Derviş Doğan

Sorun belli, çözüm belli, çözen yok!!!

Güney Kıbrıs’ta, çok küçük bir azınlık dışında hemen herkes, Kıbrıs sorununun 20 Temmuz 1974’te Türkiye’nin adaya müdahalesiyle başladığını düşünüyor. Genç nesillere de okullarda bu şekilde öğretiliyor: ‘Kıbrıs sorunu, bir işgal sorunudur.’Ancak bu anlatı, yaşananların tamamını yansıtmıyor.

Yunan cuntasının Makarios’a karşı yaptığı darbe, darbeyi hazırlayanların enosis (adanın Yunanistan’a bağlanması) hedefiyle kendi içlerinde yaşadıkları çatışmalar, cuntanın Makarios’la nasıl ters düştüğü gibi kritik gelişmelerden neredeyse kimsenin haberi yok.

Hatta NATO’nun iki büyük gücü olan ABD ve İngiltere’nin, Türkiye ve Yunanistan gibi üye ülkeler arasında bu krizi nasıl yönlendirmeye çalıştığı bile bilinmiyor ya da görmezden geliniyor.

Oysa  Kıbrıs sorunu çok  uzun, karmaşık ve çok katmanlı bir konudur. Birden fazla boyutu vardır. Dolayısıyla bunu  sadece “1974’te Türkiye geldi,Kıbrıs’ın kuzey yarısını  işgal etti” diye özetlemek, tarihsel gerçeklerle örtüşmez ve bu çok  büyük bir hata ve yanılgı  olur.Tabiatıyla da  bu konuya dair gerçekleri de göz ardı eder.

Bu yönde gelişen bir bakış açısı, ağırlıklı olarak Rum milliyetçileri ve sağcı çevreler tarafından dile getirilir. Lakin  Kıbrıs’ın güneyinde, sol kesimler, ve özellikle ilerici demokratlar, liberaller bu yaklaşımı kendi gerekçeleri ile haklı olarak eleştiriyor.

Çünkü bu, karşılıklı yaşanmışlıkları, çatışmaları ve toplumsal gerçekleri görmezden gelen tek taraflı bir bakıştır.Unutmayalım ki;  Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar arasında yaşanan anlaşmazlıklar 1974’ten çok önceye, hatta 20. yüzyılın başlarına kadar uzanıyor. Resmi çözüm süreci bile 1968’de başladı.Dolayısıyla meseleyi sadece 1974’e indirgemek, Kıbrıs’ın tarihini anlamamakla birlikte sorunu da daha karmaşık bir hale sokar. 

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu