Hasan HastürerYazarlar

SEÇİM; HACIPAVLO NUTKU DEĞİL, SEÇMENLE YAPILAN SÖZLEŞMEDİR…

Seçim için geriye sayım başladı.

   Çok olağanüstü bir gelişme yaşanmazsa 6 Aralık’ta sandıklar kurulacak. Milletvekilliği genel seçimiyle yerel seçimler aynı gün yapılacak. Seçmenin önüne beş ayrı oy pusulası konulacak. Yüksek Mahkeme Başkanı Bertan Özerdağ da hazırlıkların bu yönde başlatıldığını açıkladı.⁠

   Milletvekilliği… Belediye başkanlığı… Belediye meclisi üyeliği… Muhtarlık… İhtiyar heyeti üyeliği ya da halk arasındaki söyleyişle azalığı…

***

Bu yazımda oy kullanırken yapılabilecek hataları ele alacak değilim.

Karma oyun kalkmasıyla bağımsız adaylığın nasıl bir anlam kazanacağını da bugün irdelemeyeceğim.

Basit bir soru sorup devam edelim:

   Temsili demokratik sistemde seçim nedir?

   Seçim, en yalın tanımlamayla temsili demokrasinin hayat bulması için seçmenin birilerine vekâlet vermesidir.

   Cumhurbaşkanından milletvekiline, belediye başkanından muhtara, ihtiyar heyeti üyesine kadar bütün seçilmişler halkın vekilidir.

   Seçilmek, ülkenin ya da beldenin sahibi olmak değildir.

   Halk adına görev ve sorumluluk üstlenmektir.

***

Seçmen, oy verirken konuşmaları ne kadar dinler, açıklamaları ne ölçüde dikkate alır, seçim programlarını okuyup okumaz mı, bilemem.

Ancak ortada bir vekâlet ilişkisi varsa vekâleti verecek olanla alacak olan arasında çok açık bir anlaşma bulunmalıdır.

Seçmenden oy istemek, böyle bir anlaşmaya kâğıt üzerinde imza atılmasa da atılmış gibi sorumluluk kabul etmektir.

   Partiler yavaş yavaş seçim programlarını açıklıyorlar.

   Buna isterseniz, “Vatandaşa verilen söz metni” diyebilirsiniz.

   Bir sözleşme metni ne kadar uzun ve karmaşıksa içindeki laf kalabalığı da o kadar fazladır.

   Çok sevdiğim bir söz vardır: “Bana bir kaşık şeker için bir torba harnup çiğnetmeyin.”

   Seçmenin istediği de budur.

   Onlarca sayfalık programlarla, süslü cümlelerle ve anlaşılmaz  ifadelerle seçmeni yormayın.

   Ne yapacaksanız kısa ve açık biçimde anlatın.

   Ne zaman yapacaksınız?

   Kaynağı nereden bulacaksınız?

   Kimlerle yapacaksınız?

   Başaramazsanız hesabını nasıl vereceksiniz?

İcraattan söz edilecekse kaynağı da aynı açıklıkla ortaya konulmalıdır. Kaynağı gösterilmeyen vaat, ciddi bir taahhüt değil, seçim meydanına bırakılan renkli bir balondur.

***

Bir başka önemli nokta daha var… Kimse kendisine verilen konuşma hakkını karşı tarafı kötülemek için harcamasın. Herkes kendisini anlatsın. Yapacaklarını ortaya koysun.

Rakibinin ne kadar kötü olduğunu anlatmak, sizin ne kadar iyi olduğunuzu kanıtlamaz.

Seçim, bir zamanlar Limasol Kaza Meclisi üyelik seçiminde Dimitris D. Hacıpavlo’nun akıllarda daha çok mizah yönüyle kalan nutukları değildir. “Kaza meclisi üyeliği için Civiya köyünde oy isteyen Hacıpavlo, okul bulunmayan köye okul yaptıracağını söyler. Köylüler, “Ama köyümüzde çocuk yok” deyince, dili sürçerek veya şaşkınlıkla “Çocuk da yaparım” anlamına gelen mizahi bir karşılık verir. Bu anlatı zamanla, seçmene ölçüsüz ve gerçek dışı vaatlerde bulunan siyasetçileri eleştirmek için kullanılan bir Kıbrıs hikâyesine dönüşmüştür.”

Seçim meydanı güldürü sahnesi, seçim programı da temenniler listesi değildir.

   Bana kalsa her parti ve aday, kısa cümlelerle hazırlanan taahhütlerinin altına imzasını atarken şunu da yazmalıdır: “Bunları gerçekleştirmek için namusum ve şerefim üzerine söz veriyorum.”

   Ağır mı? Halktan vekâlet isteyen için ağır değildir.

   Asıl ağır olan, seçimden önce verilen sözleri seçimden sonra unutmak ve birkaç yıl geçince hiçbir şey olmamış gibi yeniden seçmenin karşısına çıkmaktır. Bunu iktidar muhalefet ayırımı yapmadan söylüyorum.

   Çünkü Cumhuriyet Meclisi ve Yerel Yönetimlerde, iktidar – muhalefet konumlarında farklılıklar vardır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu