Tüccar bekleyebilir… Üretici bekleyemez…

Denizin dalgalı ya da fırtınalı olması, her zaman en büyük tehlike değildir.
Bir an için düşünün… Bir gemidesiniz. Geminin rotası yok. Pusulası bozuk. Kaptan köşkünde de üniformasından öte kaptanlık vasfı olmayan biri var.
Siz de o geminin yolcususunuz.
Ne düşünürsünüz?
Bana sorulsa vereceğim yanıt çok kısa:
Allah göstermesin!
Rotası olmayan, pusulası bozuk ve kaptanı kaptanlık vasfından yoksun bir gemiyle, politikasız yönetilen bir ülke arasında üç aşağı beş yukarı fark yoktur.
***
Salı akşamı sevgili Mehmet Civa’nın davetiyle Güzelyurt’ta, daha doğrusu Kalkanlı’da güzel bir dost sofrasında bulundum.
Kişisel bazda kimseyi çekiştirmedik.
Herkes bulunduğu siyasi konumdan düşüncesini ortaya koydu. Eleştiri vardı ama eleştiri dili inanılmaz düzeyliydi.
Ben de dikkatle dinledim.
Peki, tepki koyduğum yaklaşım neydi?
Cypruvex’in özelleştirilmesi üzerine ülkede yapılan düşünce egzersizi…
Masada kimse Cypruvex’in özelleştirilmesini savunmuyordu. Ancak anlaşılıyor ki birileri bunu aklından geçiriyor, birileri de kamuoyunda ön pazarlamasını yapıyor.
İşte orada durmak gerekir.
1974 sonrası narenciye öykümüz, kelimenin tam anlamıyla bir başarısızlık öyküsüdür.
Güzelyurt bölgesinde yaklaşık 75 bin dönümlük narenciye varlığının, elli yılı aşkın süre sonunda neredeyse yarı yarıya yok oluşuna çanak tutuldu..
1974’te sarı altın dediğimiz narenciye, birilerinin ellerinde bakıra dönüştürüldü.
Ancak unutmayalım: Narenciye hâlâ tarımımızın en stratejik ürünlerinden biridir.
Ve belli ki hâlâ birilerinin iştahını kabartacak kadar değerlidir.
Kimse liberal ekonomi söyleminden yola çıkarak Cypruvex’in özelleştirilmesini savunmaya kalkmasın.
Liberal ekonomi, üreticiyi üç-beş tüccarın insafına terk etmek değildir.
Cypruvex kusursuz mu?
Elbette değil.
Sorunları var mı?
Hem de çok.
Ama yapılması gereken Cypruvex’i satmak değil, onu yıllar önce sahip olduğu etkin konuma mümkün olduğu kadar yaklaştırmaktır.
Çünkü bugünkü ekonomik koşullarda piyasayı dengeleyecek, gerektiğinde üreticinin yanında duracak, özel sektörün oluşturabileceği tekelleşmeye karşı kamu adına ağırlık koyacak kurumlara her zamankinden fazla ihtiyaç vardır.
Cypruvex’in temel işlevlerinden biri tam da budur.
Cypruvex özelleştirilirse ne olur?
Narenciye üreticisi birkaç büyük alıcının karşısında yalnız kalır.
Ürünü dalındayken üretici güçlü görünür. Ancak hasat zamanı yaklaştıkça zaman üreticinin aleyhine işler.
Tüccar bekleyebilir.
Üretici bekleyemez.
İşte kamu kurumu tam da o noktada gereklidir.
Ben narenciyeden umudumu kesmiş değilim.
Tam tersine…
Akıllı bir üretim politikası, doğru çeşit planlaması, suyun verimli kullanılması, çağdaş paketleme, güçlü pazarlama ve Cypruvex’in etkin bir piyasa aktörü haline getirilmesiyle narenciyenin yeniden sarı altın dönemine dönebileceğine yürekten inanıyorum.
Ama önce rotamız olacak.
Pusulamız çalışacak.
Kaptan köşkünde de kaptanlık yapabilecek insanlar bulunacak.
Yeter ki karar vericiler, doğru kararları verecek bilgiye ve o kararları uygulayacak cesarete sahip olsun.
Cypruvex’i satmak, özelleştirmek politika değildir.
Asıl politika, Cypruvex’i neden yeniden güçlü hale getirilemediği sorusuna doğru yanıt verebilmektir.




