Hasan Hastürer

Anılarda yolcuk… “Varlığımız ne olacak sorusu bile yok…”

 23 sene önce 22 Mayıs 2003’te yayımlanan bir yazım… Başlık, “Varlığımız ne olacak sorusu bile yok…”.

   Brüksel’den yazmıştım… İşte o yazım:

“BRÜKSEL- Hatalı siyasetlerle kaybede kaybede bugünlere geldik.

Bir günde değil birkaç saatte dört mevsimin yaşandığı Brüksel’de Avrupa Birliği Parlamento Binası’nın toplantı salonlarından biri.

Kıbrıslı Türk ve Rum gazeteciler yerimizi alırken Leopold Maurer de geldi, pardösüsünü çıkarıp yerini almadan tek teke sıcak bir iletişim yaşıyoruz.

   Maurer, politikacı değil. AB Komisyonuna bağlı üst düzey bir teknokrat. Kıbrıs’la üyelik görüşmelerin AB adına heyet başkanlığı yürütüyor.

   Kapıların açılması sonrası gelişmeleri yakından izlediklerini belirten Maurer şu eklemeyi de yaptı: “Bunlar olumlu gelişmeler ama asla çözümün yerini tutmaz.”

Maurer, AB’nin Kıbrıslı Türklerle ilgili açımlarını özetlerken dikkatle dinliyorum. Söylediklerinin özünde Kıbrıslı Türklere yardım anlayışı var. Kuzeydeki yönetim değil, Kuzeyde yaşayan ve 1 Mayıs 2004’te AB yurttaşı olacak olan Kıbrıslı Türklerle iletişimi iyileştirme anlayışı dikkat çekiyor.

Maurer, Haziran’da açıklanacak Kıbrıslı Türklere yönelik açıklamalarla ilgili şu ön bilgileri dile getirdi:

   “Lefkoşa-Mağusa ve Girne Master Planlarına yardım yapılacak. Küçük ve orta ölçekli işletmelere ekonomik olanak sunulacak. Ticaret Odası’na ihraç ürünleri için belge düzenleme yetkisi verilecek. Kuzey Kıbrıs’tan ihraç edilecek ürünler Güney’deki limanlardan dış ülkelere ulaştırılacak.”

   Denktaş’ın uzlaşmaz tavrıyla geldiği nokta AB’nin de gündeminden Kıbrıslı Türklerin yönetim yapısını, Kıbrıslı Türkler Kıbrıs Cumhuriyeti’nde ve AB’de nasıl yer alacak konusunu gündemden düşürmüştür. Acı ama gerçek olan bugün için budur.

   Maurer’le Türkçe’nin AB dilleri arasında yerini alıp alamayacağını da konuştuk.

   Türkiye’nin AB ile gümrük birliği anlaşması olması nedeniyle AB müktesebatının bir bölümü Türkçe’ye çevrildi. Şimdi de Kıbrıslı Türkler için de önemli olan bazı bölümleri Lüksemburg’taki bir kuruluşta tercüme ediliyor. Ancak Brüksel’de esen rüzgara bakılırsa 1 Mayıs 2004’te Türkçe’nin AB dilleri arasında yerini alması adeta imkansız.

AB müktesebatına göre AB’de çalışmak isteyenler AB dillerinden en az ikisini bilmesi gerekiyor. Örneğin Rumlar için Rumca artı bir başka dil yeterli olurken, Kıbrıslı bir Türk’ün Türkçe dışında iki dil daha bilmesi gerekiyor. Bunu anımsattık, yanıt yine açık ve bize gülümsemeyen bir yanıt oldu. “AB müktesebatı böyle.”

***

Leopold Maurer, sorularımıza son yanıtlarını verirken bu kez salona AB Kıbrıs raportörü Jacques Poos geldi. Eski Lüksemburg Dışişleri Bakanı olan Poos, AB Parlamentosu’nun özel ilgi gören üyelerinden. Kıbrıs’ı özellikle Kuzey Kıbrıs’ı çok iyi bilen biri.

Kapıların açıldığı gün Kıbrıs’ta olduğunu ve gördüklerinden çok etkilendiğini söyleyerek konuşmasına başlayan Poos, “1 Mayıs 2004’te birleşik bir Kıbrıs’ı AB’de görmek istiyoruz” diyerek de iyimser beklentisini seslendirdi.

   Brüksel’de Kıbrıs sorunuyla Türkiye arasındaki ilişki çok diplomatik olarak seslendirilir.

   Poos’a “Helsinki zirvesi Türkiye’ye Kıbrıs’la ilgili ev ödevi verdi. Sizce Türkiye bu ödevini yapmaya başladı mı?” sorusunu sordum.

   Poos önce gülümsedi sonra çok net, anlaşılır bir içerikle yanıtını verdi:

   “Türkiye’nin AB üyeliğinde Kıbrıs sorununun çözümü koşul olarak ileri sürülmüyor. Ancak Türkiye ile yapılan her görüşmede Kıbrıs konuşulmakta, Kıbrıs’la ilgili Türkiye’nin neler yapıp yapmadığı ele alınmaktadır.”

   Bunun ardından Poos’un şu eklemesi önemliydi: “AB üyesi bir ülkeyi tanımayan bir ülkenin AB’ye üye olması mümkün müdür?”

   Poos sorusunu sordu ama yanıtını vermedi. Çünkü soru aslında yanıttı.

***

Ozan Ceyhun, Avrupa Parlamentosu’na Almanya’dan gelen bir üye. AB-Türkiye Ortak Parlamento Komitesi’nin Başkan Yardımcısı.

Konuşmasını Almanca yaptı, İngilizceye tercüme edildi.

   Ceyhun, Kuzey Kıbrıs’ta demografik yapıdaki değişime ve Kuzey’deki demokratik yaşama yapılan saldırılara sözcükleri seçme özeni göstermenden eleştiri getirdi.

   Ozan Ceyhun’a göre Aralık’ta Kuzey Kıbrıs’ta yapılacak seçimler hem Kıbrıs hem de Türkiye için çok önemli. “Aralık seçimlerinde Kıbrıslı Türklerin meydanlara yansıyan iradesi seçim sonuçlarına da yansırsa bu Erdoğan’ın Ankara’da güçlenmesine neden olacak ve bu güçlenme pek çok değişime ivme kazandıracaktır.” (22 Mayıs 2003-KIBRIS)

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu