Hasan Hastürer

Hak yerini bulmadığı sürece, Kıbrıs’ta da suçlular güçlüdür

Bugün hayatta olan herkes kendini bildi bile Kıbrıs sorunuyla birlikte yaşar. Zaman Kıbrıs sorununun çözümüne katkı koymadı. Tüm suçu, akıp giden zamanın hanesine yazmak adil bir yaklaşım olmaz.

Aslında sahiplenilmeyen tüm olumsuzlukların sahibidir zaman.

Hiç duydunuz mu iyi bir olgunun sahipliliği zamana ait olsun? Duymadınız, bundan sonra da duymayacaksınız…

* * *

Kıbrıs sorunu insanların eseridir. Taraf olanlar güçleri oranında sorunun suç bütününde pay sahibidir.

1960 Kıbrıs Cumhuriyeti alel acele kuruldu. Taraflar o çözümü hazmetmemişti. Hazmedilmediği için de anayasal kimliğiyle ancak üç yıl kadar yaşayabildi.

Eğer 1974 yaşanmamış olsaydı, Kıbrıslı Türkler bırakın bugünün, 1960’ların da çok gerisinde olacaktı.

Belki de kantonlar da yavaş yavaş ortadan kalkacaktı.

Belki, melki bir yana 15 Temmuz 1974’te Makarios’a karşı darbe yapıldı.

Türkiye de Yunan Cuntası’nın darbesine karşı garantörlük hakkını kullanıp adaya müdahale etti.

Yunan Darbesi olmasaydı, Türkiye müdahale edemezdi.

Bunu ısrarla ve yüksek sesle söyleyen Rum siyasinin başına dünyayı yıkarlar.

İç politik nedenler ve kötü yönetim uygulamaları nedeniyle ne kadar şikayet edersek edelim,

garantörlük sisteminin çalışması Kıbrıslı Türkleri, 19 Temmuz 1974’ten daha iyi konuma getirmiştir.

Uzlaşıyla mülkiyet sorununun çözülmesi her demokrat, insan haklarına saygılı Kıbrıslı Türkün arzusudur.

“Kanla aldık, bizimdir”, söyleminin uluslararası camiada alkışla karşılanması olası değildir.

* * *

Ancak kimse Kıbrıs’taki mevcut durumu son durak olarak göremiyor. Son durak olarak görülmediği içindir ki taraflarca kabul edilir bir çözüm için müzakereler zaman zaman kısa ya da uzun vadeli kesintiye uğrasa da devam ediyor.

Müzakere masasından kimler geçmedi ki…

Şimdi de masada Kıbrıs Türk tarafından KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Rum tarafından Rum yönetimi başkanı Nikos Hristodulidis var.

Boş verin bazılarının ön yargılı hazımsız söylemlerini, Tufan Erhürman’ın Kıbrıs sorununun çözümü için Kıbrıs Türk Toplumu içinden çıkacak en uygun ya da en iyi Cumhurbaşkanıdır. Bir gün bir başka yazımda bunu daha uzun yazarım.

Aslında çözümün çerçevesi bellidir.

İKİ BÖLGELİ, İKİ TOPLUMLU, İKİ KURUCU DEVLETİ OLAN ÇÖZÜM ortak kabul görürse, içeriğinin doldurulması kolaydır.

Pozitif Muğlaklık, bağların kopması, köprülerin yıkılmasının istenmediği ortamlarda ilaç gibidir.

Bu sadece Kıbrıs Türk ve Rum Tarafı arasında değil, bu dönemde Kuzey Lefkoşa ile Ankara arasında da işe yarardır.

***

Kıbrıs sorununun çözümü için müzakere masasında karşı karşıya oturan liderler hep kendi toplumlarının avukatlığını yapıyor. Aldanıp karşı taraf için “haklıdır” diyenin başına Güneyde Trodosları, Kuzey’de Beşparmak Dağlarını yıkarlar hatta siyasi hayatını bitirirler.

Böyle olunca buluşmalar, müzakere masasında ortak çıkar çerçevesinde çözüm arayan iki liderin buluşması yerine köprü üzerinde iki inatçı keçinin buluşmasına dönüşebiliyor.

Hristodulidis’in geçmişi, empati yaparak görüş üretme bakımdan olumlu örnek bakımından eksik. Önceki gün Tufan Erhürman’la görüştü. Erhürman’la Kıbrıs sorunu ekseninde medya üzerinden karşılıklı açıklama yapmama konusunda hemfikir oldu.

Dün ne yaptı?

“ Çözüm ancak garantilerin kaldırılması ve Türk askerinin çekilmesiyle mümkün” diye açıklama yaptı. HRİSTODULİDİS, MÜZAKERE İSETR GÖRÜNECEK AMA SÜRECİ BOMBALAYACAK.

İki gün önce yayınlanan yazımda Hristodulidis için ne demiştim? Hristodulidis’in çözüme bir milim katkı koymayacağına, tam tersi, özellikle kritik aşamalarda sabote edeceğine, yüzde milyon inanıyorum.

Hristodulidis’in içinde barış meleği değil, barış karşıtı şeytan vardır.”

***

Tufan Erhürman’ın dünya görüşü, yaşama bakış açısı bu bakımdan umut verici. Hristodulidis’in oyununa gelmek anlamını taşıyan onun tarzında bir duruş sergilemeyecek.

***

Masaya görüş götürecek olanlar öncelikle önerilerinin karşı tarafça kabul edilme şansını değerlendirmesi gerekir.

Karşı tarafın kabul etmeyeceği öneri, içeriği ne olursa olsun ciddi öneri sayılmaz.

Tek yanlı çıkar ve kazanım hesaplarından kurtulup, ortak çıkar hesabı için kafa yorulmadığı sürece Kıbrıs’ta yaşayabilir, herkesin sahipleneceği bir çözüm neredeyse imkansızdır..

***

Kıbrıs sorunu politik bir davadır.  Kalıcı, yaşayabilir bir çözüm hakkın yerini bulmasıdır.

Unutmayın, hak yerini bulmadığı sürece Kıbrıs’ta da suçlular güçlüdür.

… Mevcut statükodan nemalananları da unutmayalım…

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu