Derviş DoğanYazarlar

Diplomasi Gerçekliği 

Kıbrıs meselesi konuşulurken çoğu zaman sloganlar, gerçeklerin önüne geçiyor. “Avrupa Birliği 5+1 sürecinde taraf olamaz” şeklindeki kesin hükümler de bunlardan biri. Hukuki ve siyasi argümanlar elbette tartışılabilir; ancak diplomasinin işleyişi yalnızca resmî müzakere masalarından ibaret değildir. Asıl belirleyici süreçlerin çoğu zaman masanın arkasında, devletler arasında yürütülen daha geniş stratejik pazarlıklarla şekillendiği de inkâr edilemez bir gerçektir.

Bugün Kıbrıs dosyasında da benzer bir tablo ortaya çıkmaktadır. Birleşmiş Milletler çatısı altındaki 5+1 görüşmeleri önemli bir platform olmakla birlikte, ortaya çıkabilecek herhangi bir siyasi sonucun, Türkiye ile Avrupa Birliği arasında gelişen ilişkilerden tamamen bağımsız olacağını düşünmek gerçekçi değildir. Bölgesel güvenlik, enerji politikaları, göç yönetimi, ticaret ve Doğu Akdeniz dengeleri gibi başlıklar, Kıbrıs meselesini çok daha geniş bir jeopolitik çerçevenin parçası hâline getirmiştir.

Tarihte bize bunu  göstermektedir. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluş süreci, yalnızca adadaki iki toplumun iradesiyle şekillenmemiş; dönemin garantör devletleri olan Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık arasında varılan uzlaşının üzerine inşa edilmiştir. Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar ise bu uluslararası mutabakatın oluşturduğu zeminde yeni düzeni kabul etmek durumunda kalmışlardır.

Bu gerçek, Kıbrıslıların iradesinin önemsiz olduğu anlamına gelmez. Ancak adanın bulunduğu coğrafya, tarih boyunca büyük güçlerin stratejik hesaplarının kesişme noktası olmuştur. Doğu Akdeniz’in merkezindeki bu küçük ada, sahip olduğu jeopolitik değer nedeniyle çoğu zaman bölgesel ve küresel güç dengelerinin dışında hareket edememiştir. Bu durum geçmişte böyleydi, bugün de büyük ölçüde böyledir.

Dolayısıyla tartışılması gereken mesele, hangi aktörün masada oturup oturmadığından ziyade, ortaya çıkacak yeni dengenin Kıbrıs’ta yaşayan insanlar açısından sürdürülebilir olup olmayacağıdır. Uluslararası mutabakatlar ancak toplumların kabul edebileceği, güven duyabileceği ve günlük yaşamlarında karşılık bulabilecek düzenlemeler içerdiğinde kalıcı olabilir. Aksi hâlde dışarıdan oluşturulan her siyasi formül, zaman içinde yeni krizlerin başlangıç noktası olmaktan öteye gidemez.

Diplomasi, idealler ile gerçeklerin buluştuğu alandır. Kıbrıs’ta kalıcı bir çözüm de ancak uluslararası güç dengelerini doğru okuyabilen, bunun yanında adadaki iki toplumun meşru beklentilerini gözeten bir yaklaşım ile mümkün olacaktır. Çünkü tarih bize defalarca göstermiştir ki, yalnızca güç dengelerine dayanan çözümler de, yalnızca duygular üzerine kurulan siyasetler de uzun ömürlü olmamaktadır. Kalıcılık, uluslararası uzlaşı ile toplumsal meşruiyetin aynı zeminde buluşabildiği noktada hayat bulur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu