.

Ve o koltuklarda oturanlar, halka rağmen değil, halk adına görev yaparlar.

Bir ülkede insanlar hayatını kaybettiğinde, insanlar kaybolduğunda, aileler tarifsiz bir acının içinde kıvranırken yöneticilerin görevi yalnızca açıklama yapmak değildir.

Hesap vermektir.

Gerekirse görevden ayrılmaktır.

Gerekirse koltuğunu bırakmaktır.

Çünkü bazen istifa etmek, yapılabilecek en ağır ama en onurlu sorumluluk biçimidir.

Bugün toplumun vicdanında çok daha büyük bir soru dolaşıyor:

Bu kadar acının ardından hâlâ hiçbir siyasi ve idari sorumluluk hissedilmeyecek mi?

Hiç kimse çıkıp “Ben de sorumluyum” demeyecek mi?

Hiç kimse “Bu makamda oturmaya devam etmem doğru değil” demeyecek mi?

Hiç kimse koltuğundan kalkıp, başını öne eğerek halka karşı sorumluluğunu yerine getirmeyecek mi?

Eğer bütün bunların ardından hâlâ vicdanen sorumluluk alıp “İSTİFA” etmiyorsanız, gerçekten söyleyecek başka söz kalmıyor.

Çünkü istifa etmek bazen suçlu olduğunuzu kabul etmek değildir.

Bazen soruşturmanın sağlıklı yürütülmesi için makamı boşaltmaktır.

Bazen kurumun itibarını korumaktır.

Bazen toplumun öfkesini dindirecek en güçlü mesajı vermektir.

Ve bazen de “Ben bu makamın ağırlığını taşıyorum” diyebilmektir.

O koltuktan kalkmak kolay değildir.

Çünkü koltuk insanı tutar.

Yetki insanı tutar.

Makamın sağladığı güç insanı tutar.

Ama karakter, gerektiğinde bütün bunların önüne geçebilmelidir.

O koltuktan kalkmak cesaret ister.

O koltuktan kalkmak vicdan ister.

O koltuktan kalkmak karakter ister.

Bugün artık mesele bir siyasi parti meselesi değildir.

Mesele hükümet meselesi de değildir.

Mesele hepimizin ortak vicdanıdır.

Çünkü yarın aynı acının başka bir ailenin kapısını çalmayacağının hiçbir garantisi yoktur.

Bugün kaybettiklerimizin ardından yalnızca taziye mesajları yayımlamak yetmez.

Çocukların, annelerin, babaların ve ailelerin gözyaşlarını paylaşmak yetmez.

Bir toplumun yöneticilerinden beklediği şey, gerektiğinde sorumluluğun gereğini yerine getirebilmeleridir.

Ve unutulmamalıdır:

Demokrasilerde istifa bir zayıflık değil, hesap verebilirliğin en güçlü göstergelerinden biridir.

Koltukta kalmak her zaman güç değildir.

Bazen asıl güç, o koltuğu bırakabilmektir.

Bugün kaybettiklerimizin ardından yapılabilecek en büyük saygı, gerçeklerin bütün çıplaklığıyla ortaya çıkarılması ve bir daha aynı acıların yaşanmaması için gereken sorumluluğun alınmasıdır.

Çünkü bu ülkenin insanları sadece açıklama değil, sorumluluk bekliyor.

Sadece söz değil, hesap verebilirlik bekliyor.

Ve gerektiğinde birilerinin ayağa kalkıp şu cümleyi kurmasını bekliyor:

“Bu makamda oturmaya devam etmem doğru değil. Sorumluluğu üzerime alıyor ve istifa ediyorum.”

İşte o cümle, bazen yüzlerce açıklamadan daha değerlidir.

Çünkü bazı zamanlarda koltuğa tutunmak değil…

Kalkıp gitmek onurdur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu