Derviş Doğan

Hukuki mücadele buradan başlamalı…

İnşaat sektöründe ve emlak sektöründe  faaliyet gösteren şirketlerin sahipleri ya da yönetim kurulu başkanları yöneticileri hatta ve hatta pazarlama departmanlarında çalışan kişilerin olumsuz etkilendiği Kıbrıs sorununa dayalı bir mülkiyet krizi var ülkede, ve bu kriz başta inşaat,emlak ve bunlara paralel ticaret yapan birçok işletmeyi de olumsuz etkiliyor.

Türk Lider Ersin Tatar’ın sadece yüzeysel laf kalabalığı yaptığı ve sorunun giderilmesi noktasında seyir etmekle yetindiği bu durumu Rum Lider Hristodulidis  Rum mahkemelerinde süreç devam edecek, yargılamalar sürecek açıklamasıyla birlikte durumun ne kadar ciddi olduğunu anlamak açısından sanırım yeterli. Şimdi gelelim Kuzey Kıbrıs’ta bu olumsuz durum için ne yapılıp yapılmadığına.

Değerli dostlar bu durumdan mütevellit mağdur olan iş insanlarının,  yatırımcıların, emlak pazarlamacılarının vs birer suçluymuş gibi yurtdışında haklarında tutuklama kararları verilmesinin aslında uluslararası hukukun ısrarla dışında kalmaya çalışan ve evrensel hukuk ilkelerini yok sayarak Kuzey Kıbrıs’taki düzeni tesis edenlerin sorumluluğu bu geldiğimiz durumda hayli büyüktür.

Bugün cebindeki parayı çıkarıp arazi alan, bu araziler üzerinde yatırımlar yapan, ev,apartman, otel ve birçok turizm tesisi hatta üniversite binası inşa eden yatırımcılara bu yatırımlarda ön ayak olan,onları teşvik eden onlara yaptığınız iş meşrudur deyip başkasının mülküne koçanlar dağıtan bu düzen konunun baş sorumlusudur.. Yani KKTC’nin güvencesi altında yapıldı bunca  yatırım.

Peki ne yapıyor KKTC’yi yönetenler? Bu sorunun çözülmesi adına maalesef hiçbir varlık gösteremedikleri gibi sorunun daha da büyüyerek derinleşmesine olanak veriyorlar yürüttükleri politikalar ile.. Bu kadar da net yazıyorum bunu. Peki inşaat şirketleri, emlakçılar ve sektörün diğer paydaşları bu durumun mağdurları mı? Kesinlikle evet.. Bu süreçte bu mağdurlara yeni mağdurlar eklenmesi ihtimali de kuvvetle muhtemel.

O halde bu duruma gelmesinin baş sorumlusu olanlardan önce bunun hukuki hesabının sorulması gerekmez mi?  Öyle ya mağdur olan insanlar kimsenin malını çalmadı, çırpmadı, dolandırmadı, KKTC meşruiyeti dahilinde onlara verilen hukuki haklar nezdinde ticari faaliyetlerde bulundular. Şimdi ise uluslararası bir suç işlemişler gibi muameleye tabii tutuluyorlar. Demem o ki hukuki bir hesap sorulacaksa ilk olarak Kuzey Kıbrıs’ta yaratılan bu düzenden sorulmalıdır.. 

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu