Üstel’den AB’ye: Doğal gaz projesini durduramayacaksınız

Başbakan Ünal Üstel, Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas’ın, Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında imzalanan doğal gaz boru hattı mutabakatına ilişkin yaptığı açıklamalarına sert tepki gösterdi.
Başbakan Ünal Üstel’in açıklaması şöyle:
“Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Sayın Kaja Kallas’ın, Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında imzalanan doğal gaz boru hattı mutabakatına ilişkin yaptığı açıklamayı reddediyor ve esefle karşılıyoruz.
Avrupa Birliği, yıllardır Kıbrıs meselesinde tarafsızlığını tamamen yitirmiş, yalnızca Rum tarafının tezlerini tekrar eden siyasi bir aktör haline gelmiştir. Bu nedenle Kıbrıs Türk halkının meşru hakları konusunda vereceği hiçbir siyasi mesajın bizim açımızdan bir hükmü bulunmamaktadır.
Yaklaşık iki yıl önce Türkiye ile enterkonnekte elektrik sistemi için protokol imzaladık. Fizibilite çalışmalarını tamamlamamıza rağmen Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin girişimleri nedeniyle proje Avrupa Elektrik İletim Sistemi İşletmecileri Ağı’nın (ENTSO-E) onay sürecine takılmıştır. Ancak bu tür girişimlerin hiçbir fayda sağlamayacağını açıkça ifade etmek isterim.
Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatları, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz’ın koordinasyonu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Alparslan Bayraktar’ın çalışmalarıyla doğal gaz boru hattı projesi hayata geçirilecektir. Burada bize ne Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ne de Avrupa engel olabilir.
Kaja Kallas’ın “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenliği ve egemenlik haklarına saygı gösterilmelidir” yönündeki açıklaması, Kıbrıs Türk halkının özden gelen egemenlik haklarını ve eşit uluslararası statüsünü yok sayan, tek taraflı ve kabul edilemez bir yaklaşımdır. Avrupa Birliği’nin görevi Rum tarafının siyasi tezlerini dillendirmek değil, adanın iki halkının mevcut gerçeklerini ve eşit haklarını gözetmektir. Kıbrıs Türk halkının kendi ülkesinde, kendi topraklarında ve Anavatan Türkiye ile yapacağı enerji, altyapı ve ekonomik iş birliği anlaşmaları tamamen kendi egemenlik yetkisinin bir sonucudur. Bu konuda ne Avrupa Birliği’nin ne de başka herhangi bir tarafın onayına ihtiyaç vardır.
Türkiye Cumhuriyeti ile imzaladığımız doğal gaz mutabakatı, tamamen Kıbrıs Türk halkının enerji güvenliğini, ekonomik kalkınmasını ve geleceğini güvence altına almaya yönelik meşru bir altyapı projesidir. Bu proje hiçbir ülkeye karşı değildir; aksine Doğu Akdeniz’de istikrarı, enerji arz güvenliğini ve bölgesel refahı güçlendirecek stratejik bir adımdır.
Daha önce de ifade ettiğimiz gibi, Doğu Akdeniz’de bulunacak enerji kaynaklarının çatışma değil iş birliği vesilesi olmasını arzu ediyoruz. Rum tarafına çağrımız nettir: Enerjiyi siyasi gerilim aracı haline getirmek yerine, bölgenin ortak refahına hizmet edecek iş birliklerine açık olun.
Ne var ki Rum yönetimi her fırsatta uzlaşı yerine çatışmayı, iş birliği yerine şikayet siyasetini tercih etmektedir. Avrupa Birliği kurumlarını kullanarak Kıbrıs Türk halkının kalkınmasını engellemeye yönelik girişimlerinin de sonuçsuz kalacağı açıktır.
Avrupa Birliği gerçekten bölgede barış ve istikrar istiyorsa, tek tarafın sözcülüğünü yapmak yerine Kıbrıs Türk halkının varlığını, iradesini ve özden gelen haklarını da görmeyi öğrenmelidir.
Kıbrıs Türk halkı bu adanın eşit sahibidir. Kendi geleceğine ilişkin kararları alma hakkına da sahiptir. Hiçbir AB yetkilisinin veya üçüncü tarafın bu iradeyi sorgulama veya buna yön verme yetkisi yoktur.
Anavatan Türkiye ile yürüttüğümüz enerji, su, ulaştırma ve altyapı projeleri kararlılıkla devam edecektir. Doğal gaz boru hattı projesi de bu vizyonun önemli bir parçasıdır ve hiçbir siyasi baskı veya tehdit bu projeyi durduramayacaktır.
Kıbrıs Türk halkının refahını artıracak, enerji bağımsızlığını güçlendirecek ve gelecek nesillere daha güçlü bir ülke bırakacak her projeyi, Türkiye Cumhuriyeti ile tam bir dayanışma içinde hayata geçirmeye devam edeceğiz.”




