Derviş DoğanYazarlar

Böyle Böyle Batırdılar…

Öncelikle şunu söylemek gerekir ki; bir ülkede adalet duygusunu en fazla yaralayan şeylerden biri, vatandaşın ödediği vergilerin hakkaniyetli kullanılmadığına dair oluşan kanaattir. Bugün Kuzey Kıbrıs’ta yaşanan tam da budur.

Emekliliğine yalnızca iki ay kalmış bir bürokratın terfi ettirilmesi ve bu terfi sayesinde emeklilik ikramiyesinin yaklaşık iki milyon lira artacak olması, yalnızca bir personel işlemi değildir. Bu durum, kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığına dair ciddi bir sorgulamayı da beraberinde getirmektedir.

Sokaktaki vatandaş her geçen gün artan hayat pahalılığı altında ezilirken, esnaf ayakta kalma mücadelesi verirken, gençler geleceğini başka ülkelerde ararken, devletin en üst kademelerinde gerçekleştirilen bu tür uygulamalar kamu vicdanını derinden yaralamaktadır. Çünkü vatandaşın zihnindeki soru nettir: “Bu para kimin parasıdır?”

Bu para, ay sonunda maaşından vergi kesilen çalışanın parasıdır. Bu para, elektrik faturasını ödemekte zorlanan emeklinin parasıdır. Bu para, çocuğuna daha iyi bir gelecek kurmaya çalışan ailelerin parasıdır.

Daha da vahimi, Maliye’nin her ay maaşları ödeyebilmek için yeni borçlanmalara gitmek zorunda kalmasıdır. Devletin gelirleri giderlerini karşılamıyor, bütçe açıkları büyüyor, borç yükü her geçen gün ağırlaşıyor. Buna rağmen siyasi kaygılarla veya belirli çevreleri memnun etmek amacıyla yapılan bu tür uygulamalar, mali disiplinin tamamen göz ardı edildiğini göstermektedir.

Bugün alınan her sorumsuz kararın faturası yarın çocuklarımıza çıkacaktır. Henüz dünyaya gelmemiş nesiller, bugünün yanlış yönetim anlayışının borçlarını ödemek zorunda bırakılacaktır. İşte asıl mesele budur.

Kamu yönetimi, belirli kişilere ayrıcalık sağlama makamı değildir. Devlet, siyasi iktidarların ganimet dağıtacağı bir alan da değildir. Devlet, halkın ortak malıdır ve her kuruşu halk adına korunmalıdır.

Toplum artık şeffaflık, hesap verebilirlik ve liyakat istemektedir. İnsanlar, emekliliğine günler kalmış kişilerin astronomik ikramiyeler elde edeceği düzenlemeleri değil, gençlerin umutla yaşayabileceği, çalışanların hakkını alabileceği ve kamu kaynaklarının adil kullanılacağı bir yönetim anlayışını görmek istemektedir.

Sorulması gereken soru şudur: Bu düzen daha ne kadar sürdürülebilir?

Çünkü bir ülkeyi ekonomik krizler değil, krizlere rağmen hatalarından ders çıkarmayan yönetim anlayışları batırır. Ve ne yazık ki bugün Kuzey Kıbrıs’ta vatandaşın en büyük korkusu da tam olarak budur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu