Almanya’da Sol Parti seçim zaferi sonrası hedef tahtasında…

Berlin seçimlerinden birinci çıkan Elif Eralp liderliğindeki Sol Parti eleştirilerin hedefinde. Olası bir hükümete veto çağrıları yapılıyor.
Almanya’da bu yıl yapılması planlanan son üç eyalet seçimi tamamlandı. Saksonya-Anhalt ile Mecklenburg-Vorpommern eyaletlerinde aşırı sağcı AfD zafer kazanırken hem kent hem de eyalet statüsüne sahip başkent Berlin‘de ise zafer Sol Parti‘nin oldu. Seçim sonrası yüzde 25,7 oyla Berlin’de hükümeti kurma görevini üstlenmesi beklenen parti, ancak bu seçim zaferini kutlamak yerine şimdi kendisine yönelik ağır suçlamalarla karşı karşıya.
Partinin bazı kesimlerine uzun süredir antisemitizm suçlamaları yöneltiliyordu. 20 Eylül akşamı seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından parti merkezinde düzenlenen kutlamada 2002 yılından bu yana Avrupa Birliği’nin terör örgütleri listesinde yer alan Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC/PFLP) ile ilişkilendirilen aktivist İbrahim İbrahim’in Federal Meclis Milletvekili Ferat Koçak ile birlikte görüntülenmesi ise Sol Parti’nin Berlin’de hükümetin başına gelip gelemeyeceğini de tartışma açtı.
Sol Partili Ferat Koçak’ın adı organize suçlarla anılan Remmo aşiretinden bir isimle yaptığı yazışmaların kamuoyuna yansıması da partiyi zor durumda bırakan başka bir etken oldu.
Sol Parti, Berlin’de koalisyon hükümeti kurmak için Sosyal Demokrat Parti (SPD) ve Yeşiller ile müzakere edeceğini açıklamıştı. Ancak hafta boyunca süren bu tartışmalar, yalnızca aşırı sağcılar ve muhafazakârlardan değil, muhtemel koalisyon ortaklarından da Sol Parti’ye eleştiriler yöneltilmesine, hatta hiçbir şekilde Sol Parti ile işbirliği yapılmaması çağrılarına neden oldu.

Frankfurter Rundschau: Asıl tehlike aşırı sağdan geliyor
Yaşanan gelişmeler Alman basınında da geniş yanku buluyor. Sol yelpazeye yakın Die Tageszeitung gazetesinde Elif Eralp ve Sol Parti’ye yönelik bir karalama kampanyası yürütüldüğü savunuluyor.
Sol-liberal Frankfurter Rundschau gazetesinde de Sol Parti’ye yönelik eleştirilerin daha yüksek sesle dile getirildiğine dikkat çekiliyor ve diğer iki eyalette seçim kazanan aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisine aynı ölçüde güçlü bir siyasi tepki yönetilmediği ifade ediliyor.
Gazetede yer alan yorumda son seçimlerin “demokrasiye yönelik büyüyen tehdidin aşırı sağ kaynaklı yapılar olduğu gerçeğini ortaya koyduğu” kaydediliyor. Yorumda, Sol Parti’den, özellikle de Berlin teşkilatından, kendi saflarındaki antisemitik eğilimlere karşı kararlı adımlar atmasının talep edilmesi gerektiği vurgulanıyor. Öte yandan Sol Parti’nin hükümet etme kapasitesi tartışılırken asıl dikkat edilmesi gereken konunun ise AfD’nin anayasa karşıtı hedef ve planlarının hayata geçirilmesine hiç olmadığı kadar yaklaşması olduğu belirtiliyor.
Bir seçim stratejisi olarak vatandaşlığa geçirme
Seçimlerin ardından Bild gazetesi de özellikle konut sorunu ve sosyal politikaları öne çıkaran Elif Eralp ve Sol Parti’nin göç kökenli seçmenlerden ve Müslüman ülkelerden gelerek Almanya’ya yerleşmiş kişilerden yoğun destek gördüğünü vurgulayan bir analiz-habere yer verdi.
Göç ve siyaset uzmanlarının görüşlerine değinilen haberde, Sol Parti’nin göç ve vatandaşlığa geçişi kolaylaştırma vaatlerine dikkat çekilerek konu “Bir seçim stratejisi olarak vatandaşlığa geçirme” başlığı altında işlendi.
Aynı medya grubuna bağlı Die Welt gazetesi ise Berlin’deki emniyet ve güvenlik birimlerine dayandırdığı haberinde, polis teşkilatı içinde endişenin büyük olduğu iddiasını öne çıkardı. Gazete, Sol Parti’nin seçim zaferinin ardından Berlin’de güvenlik çevrelerinde ciddi bir kaygı oluştuğunu savunarak birçok yazışmasında “Berlin düştü” benzeri paylaşımlar yapıldığını aktardı.

