“Babamdan aldığım öğütler, iş yaşamımın anayasasıdır…”

Çağıner ailesiyle samimi iletişim geçmişim rahmetli Ünal Çağıner’le çok içten uzanır. Sonrasında Dimağ Çağıner ve İçim Çağıner Kavuklu.. Temiz bir maziyi, tertemiz olarak geleceğe taşıyan iki hayırlı evlat.
İçim Çağıner Kavuklu ile çok verimli bir sohbet yaptım.
İşte sorularım ve aldığım yanıtlar:
H.HASTÜRER: Şöyle bir soruyla başlamak istiyorum…. Girişimcilikte genetiğin payı var mı?
İ.ÇAĞINER KAVUKLU: Evet, girişimcilik ruhunun aileden gelen bir etkisi olduğuna inanıyorum.
Babam Ünal Çağıner, vizyoner bakış açısı ve cesur girişimleriyle bana her zaman ilham veren gerçek bir girişimciydi. Onun çalışma disiplinini, risk alma cesaretini ve başarılarını izleyerek büyümek, bugün sahip olduğum bakış açısının şekillenmesinde çok önemli bir rol oynadı. Bunun genetik mi yoksa yetişme biçimiyle mi ilgili olduğunu net olarak söylemek zor; ancak onun girişimci ruhunun bana güçlü bir ışık tuttuğunu ve kendi yolculuğumda büyük bir etki yarattığını rahatlıkla söyleyebilirim. Her zaman Ünal Çağıner Üniversitesi’nden mezun olduğumu gururla ifade ederim.

H.HASTÜRER: Çocuklara büyüdüğün zaman ne olmak istersin, sorusu hep sorulur. Size bu sorulduğu zaman hangi yanıtı verdiğinizi anımsar mısınız?
İ.ÇAĞINER KAVUKLU: Farklı dönemlerde farklı meslekler seçmişimdir Kolej döneminde önce kimya okumak ardından da mimar olmak istemiştim. Fakat çizimim iyi olmadığı için beni yönlendirmediler. Şimdilerde teknoloji o kadar gelişti ki çizimimiziniz iyi olmasına gerek yok.
H.HASTÜRER: Turizm, otelcilik çok zahmetli bir sektör. Siz babanız rahmetli Ünal
Çağıner’in Acapulco’yu sıfırdan alıp var ederken siz neler hissediyordunuz?
İ.ÇAĞINER KAVUKLU: Turizm ve otelcilik gerçekten büyük emek, sabır ve vizyon gerektiren bir sektör. Babam Ünal Çağıner’in Acapulco’yu sıfırdan inşa ederken gösterdiği kararlılığa ve çalışma azmine yakından tanıklık etmek benim için çok öğretici bir süreçti. Ben de o dönemde bunun ne kadar kıymetli bir deneyim olduğunun farkındaydım; aldığı her kararı büyük bir dikkat, merak ve ilgiyle takip ediyordum.
Çünkü ileride kendi iş hayatımda doğru kararlar alabilmek için, o süreci yakından gözlemlemem gerektiğini biliyordum.
Onun olaylara yaklaşım biçimi, detaylara verdiği önem ve zorluklar karşısındaki duruşu bana yalnızca iş hayatını değil, güçlü bir vizyonun nasıl inşa edildiğini de öğretti. Bugün sahip olduğum bakış açısında ve iş disiplinimde o yıllarda edindiğim gözlemlerin çok büyük bir payı var.

H.HASTÜRER: Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın var” derler. Anneniz rahmetli
Tangül Çağıner, büyük ölçekli yatırım başarısının neresindeydi size göre?
İ.ÇAĞINER KAVUKLU: Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır’ sözü bence ailem için de çok anlamlıydı. Annem Tangül Çağıner, babamın hayatındaki ve başarı yolculuğundaki en önemli destekçilerden biriydi. Hatta sadece destekçisi değil, birçok noktada yol arkadaşıydı diyebilirim. Babam, annemin fikirlerine her zaman büyük önem verirdi ve aldığı birçok kararda onun görüşlerini dikkate alırdı.
