Hasan HastürerYazarlar

Gurbetler… Unutulan komşularımız, hatırlanması gereken tarih…

İlkokula başladığım yıllardan itibaren sınıf arkadaşlarım arasında “Gurbet” diye tanımladığımız arkadaşlarımız vardı.
Esmer tenliydiler.
Türkçe konuşmalarına rağmen farklı bir aksanları olduğunu anımsarım… Kendilerine özgü kelimeler de kullanıyorlardı.
“Gle” diye bir sözcükle, “ Napan gle” derlerdi.
Aradan onlarca yıl geçti. Hafızam beni yanıltmıyorsa arkadaşlarımın isimleri Yılmaz ve Rezvan’dı.
Onların bizden farklı bir kültürel dünyaya sahip olduklarını çocuk aklımla bile hissederdim. Ancak o yaşlarda farklılık, ayrıştıran değil merak uyandıran bir şeydi.

LEFKOŞA GİRNE KAPISINDA, GURBET ANNE, KÜÇÜK KIZI VE KUCAĞINDA BEBEĞİ…

Kebap şişi sattıklarını hatırlıyorum. Dilenmezlerdi. Satacak bir şeyleri olmadığında “Falına bakayım” diyerek geçimlerini sağlamaya çalışırlardı. Çocuk gözümle gördüğüm buydu.
Bir de göçebe hayatları vardı. 1974 sonrasında Kuzey Mesarya yolundan İskele’ye giderken, yanılmıyorsam Akova civarında kurdukları çadırları görürdüm. Bugün hâlâ o görüntüler gözümün önündedir. Bir yandan Kıbrıs’ın parçasıydılar, öte yandan sanki herkesin biraz uzağında yaşıyorlardı.
1974 sonrası Kuzey Kıbrıs’ta en yoğun Güzelyurt’ta yaşamayı tercih ettiler. Türkçe konuşan Gurbetlerden Güneyde yaşayanların olduğu da biliniyor.

AKOVA, YAKINLARINDA GURBETLER….


***
Nereden nereye…

 2 Ağustos. “Avrupa Roman ve Sinti Holokostunu Anma Günü’ydü.
İkinci Dünya Savaşı’nın en büyük insanlık suçlarından biri sadece Yahudilere karşı işlenmedi. Nazi Almanyası döneminde yüzbinlerce Roman ve Sinti de sistematik biçimde yok edildi. Tarihçiler yaklaşık 500 bin Roman ve Sinti’nin gaz odalarında, kurşuna dizilerek, aç bırakılarak ya da işkenceyle öldürüldüğünü kabul ediyor.
Özellikle 1944 yılının 2 Ağustos’u 3 Ağustos’a bağlayan gece Auschwitz-Birkenau’daki Roman Kampı tamamen tasfiye edildi. Binlerce kadın, çocuk ve yaşlı birkaç saat içinde katledildi.
Avrupa Parlamentosu’nun girişimleriyle 2 Ağustos, 2015 yılından bu yana Avrupa Roman ve Sinti Soykırımı’nı Anma Günü olarak kabul ediliyor. Avrupa’nın birçok kentinde törenler düzenleniyor, unutulmaması için yeni kuşaklara bu acı tarih anlatılıyor.

***

KIBRISLI GURBETLER… (1913)

Kıbrıs’taki Romanların kökeniyle ilgili farklı görüşler var. En yaygın kabul gören yaklaşım, 10. ve 11. yüzyıllarda Kuzey Hindistan’dan batıya doğru göç eden toplulukların Doğu Akdeniz’e ve Kıbrıs’a kadar ulaştıkları yönünde. Bazı kaynaklara göre Gurbetlerin adaya geliş tarihi 13. ve 14. yüzyıldır.
Kıbrıs’taki Romanların önemli bir bölümü kendilerini “Gurbet”, “Gurbeti” ya da “Kurbet” olarak tanımlıyor.
Dikkat çekici olan ise, tarih boyunca Kıbrıslı Türklerle daha yakın bir sosyal hayat kurmuş olmalarıdır. Köken olarak Müslüman olmasalar da, büyük ölçüde İslami yaşam kültürünü benimseyerek Kıbrıs Türk Toplumu içinde yer almışlardır.
Çok değerli sanatçımız Aşık Mene, toplumsal yaşamımızda itibarı yüksek tek popüler Gurbettir.
***
Benim penceremden baktığımda, Kıbrıs’ta Roman kökenli gurbet kardeşlerimizle ciddi toplumsal çatışmalar yaşamadan birlikte yaşamayı başarmış olmamız önemli bir değerdir.
Ama yazıyı bitirmeden önce kendime bir soru sordum.
Gerçekten her şey bu kadar sorunsuz mu?
Binlerce gurbet bizimle birlikte yaşıyorsa, neden iş dünyasında, kamu yönetiminde, üst düzey görevlerde ya da karar mekanizmalarında, siyaset dünyasında hiç gurbet kökenli insanımızı, kardeşimizi görmüyoruz?
Bu sorunun cevabını benim vermem doğru olmaz.
Belki de sözü artık yeni nesil gurbet gençlerine bırakmak gerekir.
Onların anlatacakları vardır.
Yaşadıkları, hissettikleri, beklentileri vardır.
Eğer bana ulaştırırlarsa, düşüncelerini hiçbir önyargıya kapılmadan, memnuniyetle köşemde paylaşırım.
Çünkü birbirimizi gerçekten tanımanın yolu, birbirimiz adına konuşmaktan değil; birbirimizi dinlemekten geçer.

BİR GURBET ÇADIRI VE ÇOCUKLAR….

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu