Hasan HastürerYazarlar

AKEL, söyleyeceğini söyledi…

AKEL Genel Sekreteri Stefanos Stefanou’nun Avrupa Birliği büyükelçilerine yaptığı konuşma, Güney Kıbrıs’ın siyasi gündeminde önemli bir yer buldu. Çok büyük olasılıkla bu konuşmanın yankıları Kuzey Kıbrıs’ta da hissedilecek. Hatta Kıbrıs sorununun geleceğine ilişkin tartışmalarda, uzun yıllardır birçok konuda benzer çizgide görülen AKEL ile CTP arasında bazı farklı değerlendirmelerin ortaya çıkması da sürpriz olmayacak.

***

Stefanou’nun konuşmasının özü aslında oldukça nettir. AKEL, Kıbrıs sorununda çözüm arayışları kapsamında son dönemde kulislerde dillendirilen “yeni fikirlerin” çözüm sürecine katkı yapmayacağını düşünüyor. Tam tersine, mevcut sorunlara yenilerini ekleyeceği ve yeni anlaşmazlık alanları yaratacağı görüşünde.

Bu noktada AKEL’in duruşunu anlamak için partinin tarihsel reflekslerine bakmak gerekir.

   AKEL, Kıbrıs sorununda her zaman ideolojik bakış açısını da güçlü şekilde koruyan bir siyasi hareket oldu. Özellikle NATO konusunda bu tavır hiç değişmedi. Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin hangi formül gündeme gelirse gelsin, NATO’nun herhangi bir şekilde sürecin veya güvenlik sisteminin içine dahil edilmesi AKEL açısından ciddi bir rahatsızlık nedeni olmaya devam ediyor.

Bugün konuşulan olasılıklardan biri de güvenlik ve garantiler başlığında yeni düzenlemelerin gündeme gelmesi ve bazı uluslararası aktörlerin sürece daha görünür biçimde dahil olmasıdır.

AKEL ise daha fikir aşamasında olan bu tür yaklaşımlara bile mesafeli duruyor.

   Belki de AKEL’in kırmızı çizgileri arasında en belirgin olanı NATO konusudur.

Aslında bu yeni bir durum da değildir.

   AKEL’in geçmişine bakıldığında ilginç bir tablo görülür. Parti, belirli dönemlerde ENOSİS fikrine destek verdi. Ancak o yıllarda bile açılan pankartlarda “ENOSİS’e evet, NATO’ya hayır” sloganları yer alıyordu. Yani NATO karşıtlığı, partinin siyasi DNA’sının önemli bir parçası olarak bugüne kadar taşındı.

Bugün gelinen noktada ise AKEL, hem ENOSİS’e hem de NATO’ya karşıdır.

   Bu değişim, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin yaklaşımında bazı dönüşümler yaşandığını gösterse de NATO hassasiyetinin değişmediğini ortaya koyuyor.

***

AKEL’in bir başka önemli itirazı da kritik konuların geleceğe bırakılmasıdır.

   AKEL’e göre temel başlıkların ötelenmesi çözümü kolaylaştırmaz. Tam tersine, yeniden birleşmeye değil, bölünmüşlüğün kalıcı hale gelmesine hizmet eder.

   Bu nedenle AKEL, yıllardır savunduğu çizgiyi sürdürerek görüşmelerin Crans Montana’da kalınan noktaya sadık kalınarak devam etmesini istiyor.

***

Ancak Güney Kıbrıs’ta herkes aynı görüşte değil.

Stefanou’nun açıklamalarına ilk sert tepkiyi veren partilerden biri DİSİ oldu. DİSİ, AKEL’i yoğun jeopolitik gelişmelerin yaşandığı bir dönemde ulusal çıkarlardan çok ideolojik refleksleri ve dogmatik yaklaşımları ön plana çıkarmakla suçlayıp, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Kıbrıs meselesine ilişkin yoğun jeopolitik gelişmelerin ve uluslararası süreçlerin yaşandığı bir dönemde, AKEL, sürdürülebilir ve işlevsel bir çözümün gerçekleştirilmesi yoluyla yeniden birleşme ve Türk askerlerinden kurtuluş gibi en üstün ulusal hedefinin önüne, ideolojik katılıkları ve dogmatik ısrarları öncelikli olarak koymayı tercih etmektedir.

   Kıbrıs’ın bir stratejiye, gerçekçiliğe ve güçlü uluslararası ittifaklara ihtiyacı var.

İdeolojik saplantılar, vatanımızın geleceği için bir yol gösterici olamaz.”

***

Bu tartışmanın Kuzey Kıbrıs’taki yansıması da dikkat çekici olacak diye düşünüyorum.. AKEL söyleyeceğini söyledi… İçerik, susarak geçiştirilecek bir içerik değil…

   Özellikle CTP’nin, AKEL’in yeni açıklamalarıyla, görüşleriyle aynı çizgide olup olmayacağı merak konusudur.

   Federasyon hedefi bakımından benzerlikler bulunabilir. Ancak değişen bölgesel dengeler, güvenlik başlığı ve yeni diplomatik arayışlar konusunda aynı ölçüde örtüşen görüşler görmek kolay olmayabilir.

   Bu nedenle önümüzdeki günlerde AKEL’in çıkışı sadece Güney Kıbrıs’ta değil, Kuzey Kıbrıs’ta da dikkatle izlenecek.

   Çünkü Kıbrıs sorununda bazen bir konuşmanın etkisi, yapılan resmi görüşmelerden daha uzun ömürlü olabiliyor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu