Aziz KARAAZİZYazarlar
Şiddet Sarmalı Ülkeyi Teslim Almadan…

Düşünün ki, günün tam ortasında öğle saatlerde, bir erkek eline geçirdiği bir bıçakla genç bir kadına saldırıyor ve onu öldürmek istiyor.
Bıçağı kadına sapladıktan sonra da öldüğüne kanaat getirmil olmalı ki bu sefer de bıçağı kendi boğazına saplıyor.
Orta bütçeli bir dizi film gibi değil mi..?
Hayır değil..!
Tamamen gerçek..!
Ve bu gerçek ülkenin başkentinde ve en işlek süpermaketin en yoğun olduğu bir saatte gerçekleşiyor.
Olay gerçekleştikten sonra neleri konuşup yazmaya başladığımıza mutlaka bakmalıyız.
Öncelikle olay mahallinin kalabalık olması nedeniyle olaya ilişkin çok fazla video mevcut.
Belli ki olayı gören telefonunu çıkarmış ve kayda girmiş.
Ve ne yazık ki kayda girmekle de kalmayarak sosyal medya hesaplarında paylaşmışlar.
Bu paylaşımlar anında bazı internet gazetelerine de yansımış.
Önüne görüntü çıkan hemen almış ve haber sitesi dediği platformda yayınlamış.
Habercilik yaptığını zannederek yapmış bunu.
Oysa yaptığı sadece ve sadece şiddeti yaymaktır.
O görüntülerin hiçbir karesinde ibretlik anlar yoktur.
Sadece şiddet vardır.
Bu görüntüleri yayınlamak şiddeti basitleştirmek ve normalleştirmek dışında bir işer yaramaz.
Bunun adı gazetecilik olamaz.
Değildir de zaten.
Olayın duyulmasıyla birlikte gerçek anlamda gazetecilik yapanlar gereken tepkiyi de gösterdiler zaten.
Hem mesleki olarak hem de insani anlamda duruma tepki gösterildi.
İşin bir de fiili boyutu mevcuttur.
Yani yaşana vahşet.
Bu tamamen farklı bir boyuttur ve çok ciddi bir şekilde ele alınmalıdır.
En başta yapılan yorumlar ne yazık ki çok sağlıklı olmadı.
Olaya “milliyet” penceresinden bakan çok fazla kişi olması toplumsal açıdan içerisinde bulunduğumuz psikolojinin bir ürünüdür.
Sağlıklı değiliz ve bu nedenle de olaylara sağlıklı bir şekilde bakamıyoruz.
Yaşanan olayda kişilerin hangi milletten olduklarının hiçbir önemi yoktur.
Ülkede farklı ülkelerden gelen insanlar elbette vardır ve ne yazık ki bu gruptakilerin karıştıkları suç olaylarının sayısı azımsanmayacak boyuttadır.
Ama bu durum bugünün konusu olmamalı.
Çünkü bizi sorunun temeline inmekten uzaklaştırır.
Tamamen farklı köşelere ulaşırız ve bu da sorunun çözümüne değil artarak devamına neden olur.
İşin polisiye kısmı çözülmeli.
Öncelik bu.
Ardından varsa başka boyutları de mutlaka gündem olacak.
İlk görüntü çok da yabancı olmadığımız bir kronik sorunumuzla olayın bağlantısı olduğu yönünde.
Bunu da çözmeliyiz.
Ama önce soğukkanlı olalım….