Annem, iş hayatının tüm yoğunluğu içinde aileyi ayakta tutan en güçlü denge unsurlarından biriydi. Evle, çocuklarla ve torunlarla büyük bir sevgi ve özveriyle ilgilenirdi. Bu sayede babam, iş dışında hiçbir konuda endişe duymadan tamamen hedeflerine ve yatırımlarına odaklanabiliyordu. Özellikle çocukların yetişmesi ve eğitim süreçlerinde annemin emeği ve katkısı çok büyüktü.
Aynı zamanda aile içinde birleştirici, sıcak ve huzur veren bir rolü vardı. Babamın yoğun iş temposundan ve stresten uzaklaşmak istediği anlarda annemi aradığını çok iyi hatırlıyorum. Annem de bunu hisseder, evde yaşanan küçük ve komik anıları o sıcak üslubuyla anlatarak babamı rahatlatırdı. Bence onların arasındaki bu güçlü bağ ve karşılıklı destek, hem aile hayatlarının hem de iş hayatındaki başarılarının temel taşlarından biriydi.
H.HASTÜRER: İçim Çağıner Kavuklu’nun rol modeli var mı, ya da oldu mu?
İ.ÇAĞINER KAVUKLU: Hayatım boyunca en büyük rol modelim annem oldu. Onun güçlü duruşu, aileye verdiği değer, insan ilişkilerindeki sıcaklığı ve her koşulda koruduğu zarafeti beni çok etkiledi. Hayata yaklaşımında taşıdığı denge ve fedakârlık, bugün benim için hâlâ önemli bir ilham kaynağıdır.
Iş hayatında ise babamı rol model aldığımı söyleyebilirim. Onun vizyonu, çalışma disiplini, kararlılığı ve girişimci ruhu bana her zaman yol gösterdi. Küçük yaşlardan itibaren onu gözlemleyerek büyümek, iş dünyasına bakış açımı şekillendiren en önemli etkenlerden biri oldu. Bugün hem iş hayatımda hem de özel hayatımda taşıdığım birçok değerin temelinde ailemden aldığım bu güçlü örnekler var.

H.HASTÜRER: İçim Çağıner Kavuklu, 1989 yılında Hacettepe Universitesi Diş Hekimliği
Fakültesini kazandı. 1994 yılında birincilikle mezun oldu ve aynı yıl Hacettepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nde Ortodonti anabilim dalında doktora eğitimine başladı. 1999’da Doktora da tamamlandı. Akademik başarı kulvarıyla şimdiki farklı… Bu noktada içiniz buruk mu? Yüksek öğrenimde yıllar boşuna mı geçti?
İ.ÇAĞINER KAVUKLU: Hayır, hiçbir zaman yıllarımın boşa geçtiğini düşünmedim. Uzun yıllar boyunca diş hekimliği mesleğimi büyük bir severek icra ettim ve akademik hayatım da bana çok önemli değerler kattı. Hacettepe Üniversitesi’nde aldığım eğitim, disiplinli çalışmayı, sabrı, detaylara odaklanmayı ve insan ilişkilerini çok güçlü şekilde geliştirmemi sağladı.
Hayatta edindiğimiz hiçbir tecrübenin tesadüf ya da gereksiz olduğuna inanmıyorum.
Bugün olduğumuz kişiyi, geçmişte yaşadığımız tüm deneyimler şekillendiriyor.
Akademik kariyerim ve hekimlik geçmişim de bugün iş hayatına bakış açımda, insanlarla kurduğum iletişimde ve karar alma süreçlerimde çok önemli bir yere sahip. Bu nedenle o yılları bir kayıp değil, beni bugün olduğum noktaya hazırlayan çok değerli bir birikim olarak görüyorum.

H.HASTÜRER: İş dünyasında kadın olmak… Bu cümle sizlere neler çağrıştırır?
İ.ÇAĞINER KAVUKLU: İş dünyasında kadın olmak benim için güçlü olmak, çok yönlü düşünebilmek ve aynı anda birçok sorumluluğu dengeleyebilmek anlamına geliyor. Kadınların iş hayatına kattığı empati, detaycılık, çözüm odaklı yaklaşım ve iletişim gücünün çok değerli olduğuna inanıyorum.
