Saygı Herkese Dağıtılan Bir Mavi Boncuk Değildir

Toplumda “saygı” kavramı her geçen gün biraz daha içi boşaltılan, gerektiğinde vitrine konulan ama bedeli ödenmeyen bir kelimeye dönüşüyor. Oysa saygı, ne bir lütuf ne de herkese eşit dağıtılacak bir mavi boncuktur. Saygı, tutumla, duruşla ve söylenen sözlerin arkasında durabilme iradesiyle hak edilir. Hak etmeyene duyulan saygı ise erdem değil, olsa olsa ilkesizliktir.
Bu bağlamda, Tufan Erhürman’ın Tahsin Ertuğruloğlu’na yönelik “saygı” vurgusuyla yapılan güzelleme, toplumun geniş bir kesiminde haklı bir tepki yarattı. Tepkinin nedeni basit bir siyasi çekişme değil; halkın aklıyla alay edildiği hissidir. Yıllardır toplumun hassasiyetlerini hiçe sayan, kullandığı dil ve izlediği politikalarla kutuplaşmayı derinleştiren bir isme, “herkese mavi boncuk dağıtır” gibi bir yaklaşımla saygı payesi sunulması, kamu vicdanında karşılık bulmamıştır.
Saygı, makamdan değil; tavırdan doğar. Toplumu ayrıştıran, eleştiriyi düşmanlık olarak gören, farklı düşüneni yok sayan bir siyaset anlayışına “kişisel saygı” kisvesi altında meşruiyet kazandırmaya çalışmak, siyasetin en kolay ama en tehlikeli yoludur. Çünkü bu yol, ilkeleri değil kişileri, doğruları değil dengeleri merkeze alır.
Haber sitelerinde yayınlanan ilgili haberin altındaki yüzlerce yorum, toplumun bu duruma nasıl baktığını açıkça göstermektedir. İnsanlar öfkeli, insanlar kırgın ve en önemlisi insanlar artık samimiyet arıyor. Siyasetçilerin, toplumun nabzını anlamak için uzun analizlere ihtiyacı yok; bazen sadece o yorumları okumak yeterlidir. O yorumlarda ne nefret var ne de kör bir fanatizm. Orada, “Bizi hafife almayın” diyen bir halk var.
Bu noktada Sayın Cumhurbaşkanı’nın da bu tepkileri dikkatle okuması gerekir. Çünkü bu tepki yalnızca bir kişiye ya da bir açıklamaya yönelik değildir; bu tepki, yıllardır biriken güvensizliğin ve hayal kırıklığının dışavurumudur. Toplum, siyasetçilerin birbirine gösterdiği nezaketten çok, halka gösterdiği saygıyla ilgilenmektedir.
Unutulmamalıdır ki, saygı talep edilmez; kazanılır. Ve kazanılamayan saygıyı, süslü cümlelerle, yuvarlak açıklamalarla ya da “herkesi idare eden” söylemlerle inşa etmek mümkün değildir. Toplum artık kimin nerede durduğunu, neye karşı neye yanında olduğunu bilmek istiyor.
Mavi boncuk devri kapanmıştır. Şimdi netlik, cesaret ve ilke zamanıdır.