Burak Çopur: Evet, Sol Parti’nin bir antisemitizm sorunu var, ancak…
Berlin’deki gelişmeleri yakından takip eden siyaset bilimci Prof. Dr. Burak Çopur da “Evet, Sol Parti’nin bir antisemitizm sorunu var. Ancak bu, partinin genelinin antisemit olduğu anlamına gelmez” diyor ve önde gelen Sol Partili siyasetçilerin de bunu reddettiğini hatırlatıyor.
Almanya merkezli Uluslararası Yüksekokulu Radikalleşme Araştırmaları Enstitüsü Başkanı da olan Çopur, Ferat Koçak gibi milletvekillerinin İslamcılar ve organize suç örgütü üyeleriyle yakın ilişkiler kurmasının demokratik siyasette bir sınır aşımı olduğunu söylüyor.
Çopur’a göre son günlerde yapılan en tehlikeli karşılaştırmalardan biri ise Sol Parti ile aşırı sağcı AfD’yi karşılaştırmak. “Sol Parti demokratik bir parti ve onu AfD ile aynı yere koymak son derece tehlikeli” diyen Çopur, şöyle devam ediyor:
“Bu yaklaşım, Fransız filozof Jean-Pierre Faye’in ortaya attığı ‘at nalı teorisine’ dayanır. Bu teoriye göre siyasi yelpazenin iki ucundaki aşırılıklar eşit derecede kötüdür ve aynı kararlılıkla mücadele edilmelidir.”
Ancak Çopur, bu tezin verilerle örtüşmediğini hatırlatıyor. “Günümüzde tehdit açık ve net biçimde soldan değil, sağdan geliyor” diyen siyaset bilimci, Federal Kriminal Dairesi’nin (BKA) siyasi suç istatistiklerine dikkat çekiyor. “2025 yılı istatistiklerine göre aşırı sağcı saikle işlenen suç sayısı 42 bin 540 iken, aşırı sol saikle işlenen suç sayısı 13 bin 490” ifadelerini kullanıyor.
Çopur ayrıca iç istihbarattan sorumlu Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın Sol Parti’yi parti olarak izlemediğine de dikkat çekiyor. Buna karşılık AfD’nin ülke genelinde “aşırı sağcı şüpheli oluşum” olarak sınıflandırıldığını ve istihbarat tarafından takip edildiğini belirtiyor.
Çopur’a göre, Sol Parti’ye yönelik kısmen haklı antisemitizm eleştirileri, Berlin’de solun öncülüğünde bir hükümet kurulmasını her ne pahasına olursa olsun engellemek amaçlı siyasi bir araç hâline getirilmemeli.

Hristiyan Birlik’ten Sol Parti’ye sert çıkış
Hristiyan Birlik partilerinin iç politika uzmanlarından Alexander Throm da Sol Parti’nin Berlin teşkilatının antisemitizm ve organize suç çevreleriyle yakınlık iddiaları ve partinin bazı oluşumlarının istihbarat tarafından izlenip izlenemeyeceğinin gözden geçirilmesini talep ediyor.
Hristiyan Birlik’in yalnızca Bavyera’da örgütlü ortağı olan Hristiyan Sosyal Birlik’in (CSU) lideri ve Bavyera Eyalet Başbakanı Markus Söder de Sol Parti liderliğinde bir koalisyon kurulması hâlinde başkente aktarılan mali kaynakların gözden geçirilmesini istedi.
Almanya’da eyaletlerin mali yapısı, gelir düzeyi ve ekonomik gücü yüksek eyaletlerin daha zayıf eyaletlere kaynak aktardığı mali denkleştirme sistemiyle işliyor. Bu sistemin en büyük finansörlerinden biri olan Bavyera’nın Başbakanı Söder, “Radikal, demokrasi karşıtı ve özellikle antisemitik siyasetin ödüllendirilmesi kabul edilemez” diyerek Berlin ile yeni finansman anlaşmasına işaret etti.
Bu arada Sol Parti, büyük emlak şirketlerinin elindeki konutların kamulaştırılması talebi nedeniyle de muhafazakâr çevrelerin hedefinde. Dev gayrimenkul şirketlerinin elindeki on binlerce konutun kira ve emlak fiyatlarını artırdığını savunan parti, bu konutların bir bölümünün kamulaştırılmasını vadediyor. Federal hükümet ve liberal çevreler ise bu öneriye sert şekilde karşı çıkıyor.
Sosyal Demokratlar bölünmüş durumda
Sol Parti’nin Federal Meclis Grup Eş Başkanı Heidi Reichinnek ise partisinin Gazze’deki savaş suçlarına karşı çıktığını ve hem İsrail’de hem de Filistin’de barış için mücadele eden insanların yanında yer aldığını söylüyor ve Hristiyan Birlik partilerinin önceliğinin Yahudilerin korunmasından çok “siyasi rant elde etmek” olduğunu savunuyor.
Reichinnek ayrıca, AfD’nin Saksonya-Anhalt’ta büyük zafer kazandığı seçimlerin ardından CSU ve lideri Söder’in mali sistemin değiştirilmesi talebini dile getirmediğini belirterek “İş Berlin’de sol bir hükümete gelince ceza ve yaptırım çağrısı” diyerek tepki gösterdi.
Sol Parti’nin muhtemel koalisyon ortaklarından SPD’nin ise bölünmüş bir izlenim veriyor. Partinin eski liderlerinden Sigmar Gabriel ve iç politika uzmanı Sebastian Fiedler gibi isimler işbirliğine karşı çıkarken partinin sol kanadında yer alan isimler Sol Parti’nin aşırı sağcı AfD ile aynı düzlemde değerlendirilmemesi gerektiğini savunuyor.
Benzer bir ayrışma Yeşiller içinde de görülüyor. Partinin önde gelen isimlerinden Sergey Lagodinsky, Cem Özdemir ve Omid Nouripour, Sol Parti’nin antisemitik çizgi ve aktörlerle arasına net bir mesafe koymasını talep ederken Eş Başkan Franziska Brantner ise Elif Eralp’ten antisemitizm ve organize suç çevreleriyle ilişkilere karşı kararlı mücadele güvencesi beklediklerini söylüyor.
Öte yandan antisemitik ve Neonazi çevrelere yakın olduğu iddiaları ile sık sık gündeme gelen AfD de Sol Parti’yi Yahudi düşmanlığı, polis karşıtlığı, İslamcı çevrelere yakınlık ve organize suç örgütleriyle ilişki içinde olmakla suçluyor.