Elbette iş dünyasında kadın olmanın zaman zaman daha fazla mücadele, sabır ve kendini kanıtlama gerektirdiği dönemler de olabiliyor. Ancak bugün kadınların birçok sektörde çok başarılı işlere imza attığını görmek son derece gurur verici. Ben, kadınların yalnızca iş hayatında değil; sporda, bilimde, sanatta da çok güçlü bir etki yarattığına inanıyorum.
H.HASTÜRER: Babanızdan çalışma hayatıyla ilgili nasihat aldınız mı?
İ.ÇAĞINER KAVUKLU: Babamdan aldığım nasihatler, aslında bugün benim iş yapış biçimimin anayasası gibidir. Onun her zaman kulaklarımda çınlayan çok kıymetli prensipleri vardı. En başta ‘sebat etmeyi’ ve yaptığın iş ne olursa olsun, onun en iyisi olmayı öğretti bize.
Ama babamın bir sözü vardır ki, vizyonumu o şekillendirdi: ‘Bir insan parasıyla değil, ödediği borcuyla gücünü gösterir.’ derdi. Yani sadece kazanmanın değil, dürüstlükle o borcu zamanında kapatmanın, sözünde durmanın bir itibar meselesi olduğunu ondan öğrendim. Ona göre istihdam yaratmak sadece bir iş değil, topluma karşı bir sorumluluk ve gerçek bir güçtü.
Bir de o çok kıymetli ‘algı’ uyarısı… ‘Evladım, algı peşinde koşma; başladığın işi hakkıyla bitir, o zaten senin imzan olur’ derdi. Bugün GİKAD’da ya da kendi iş hayatımda attığım her adımda, babamın bu ‘dürüstlük, sebat ve sözünün eri olma’ ilkelerini pusulam yapıyorum. Gösterişli kelimelerin değil, bitirilmiş işlerin ve tutulmuş sözlerin arkasında durmanın ağırlığını ondan miras aldım.”

H.HASTÜRER: Ünal Çağıner’in Ünal Çağıner yapan özellikleri nelerdi?
İ.ÇAĞINER KAVUKLU: Bence Ünal Çağıner’i Ünal Çağıner yapan en önemli özelliklerinden biri, herkesin baktığı yerde kimsenin göremediği fırsatları görebilmesiydi. Çok güçlü bir vizyoner bakış açısına sahipti. Geleceği öngörebilen, cesur kararlar alabilen ve inandığı hedefler için büyük bir kararlılıkla mücadele eden bir insandı.
Aynı zamanda çok iyi bir dinleyiciydi. İnsanları dikkatle dinler, farklı görüşleri değerlendirir ve kararlarını öyle alırdı. Bu özelliği hem iş hayatında hem insan ilişkilerinde ona büyük bir güç katıyordu.
Risk almaktan korkmayan, çalışkan ve disiplinli yapısının yanında, inandığı bir konu olduğunda sonuna kadar arkasında duran bir karaktere sahipti. Bence onu farklı ve başarılı kılan şey; vizyonunu cesaretle birleştirebilmesi ve hayallerini gerçeğe dönüştürme konusunda gösterdiği kararlılıktı.
Cesur bir girişimci olmasının yanında aslında Ünal Çağıner devletçi bir insandı vatan
ve toprak sevgisi çok ağır basıyordur.
H.HASTÜRER: Kuzey Kıbrıs’ta yatırımcı olmak kolay mı?
İ.ÇAĞINER KAVUKLU: Kuzey Kıbrıs’ta yatırım yapmak her şeyden önce önemli sorumluluklar ve zorluklar da taşıyor. Bilhassa uluslararası tanınmama konusundaki mevcut durum finansal ve ulaşım zorluklarına, bürokratik işleyişten başlayarak yabancı yatırımcının algısına kadar birçok alanda bütün yatırımcıların hareket alanını doğrudan etkiliyor.
