Kimsenin, yaptığı yanına kâr kalmasın…

“ABD merkezli iş dünyası yayını Forbes’in verilerine göre de Trump’ın kişisel serveti, kripto para faaliyetleri sayesinde 2024–2026 döneminde 2,3 milyar dolardan 6,5 milyar dolara yükseldi. Bu artış, Trump’ın sektörde sıkı kuralları kaldıran politikaları nedeniyle çıkar çatışması iddialarını yeniden gündeme getirdi.
Beyaz Saray çıkar çatışması iddialarını reddederken, Trump’ın kişisel varlıklarının kendisinin değil, oğlu tarafından yönetildiğini vurguluyor. Ancak şirket tüzüğü gereği Trump, ikinci döneminin sonunda tüm kontrolü yeniden devralma hakkına sahip.”
***
ABD Başkanı Donald Trump’ın kişisel servetinin 2024-2026 döneminde 2 milyar 300 milyon dolar artarak 6 milyar 500 milyon dolara yükseldiği yazılıp çiziliyor.
Amerika Birleşik Devletleri’nin siyasi kültürüyle bizim yaşadığımız coğrafyanın siyasi kültürü arasında ciddi farklılıklar vardır. Örneğin yalan söylemek. Bizim buralarda siyasetçinin söylediği yanlış söz çoğu zaman birkaç gün tartışılır, sonra unutulur gider. Amerika’da ise durum farklıdır. Özellikle siyasal kamu görevi yapanlar için yalan söylemek başlı başına bir kriz nedenidir.
***
Monica Lewinsky olayı, ABD siyasi tarihinin en çok konuşulan skandallarından biridir. Bill Clinton ile Monica Lewinsky arasında 1995-1997 yılları arasında, Clinton başkanken bir ilişki yaşandığı ortaya çıktı. O dönemde Lewinsky Beyaz Saray’da stajyer olarak çalışıyordu.
Aslında skandalın en büyük boyutu ilişkinin kendisi değil, Clinton’ın daha sonra bu ilişkiyi yemin altında inkâr etmesiydi. Clinton, kendisine yöneltilen sorular karşısında, “O kadınla cinsel ilişkim olmadı” demişti. Daha sonra ilişkinin varlığına dair kanıtlar ortaya çıktı ve Clinton bunu kabul etmek zorunda kaldı.
***
Şimdi Trump’ın servetindeki olağanüstü artış konuşuluyor.
Bu artışın, Trump’ın iş dünyasına yönelik daha serbest ve daha az denetimli ekonomik yaklaşımından ne ölçüde etkilendiği tartışılıyor. Kripto para faaliyetlerinin de servet büyümesinde önemli rol oynadığı ifade ediliyor.
Bir başka tartışma konusu ise hediyeler. FIFA Başkanı Gianni Infantino’nun Trump’a toplam değeri 15 bin dolar olan on adet Dünya Kupası final bileti hediye ettiği haberleri de gündemde yer buluyor.
***
Trump’la ilgili haberleri okurken ister istemez gözlerimi Kuzey Kıbrıs’a, bizim mahalleye çevirdim.
Bizde de cumhurbaşkanı, bakanlar, milletvekilleri ve yasaların işaret ettiği üst düzey görevliler için mal beyanı zorunluluğu vardır. Yargı mensupları da bu kapsamın içindedir.
Siyasilerin mal beyanlarını Meclis Başkanlığı’na sunduklarını, bu beyanların kapalı zarflar içinde muhafaza edildiğini biliyoruz. Ya da en azından böyle olduğunu duyuyoruz.
Peki mal beyanında bulunmak önemli midir? Elbette önemlidir. Ancak tek başına yeterli değildir. Çünkü kaynağı belirtilmeyen bir mal beyanının değeri son derece sınırlıdır.
Bir kişinin ve yakın çevresinin bugün yüzlerce milyonluk serveti varsa, toplumun merak ettiği o servetin miktarından çok nasıl elde edildiğidir.
Trump örneğinde, servet artışının kaynağı da tartışmanın merkezine oturuyor.
Bizde ise durum farklı. Kimin ne kadar serveti olduğu bilinmiyor.
Pek çok iddia dolaşıyor. Kahvehanelerde konuşuluyor. Sosyal medyada yazılıyor. Ancak iddiaları doğrulayacak, kaynağa dayalı, kurumsal ve güvenilir bilgiler ortaya konulamıyor. Bu iddialar belki gerçeği yansıtmıyor. Halbuki gerçek eksiksiz ortaya konulduğu zaman, gerçek dışı yayınların, iddiaların köküne kezzap suyu dökülür.
***
Meclis, bir sonraki genel seçime gitmeden önce çok önemli bir adım atabilir.
“Nereden Buldun Yasası” benzeri kapsamlı bir düzenleme yapılabilir. Böyle bir düzenleme, siyasete olan güvenin yeniden inşasında önemli bir kilometre taşı olabilir.
Hatta böyle bir yasal düzenleme sadece bugünü değil, geriye dönük son yirmi yılı da kapsayabilir.
Nasıl ki Ünal Üstel siyasilerin maaşlarından yüzde 10 kesinti yapılmasını açıkça önermişti, bu konuda da öncelik siyasilerde olmak üzere servetin kaynağının sorgulanabileceği yasal bir mekanizma oluşturulabilir.
***
İlk etapta Meclis bünyesinde oluşturulacak özel bir komite, gerekirse ilk aşamada kapalı oturumlarda geçmişten bugüne verilen mal beyanlarını inceleyebilir. Belirsizlik görülen durumlarda ilgili kişiler çağrılır. Sorular sorulur. Yanıtlar tutanağa geçirilir. Sonrası zaten kendiliğinden gelir. Veriler sonuçta kamuoyu ile paylaşılır. Servetin kaynağı tartışmasız açıklanır. İhtilaf varsa son sözü yargı söyler… Daha fazla öneri üretmeye gerek yoktur.
İktidar ya da muhalefet ayrımı yapmıyorum. Gerçekten niyet varsa gerisi kolaydır.
Çünkü toplumun beklentisi nettir. Kimsenin yaptığı, yanına kâr kalmasın.



