Hasan HastürerYazarlar

Sandık, beğenmediğini kusar

Eğer yolun sonunda sandık varsa, vatandaşın oy desteğini ve dahası çoğunluğu kazanma beklentiniz bulunuyorsa, aldığınız kararların seçmen tarafından ne ölçüde kabul göreceğini hesaplamak zorundasınız.
***
Parti başkanı bir karar verirken önce partisinin merkez yönetim kurulunu ve parti meclisini düşünmelidir. Parti meclisi karar verirken kurultay iradesini ve parti üyelerini dikkate almalıdır. Kurultay düzeyinde karar alınırken de zincirin son halkası olan seçmen asla unutulmamalıdır.
Çünkü bütün yollar eninde sonunda vatandaşa çıkar. Bu karar zincirinin herhangi bir halkası koparsa, bedeli sandıkta ödenir.
Sandık, insan bedeninin en namuslu organı olan mideye benzer. Ağızdan geçen her yiyeceği ve içeceği mide kabul etmez. Beden için zararlı olanı reddeder, gerekirse kusar.
Sandık da böyledir. Hade “nitelikli sandık” böyledir diyelim…
Seçmen geçmişten gelen kararları, uygulamaları, siyasi manevraları ve hesapları önüne koyar. Beğenmediğini kabul etmez. Yanlış bulduğunu cezalandırır. İçine sindiremediğini de kusar.
Bu nedenle parti içi hesaplarla toplumun geniş tabanlı beklentilerinin örtüşmesi gerekir. Parti içindeki birkaç kişinin çıkarına hizmet eden, ancak toplumda karşılık bulmayan kararların uzun ömürlü olması mümkün değildir.
***
Geçer not alabilecek bir demokraside “Ben yaparım, olur” anlayışına yer yoktur.
Hele bizim gibi küçük ülkelerde…
İstenildiği kadar gizlensin, kapalı kapılar arkasında istenildiği kadar hesap yapılsın; her şey makul bir süre sonra herkesin bilgisine ulaşır. Atılan her adımın nedeni öğrenilir. Sorulmayan sorular bile günü gelir sorulur.
Kısacası, “Ben yaparım, olur” yoktur.
Bu, siyasetin genel geçer kuralıdır.
Her yanlışın bir bedeli vardır.
Her yanlışın faturası mutlaka ödenir.
Üstelik yanlışların hesabının kesilmesinde zaman aşımı da yoktur.
***
Bunları çok partili demokratik yaşamımızdaki bütün partiler için yazıyorum. Her partinin kendi konumuna ve sorumluluk alanına göre icraatları vardır.
Hükümetteki partilerin öncelikli icraat alanı hükümettir. Yaptıklarıyla sandığa giderler, ya onay alırlar ya da cezalandırılırlar.
Muhalefet partilerinin de muhalefet konumunda icraatları vardır. Onlar da toplumun beklentilerine ne kadar karşılık verdikleriyle, ne ölçüde güven yarattıklarıyla sorgulanırlar.
***
6 Aralık seçimlerine artık sayılı günler kaldı.
Siyasette sayılı günler, futbol maçının uzatma dakikalarına benzer. Uzatmalarda yapılan hataların telafisi çok zordur. Bir yanlış pas, bir gereksiz müdahale, bir anlık dikkatsizlik maçın sonucunu değiştirebilir.
Siyaset dünyasındaki isimler, özellikle sorumlu konumda bulunanlar bunu unutmamalıdır.
Bir vurgu daha yapayım…
Siyasette mağdur duruma düşen kişi, yeniden ayağa kalkabilmesi için toplumdan daha güçlü bir destek görebilir.
Mağdur eden ise alkışlarla değil, çoğu zaman derin bir sessizlikle karşılaşır.
Ve o sessizlik, sandık açıldığı zaman cezaya dönüşür.
Bu kadar.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu