Derviş DoğanYazarlar

Anita Neden Çekildi?

Kuzey’de çok fazla yankı bulmadı. Oysa Güney Kıbrıs’ta yaşanan bir gelişme var ki, yalnızca Rum siyasetinin iç dengelerini değil, önümüzdeki dönemde Kıbrıs sorununun seyrini de etkileyebilecek bir potansiyel taşıyor.

DİSİ Başkanı Anita Dimitriu’nun cumhurbaşkanlığı yarışından çekilmesi, ilk bakışta bir adayın siyasi tercihinden ibaret görülebilir. Ancak Kıbrıs gibi siyasetin yalnızca sandıkta değil, kulislerde, ittifaklarda ve müzakere masalarında da şekillendiği bir yerde, böylesi bir kararın arka planını sorgulamadan geçmek doğru değildir.

Peki, Anita Dimitriu neden çekildi?

Kamuoyuna yansıyan açıklamalarında parti içindeki birliği korumak ve bölünme ihtimalinin önüne geçmek öne çıkıyor. Elbette bir siyasi parti başkanının, kişisel hedeflerinden önce partisinin bütünlüğünü gözettiğini söylemesi anlaşılabilir bir tutumdur. Fakat siyasette asıl mesele, alınan kararın nasıl açıklandığından çok, hangi koşullar altında alındığı ve ne gibi sonuçlar doğurabileceğidir.

DİSİ, Güney Kıbrıs siyasetinin köklü ve etkili partilerinden biridir. Buna rağmen geçmiş seçimlerde yaşanan gelişmeler, partinin kendi içindeki siyasi rekabeti ve liderlik meselesini yeniden değerlendirmesini zorunlu kıldı. Bugün ortaya çıkan tablo da DİSİ’nin yalnızca bir aday belirleme süreciyle değil, gelecekte nasıl bir siyasi kimlikle yoluna devam edeceğiyle ilgili bir sınav verdiğini gösteriyor.

Anita’nın yarıştan çekilmesi, parti içindeki tartışmaları sona erdirecek mi, yoksa yalnızca başka bir aşamaya mı taşıyacak? Bu sorunun cevabı henüz belli değil.

Ancak kararın, Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis’in ikinci dönem hedefleri bakımından da dikkatle değerlendirilmesi gerekiyor.

Çünkü seçim siyasetinde yalnızca bir adayın gücü değil, rakiplerinin kendi aralarındaki ilişkileri, örgütsel bütünlüğü ve ortak bir hedef etrafında birleşebilme yetenekleri de önem taşır. DİSİ’nin adaylık sürecinde yaşayacağı her gerilim, Güney’deki siyasi dengelerin yeniden tartışılmasına neden olabilir.

Burada bir noktayı özellikle vurgulamak gerekiyor: Anita Dimitriu’nun çekilmesini, Hristodulidis’e verilmiş bir destek olarak yorumlamak için elimizde yeterli veri yok. Fakat bu kararın, 2028 seçimleri öncesinde siyasi hesapları ve olası ittifakları yeniden gündeme taşıdığı da açıktır.

Peki, bütün bunların Kuzey Kıbrıs’ı ne ilgilendiriyor?

İşte üzerinde durmamız gereken asıl mesele budur.

Kuzey’de zaman zaman Güney Kıbrıs’taki gelişmeleri kendi iç siyasetimizin dışında kalan olaylar gibi değerlendiriyoruz. Oysa Güney’de kimin güç kazandığı, hangi siyasi yaklaşımın öne çıktığı ve cumhurbaşkanlığı makamına talip olan aktörlerin Kıbrıs sorununa nasıl baktığı, adanın tamamını ilgilendiren sonuçlar doğurabilir.

Güney’deki seçim tartışmaları, gelecekteki müzakere anlayışını tek başına belirlemez. Ancak müzakere masasına kimin, hangi siyasi destekle ve nasıl bir beklentiyle oturacağını etkileyebilir. Bu nedenle Kuzey Kıbrıs’ta siyasi gündemi yalnızca kendi iç tartışmalarımızla sınırlamak, adanın diğer yarısında yaşanan gelişmelerin önemini küçümsemek olur.

Biz burada kendi iç siyasi çekişmelerimizle zaman kaybederken Güney’de siyasi aktörler geleceğin hesaplarını yapıyor. Onların gündeminde liderlik, ittifaklar, seçim stratejileri ve uluslararası ilişkiler bulunuyor. Bizim de aynı ciddiyetle, yalnızca gelişmeleri izlemekle yetinmeyen, bunların olası sonuçlarını değerlendiren bir siyasi akla ihtiyacımız var.

Çünkü Kıbrıs sorunu, yalnızca geçmişin anlaşmazlıklarından ibaret değildir. Aynı zamanda geleceğin siyasi tercihleriyle şekillenecek bir meseledir.

Anita Dimitriu’nun çekilmesi belki Güney’deki siyasi mücadelede yeni bir sayfa açacak. Belki de DİSİ’nin kendi içindeki dengeleri yeniden gözden geçirmesine yol açacak. Bugünden kesin hükümler vermek mümkün değil. Fakat bu gelişmenin 2028’e uzanan siyasi sürecin önemli başlıklarından biri hâline geldiği açıktır.

Asıl mesele Anita’nın çekilmesi değil, bu çekilmenin ardından hangi siyasi tablonun ortaya çıkacağıdır.

Ve biz Kuzey’de şu soruyu kendimize sormalıyız:

Güney’deki siyasi değişimleri yalnızca seyreden bir toplum mu olacağız, yoksa bu değişimlerin Kıbrıs’ın geleceğine olası etkilerini önceden okuyabilen, kendi tezlerini sağlam temellere oturtan ve masaya hazırlıklı gelen bir siyasi irade mi ortaya koyacağız?

Çünkü Kıbrıs’ta geleceği yalnızca gelişmelerin içinde yer alanlar değil, gelişmeleri doğru okuyabilenler de şekillendirir.

Bazen bir adayın yarıştan çekilmesi, sandık kurulmadan çok önce başlayan daha büyük bir siyasi mücadelenin işareti olabilir.

Kuzey’in bu gelişmeyi gözden kaçırmaması gerekiyor. Zira Güney’de başlayan her siyasi hesap, doğrudan sonuç doğurmasa bile, yarın hepimizin geleceğini ilgilendiren bir denklemin parçası hâline gelebilir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu