Arapsaçı Siyaseti Nereye Kadar Sürecek..?

Arapsaçı içinden çıkılması imkansız veya çok zor olan karışık durumları anlatmak için kullanılan bir deyimdir.
Bir işte durumun iyice karmaşıklaştığını ve içinden çıkılmaz bir hale geldiğini anlatmak için de “arapsaçına döndü” deriz.
Irkçı bir söylemden çok, fiziksel özellikleri anlama güç katmak için kullanılan bir kelimedir.
İşler karıştığında durumu en iyi anlatan ifade budur.
Tam da bizim siyasette içerisine taşındığımız durumlar gibi.
Daha düne kadar seçimlerin tarihini dahi bilmiyorduk.
Esas tartışma da bunun üzerinden sürmekteydi.
Ama sonra bir şeyler oldu ve ortam değişti.
Şimdi hükümet ortakları arasında yaşananları anlamaya çalışıyoruz.
Konuyu maddeler halinde özetlemek istersek, ilk olarak iki seçimin aynı günde yapılması ile başlayabiliriz.
Ama ondan önce bir de “icraatlar kimin” sorunsalı vardı.
Ardından da karma oy meselesi diyebiliriz.
Ancak esas sorun şu ki, liste giderek genişliyor.
Neredeyse her gün yeni bir sorun maddesi ekleniyor hükümet ortağı partilerimizin arasına.
En son olarak da “o aday bizim değil” şeklinde bir tepki geldi.
Artık ortak aday gösterme işi de riske girmiş oldu.
Hükümet ortakları elbette seçim zamanı kendi partilerini öne çıkaran propagandalar yapacaklar.
Sonuç olarak ayrı bir siyasi yapı ve o yapının getirdiği bir takım farklılıklar söz konusu.
O nedenle de hükümette ortak olsalar bile seçim zamanı rekabete girmelerini çok da tuhaf değil.
Tuhaf olan işin şiddetinin yüksek tonda olması.
Öyle bir ortam var ki rekabet kelimesi değil de savaş kelimesi sanki daha bir uygun gibi görünmekte.
Aynı kulvardaki bu üç partimiz arasındaki ilişkiler giderek arapsaçına dönüşmekte.
Bu durum ister istemez seçim sonrası oluşacak tabloda kimin nerede yer alacağı sorusunu da güçlendirmekte.
Çünkü seçimle ilgili olarak en fazla merak edilen iki konunun birisi kimin ne kadar oy alacağı, diğeri de olası bir koalisyon durumunda kimin kiminle ortak olacağıdır.
Yani hükümetin yapısının ne olacağı.
Sonuç olarak oldukça önemli bir konu ve seçim öncesi ile seçim sürecinde yaşananlardan da kolaylıkla etkilenecek bir hassasiyete sahip.
Partilerimiz her ne kadar da “seçim sürecinde yaşananlar orda kalır bugüne ulaşmaz” deseler de bazı şeyler yer eder ve aşmak zor olur.
İşte bu nedenle de yükselen tansiyona gözümüzü diktik izliyoruz.
Seçim sonrasına etki edecek bir gerginlik olur mu olmaz mı diye meraktayız.
Her gün yeni bir konu eklenmekte.
Bu gidişle de iş çığırından çıkabilir.
Ama belki de bunun olması bazı partilerimizin de esas seçim stratejisidir.
Bu da işin farklı bir yönü.

