Aziz KARAAZİZYazarlar

Fiber Optikte Kaybettiğimiz Zamanı Kim Telafi Edecek..?

Ömür dediğimiz şey aslında basittir ve sadece zamandan ibarettir.
Bizlerin sonradan ona kattığımız, daha doğrusu kattığımızı sandığımız bir çok şey aslında yalandır, yanılgıdır.
Zaman ve ömür birbirine bağlıdır, paraleldir.
O nedenle de zaman değerlidir, paha biçilemezdir.
Ve bizler de ne yazık ki bu değeri geçip gittikten sonra, kaybettikten sonra anlarız.
Anlarız ve üzülürüz.
O nedenle de her an değerlidir.
Değerini bilmek önemlidir.
Boşa geçirecek zamanımız olduğunu düşünür ve hatta buna boş zaman diye de isim takarız.
Ama gerçekten de var mıdır acaba ömrümüzde adına “boş” diyebileceğimiz bir zaman..?
Yoktur elbette..!
Peki o zaman nasıl olacak..?
Bu zaman işlerini nasıl yöneteceğiz..?
Kolay değil gerçekten.
Ama gerekli.
İşlerimizi mümkün olan en kısa sürede yapsak dahi bir zaman kaybına mutlaka uğrayacakken, vaktinde yapmadığımız işlerimizden doğan zaman kayıplarının ne olacağına ilişkin tek yanıt vardır, o da “geçmiş olsun”dur..
Zaman telafisi olmayan bir kavramdır.
Onu sadece ölçebilmekteyiz.
Onun ötesinde de hakim olduğumuz bir yönü bulunmamaktadır.
Ne durdurabilmekteyiz ne de geri çekebilmekteyiz.
Sözü fazla uzattık, esas meseleye gelelim.
Meselemiz, fiber optik meselesi.
Hani şu geçen yıl tartışmaya başladığımız, daha doğrusu herkesin kendi görüşünün bağıra çağıra anlattığı ve sonunda da ortada kalan mesele.
O kadar çok bağırıp çağırdık ki konu çözülemeden askıda kaldı.
Protokol için önce “neden protokol yapıldı” dedik, sonra da “bu protokolda hatalar var” diyerek konuyu mahkemeye verdik.
Ama sonra aniden daha henüz mahkeme kararı açıklanmadan ek protokol yaptık ve konu yeniden aklımıza geliverdi.
Şimdi bakıyorum da yeniden “o protokol buraya gelecek ve biz göreceğiz” şeklinde niyetlenmeler var.
Yani deniliyor yeterince zaman kaybetmedik, kaybettiğimiz zaman yetmedi, daha fazla olsun.
Fiber optik gibi hayati bir konuda hala zaman kaybetmeye daha doğrusu kaybettirmeye niyetlenenler var olduğunu görüyorum.
Varsın zaman geçsin, öyle değil mi..?
Nasıl olsa zamandan bol ne var bu ülkede..?
Harcayıp gidiyoruz zamanımızı.
Ömrümüzü…
Harcıyoruz, tüketiyoruz.
Ve hiç umursamıyoruz.
Giden sadece bizim ömrümüz değil, çocuklarımızın zamanından da çalmaktayız.
Bunu da umursamıyoruz.
Yazık ediyoruz…
Sadece tüketerek…

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu