İstikrarı Kaybedeceğiz ve Bu Bize Çok Pahalıya Mal Olacak…

Cumhurbaşkanı Seçimini Kim Kazanacak..?
Halkın seçtiği elbette
Şu an için bu soruya verilebilecek en doğru yanıt budur.
Ama elbette merak edilen bunun hangi isim olacağıdır.
Bu konuya geçmeden önce yaklaşan seçime ilişkin ilginç bir durumu paylaşalım.
Aday kıtlığı çekilen, daha doğrusu kimsenin aday olmak istemediği bir seçime doğru ilerlemekteyiz.
Doğal olarak Tatar ve Erhürman adaylıklarını açıkladılar.
Ama onların dışında başka bir isim yok.
Mustafa Akıncı aday olmayacağını açıkladı.
Onun dışında aday olması beklenen diğer isimlerden Harmancı adaylık için solda işbirliği şartı koştu.
Bunun olmayacağını herkesin çok iyi bildiğini göz önüne alırsak, Harmancı için de aday olmayacağını açıkladı diyebiliriz.
Belki bazı şartların oluşması ya da oluşmuş bazı şartların değişmesi beklentisi üzerine böyle bir açıklama yapmıştır.
Onu bilemeyiz.
Dıştan bakınca gördüğümüzü yazdık sadece.
Aday kıtlığı aslında seçimi yapılacak makamla ilgili değil.
Memleketin en üst makamı ve mutlaka herkes kendisini orada görmek ister.
Ama aday kıtlığı ülkenin genel siyaset gidişatı açısından bir göstergedir.
Siyasetimiz ne yazık ki kısır bir döngüye hapsolmuştur.
Bunun sonucu olarak da çeşitlilik ortadan kaybolmuştur.
Siyaseti dar söylemler ekseninde belli kalıplara hapsetmenin sıkışıklığını, daha doğrusu kısırlığını yaşamaktayız.
Buna bir de Kıbrıs konusunun yarattığı hayal kırıklıkları da eklenince ortaya bu sonuç çıkmıştır.
Bu noktada, Cumhurbaşkanı seçimi sonrasında yapılması neredeyse kesinleşmiş olan erken genel seçimin daha fazla konuşulur olması da bir diğer tek kanallı siyasi yapının göstergesidir.
İktidar olmak eksenli bir siyasetçi ile ona yakın olup bundan çıkar elde etmek hesabına düşmüş olan yandaş seçmen birlikteliğinin bizi getirdiği noktadayız.
Düşüş hareketli gidişatı doğru anlayamayan bu ikili aşağıya doğru aldıkları yolu başarı yolu olarak algılamakta.
Bu yapının yaygınlığını göz önüne aldığımızda Cumhurbaşkanı seçimi sonrasında mutlaka bir erken genel seçime gideceğimizi çok rahat söyleyebiliriz.
Ama bu seçim bir düzelme seçimi olmayacak.
Bu seçim daha öncelerde de benzerleri olduğu üzere bir hesaplaşma seçimi olacaktır.
Meclis aritmetiği ters yüz olacak, birileri birilerinden hesap sormuş ve intikam almış olacak.
Sonra yüksek ihtimalle zor da olsa bir hükümet kurulacak, onun kısa bir süre sonrasında da yine seçime gideceğiz.
İstikrarı kaybedeceğiz ve bu bize çok pahalıya mal olacak.
Umarım ödeyeceğimiz bu bedel son olur.

