Hasan HastürerYazarlar

Ercan’da durum, ilkokul öğrencisinin karne hikayesine benziyor…

Okuyacağınız yazımı, Kıbrıs ağzıyla ŞİDDALAMAK, dürtmek için yazdım…
Kuzey Kıbrıs, ufacık bir toprak parçası. Ama meseleleri, tartışmaları, kavgaları ve özellikle birbirimizi hırpalama becerimiz, yüzölçümümüzün çok ötesinde.
1974 öncesi Kıbrıs’ta yaşayan Kıbrıslı Türkleri “orijinal Kıbrıslı Türkler” diye tanımlarsak, bugün fiili nüfus içerisinde ciddi bir azınlık oluşturdukları kesin.
Ancak ben Kıbrıslı Türklerin bütününü tarif ederken yalnızca doğum yerine bakmam. En az otuz yıldır burada yaşayanı, çocuklarını burada büyüteni, burayı vatan bileni de bu toplumsal dokunun parçası sayarım.

***
Asıl meselemiz başka.
Etik değerler bakımından ciddi sorunlarımız var.
Hırsızlık, yolsuzluk, kara para üzerinden servet yapanları şimdilik bir kenara bırakalım.
Bizde başarıyı alkışlamak zordur. Bir insan bir şey başardıysa önce başarısının arkasında ne aradığımızı sorgularız. Başarıyı teslim etmek yerine kusur ararız.
Siyasette de böyle. Yakında seçim yaşayacağız. Göreceksiniz, partiler ve adaylar kendilerini anlatmak için yakaladıkları fırsatların önemli bölümünü karşı tarafı kötülemeye ayıracaklar.
Oysa muhalefet demek her şeye karşı çıkmak değildir.
İktidarın sorumluluğu olduğu kadar muhalefetin de sorumluluğu vardır.
İlginçtir iktidar tarafı, muhalefete, iktidar tarafı olarak değil, muhalefetin karşısındaki İKTİDAR MUHALEFETİ gibi yaklaşım sergiliyor.

***
Medya ise ayrı bir mesele.
Eskiden gazete çıkarmak kolay değildi. Şimdi sosyal medyada hazırlanmış tek sayfalık, gazete görünümlü bir yayınla, ciddi kadrolarla hazırlanan gazeteler aynı dijital dünyanın içinde yan yana duruyor.
Bazılarında habercilik kaygısı bile yok. Birini tam sayfa parlatmak ya da bir başkasına tam sayfa saldırmak yeterli.
Eleştirmek kolaydır. Eleştiri adı altında şamar atılacak insanlar aranır.
Bulunmazsa yaratılır.
Bir kez “şamar oğlanı” oldunuz mu kurtulmanız da kolay değildir.
İyi yapılanı başkaları sahiplenir, eksik ya da yanlış olan sizin boynunuza asılır.

***
Gelelim Ercan’a…
Kuzey Kıbrıs’ta sermaye birikimi yapan iş insanlarımız büyük ölçekli projelerde ya geri durmuş ya da geriye itildiklerinde öne çıkmak için yeterince mücadele etmemişlerdir.
Sonuçta Ercan Havalimanı ihalesi T&T’ye kaldı ve yeni terminal, isim üzerinden konuşacaksak, Emrullah Turanlı’nın da içinde olduğu yatırım sürecinde tamamlandı.
Yeni terminal açılırken kurdelenin arkasında Turanlı’ya bir makaslık yer bile layık görülmediğini unutmadım.
Pandemi döneminde Acil Durum Hastanesi’nin de Turanlı’ya yaptırıldığı biliniyor. Bedeli ve ödeme süreci konusunda kamuoyunun yeterince açık bilgilendirildiğini ise söylemek zor. Birazcık ilgilenince Emrullah Turanlı’ya “hayır amaçlı” bir görevle ödemesiz yaptırıldığı bilgisi öne çıkar.
Hatasız kul olmaz.
Emrullah Turanlı’nın da mutlaka hataları vardır. Varsa hükümet yetkilileri tarafından ortaya konulsun. Devletin elinde sözleşme var. Sözleşmeye aykırı uygulama varsa devletin denetim kurumları gereğini yapsın.
Hukuk devleti tam da bunun için vardır.
Ancak Ercan’dan elde edilen gelir kamu adına başarı hanesine yazılırken, Ercan’la ilgili her olumsuzluğun tek bir kişinin, Emrullah Turanlı’nın üzerine bırakılması etik değildir.
Ercan’da durum, ilkokul öğrencisinin karne hik
ayesine benziyor:
Yüksek notları çocuk alır, düşük notları öğretmen verir!
Ercan’da da iyi olanı siyaset sahipleniyor, kötü olanın adresi Emrullah Turanlı oluyor.
Eğer Emrullah Turanlı gerçekten bu ülkenin “şamar oğlanı” ise açıkça söyleyin.
Haftanın belli bir günü Sarayönü’ne gelsin; isteyen siyasetçi halkın huzurunda şamarını atsın!
Ama, Turanlı’yı bir gün hedef tahtasına koyup, ertesi gün Ercan terminalin önünde poz vererek “Ercan’ı biz yaptık” görüntüsü vermek olmaz.
Devlet ciddiyeti başka bir şeydir.
Hükümetten beklenen de nettir: Doğruya doğru, yanlışa yanlış demek.
Ve Ercan’ın bütününde, kimin neyin sorumlusu olduğunu açıkça ortaya koymak.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu