Mülkiyetin Çözümü Yeni Sorun mu Yaratır..?

Çok ilginç bir sürece doğru ilerliyor olduğumuzun sinyalleri güçlenerek yaklaşmakta.
Konumuz mülkiyet..
Hani şu Kıbrıs sorununda nedense başka konuların sürekli arkasına atılan ama bence sorunun temelini oluşturan başlı.
Aslında şunu da açıklıkla söyleyebilirim ki mülkiyet sorunu çözüldüğü anda ortada Kıbrıs sorunu diye bir şey kalmayacak.
Kıbrıs sorununun özünün ne olduğu yıllardır farklı şekillerde ortaya konuldu.
Bu yönde bir çok farklı görüş mevcut.
Sorunun temelinin siyasi olduğunu söyleyenler de var, asıl meselenin bir güç paylaşımı olduğunu söyleyenler de…
Aslında her ikisi de doğru.
Ama bir başka doğrumuz daha var ki, o da Kıbrıs sorununun temelinin bir toprak meselesi olduğudur.
Kimse bunu ENOSİS ile karıştırmasın.
O daha çok işin siyasi yönüne dahil bir etkendir.
Toprak derken kasıt kişisel mülkiyetlerin oluşturduğu durumdur.
Güney’de kalan Türk malları ile Kuzey’de kalan Rum mallarının ne olacağı meselesidir esas.
Çünkü bu mülklerin sahipleri vardır ve bu sahipler yıllardır mülklerinden ayrı kalmışlardır.
1974 yılında yaşanan nüfus mübadelesi ile her iki taraftan da çok sayıda insan yıllardır yaşadığı toprakları terk ederek Kuzey ve Güney diye iki farklı tarafa yerleşmişlerdir.
Sonrası malum.
Güney’de ve Kuzey’de yaşananlar hepimizin çok iyi bildiği şekilde.
Esas meselemiz de bu değil zaten.
Esas mesele bundan sonra ne olacağıdır.
Aradan 50 yılı aşkın bir süre geçmiştir ve neredeyse üç nesil değişmiştir.
O nedenle de duygusal bağ diye bir durum kalmamıştır.
Anne babalardan dinlenen güzel hikayeler ile dede ve ninelerin anlattığı tatlı anılar dışında bugünkü kuşağın bir bağı bulunmamaktadır.
23 yıl önce kapılar ilk açıldığında ve serbest geçişler başladığında Kuzey’de bıraktığı mallarını görmeye gelenler arasında yaşı 70’lere ve 80’lere dayanmış aile büyükleri de vardı.
Onlar duygusal bağa sahip son kuşaktılar ve şimdi aradan geçen 20 yılı aşkın sürede hayatın doğal sonucu olarak artık farklı bir nesil söz konusu.
İşte bu nokta çok hayatidir.
Çünkü yeni nesil “geri dönmek” hayali yerine “varlığı değerlendirme” yolunu tercih etmektedirler.
Kuzey’de kalan mülklerini değerlendirmek isteyen Rumlar arasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) bulunan Taşınmaz Mal Komisyonu’na (TMK) başvuranların sayısı giderek artmaktadır.
Rum hükümetinin bu konuda yürüttüğü aleyhte propagandalara ve doğrudan müdahalelere rağmen yaşanan bu artış ciddi bir endişe yaratmaktadır.
İşte bu nedenle TMK’nın işlevini kaybettiği iddiasıyla Avrupa Parlamentosu’nda ciddi bir lobi faaliyeti yürütülmekte ve durumun değişmesi için yoğun çaba harcamaktadırlar.
Ancak oldukça da yol almış olmalarına rağmen bu işin sonucunun istedikleri gibi olmayacağının sinyalleri gelmekte.
Çünkü Rum halkı ne yapılırsa yapılsın başvurularını sürdürmektedir.
Son dönemde bu duruma yönelik olarak Rum tarafında yapılan yorumlarda Rum hükümeti etkisiz kalmakla suçlanmaya da başlandı.
Şimdi şöyle bir durum oluşmuştur ki mülkiyet sorunu çok hızlı olmasa bile bir çözüm yoluna girmiştir.
Günün sonunda mülkiyet sorununun ortadan kalkmış olmasıyla birlikte çok farklı durumlar oluşacaktır.
Çünkü mülkiyet bugün Kıbrıs sorununu yaşatan en temel etkendir.
Onun ortadan kalkması parametreleri ciddi anlamda değiştirecektir.
İşte tam bu noktada yaşananları iyi takip etmek zorundayız.
Çünkü sonuçları doğrudan Ada üzerindeki varlığımıza etki edecektir.
Yakından takip etmeli ve yaşananları doğru okumalıyız…




