Kadına Yönelik Şiddet Bir Kültür Sorunudur

Olaya nedense farklı açılardan bakıp farklı isimler takmayı tercih ediyoruz.
Kadınların maruz kaldığı şiddete “ev içi şiddet” demekle konuya daha objektif bir gözle baktığımızı sanıp işi daha geniş bir çembere yaymaktayız.
Oysa ki çember o kadar geniş değil.
Çemberin çapı çok belli ve merkezinde de kadınlar var.
Kadınlar erkeklerin şiddetine maruz kalıyorlar.
Bu şiddet çoğu zaman evin içerisinden geliyor.
O nedenle de ismine “ev içi şiddet” demek istiyoruz.
Ama bence bu çok büyük bir yanlış.
Olayın yönü değişiyor ve işin rengi farklı bir hale geliyor.
Ama öyle değil.
Kadınlar doğrudan şiddete maruz kalıyorlar.
Bunun nedeni da tamamen kültüreldir.
Kültürümüz değişirken ne yazık ki bu gibi korkunç durumlar da yayılıyor.
Bu noktada kültürel değişimin kötü bir şey olduğu ve önlenmesi gerektiği anlamı çıkarılmasın lütfen.
Çünkü kültür yapısı gereği değişkendir.
Sürekli değişir.
Eskiyle yeni bir arada yaşarken baskın olan hayatta kalır.
Dünyanın hiçbir yerinde sabit değildir ki bizde de olsun.
Burada esas değişime direnmek değil, değişimin doğru yönde seyretmesini sağlamaktır.
Bunun temelinde de eğitim yatmaktadır.
Eğitimde zafiyet her zaman ciddi sonuçlar doğurur.
Biz de şimdi bunu yaşıyoruz.
Şiddeti uygulayanların milliyetine bakmak ve olayın sorumluluğundan kaçmak bir diğer büyük hatadır.
Bu ülkede olan her şey bizim için de bağlayıcıdır.
Bundan kaçamayız.
Ama önce işe doğru teşhis ile başlamalıyız.
Ne yazık ki bir kültür sorunu yaşıyoruz ve bunu acil bir şekilde düzeltmeliyiz.
Elbette ki kadına veya bir başka kişiye şiddet uygulayanlar, onların canlarına kast edenler yasalar karşısında hak ettikleri cezaları almalıdırlar.
Nitekim almaktadırlar da.
Ama yine de şiddetin arkası kesilmiyor.
Evet doğrudur, “bu ülke böyle bir ülke değildir”…
O nedenle de yaşananları kabullenmeden, normalleştirmeden konuşmalı ve önleyici tedbirleri artırmalıyız.
Önümüzde çözüm bekleyen çok ciddi bir sorun vardır ve bu sorunu bilimsel yaklaşımlarla kökten çözebiliriz.
Ülkemiz bu yönden yüksek bir kapasiteye sahiptir.
O nedenle de bu insanlarımızı bir çatı altında organize etmeli ve onların gösterdiği yollardan tereddütsüz bir şekilde ilerlemeliyiz.
En küçük bir taviz bile vermeden.
Yoksa bu iş büyümeye ve canlarımızı yakmaya devam eder…