Tüm bu zor koşullara rağmen bizler üretmeye, istihdam yaratmaya devam ediyoruz ve uzun vadeli yatırımlarla devam ettiğimiz güçlü bir iş yapımız var. Bu da aslında Kuzey Kıbrıs’taki yatırımcıların girişimcilik ruhunu ve dayanıklılığını ortaya koyuyor. Doğru vizyon, sabır ve sürdürülebilir bir görüş açısıyla devam ettiğimiz sürece, Kuzey Kıbrıs hâlâ önemli fırsatlar sunan değerli bir yatırım alanıdır.
H.HASTÜRER: Yerli yatırımcıya pozitif korumacılığı hep savunurum… Özellikle ekonomik hayatta yerli yatırımcı sayısının oransal yüksekliğinin algıya etkisi var mı?
İ.ÇAĞINER KAVUKLU: Ben de aynı fikirdeyim ve kesinlikle vardır. Yerli yatırımcının güçlü olduğu bir ekonomi, aslında o ülkeye duyulan güvenin en somut göstergelerinden biridir. Unutmayalım ki yerli yatırımcı yalnızca sermaye koymaz; aynı zamanda ülkesinin geleceğine, ekonomisine ve toplumsal yapısına da yatırım yapar.
Bizler ülkemizin geleceğine inanıyoruz ve bundan dolayı da ekonomide görünür ve etkin olmaya çalışarak ülkeye güven algısını güçlendiriyoruz. Bu inanç istikrarı, sürdürülebilirliği büyümeyi ve yatırım güvenini sağlamaktadır.
Ben her zaman yerli yatırımcının desteklenmesinin, sadece ekonomik değil aynı zamanda stratejik bir yaklaşım olduğuna inanıyorum çünkü güçlü yerli yatırımcı güçlü ekonomi, güçlü istihdam ve güçlü toplum demektir.
H.HASTÜRER: Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünün önemli boyutta olumsuz etkisi var mı sizce?
İ.ÇAĞINER KAVUKLU: Kıbrıs meselesinin çözümsüzlüğü hem ekonomik hem de ticari hayat üzerinde birçok olumsuz etkiler yaratıyor. İş dünyasının önüne zaman zaman uluslararası entegrasyon, doğrudan ulaşım, finansal sistemlere erişim ve dış yatırımcı algısı gibi alanlarda önemli engeller çıkabiliyor.
Ancak ben bu sürece sadece olumsuz bir pencereden bakmayı tercih etmiyorum çünkü bu olumsuzluklar yeni değil yıllardır mevcut ve Kuzey Kıbrıs iş dünyası, tüm bu şartlara rağmen üretmeye, yatırım yapmaya ve istihdam yaratmaya devam ediyor bu da toplumumuzun, zorluklara karşı adaptasyon gücünü ve girişimciliğini gösteriyor.
Daha güçlü ekonomik ilişkilerin kurulabildiği, uluslararası entegrasyonun arttığı bir ortamın herkes için çok daha olumlu sonuçlar doğuracağı aşikardır. Biz sorumluluğumuzu biliyoruz mevcut koşullar içinde dahi ülkeye değer katmaya devam ediyoruz.
H.HASTÜRER: Kıyas yapmayı sevmem ama yine de sorayım… Turizmde, otelcilikte Güney’le bizi kıyaslasanız neler söylersiniz?
İ.ÇAĞINER KAVUKLU: Aslında iki toplumunda turizm yapılanması ve ekonomik dinamikleri birbirinden oldukça farklıdır bundan dolayı ben doğrudan bir kıyaslama yapmayı çok doğru bulmuyorum. Her iki toplum da kendi koşulları ve imkanları çerçevesinde turizmini geliştirmeye çalışıyor.
Bizim en önemli gücümüz misafirperverliğimiz, hizmet kalitemiz ve yatırımcılarımızın sektöre duyduğu aidiyet olduğunu düşünüyorum. Otelcilik alanında, misafir memnuniyetine verdiğimiz önem ve hizmetteki samimiyetimiz bizi diğer toplumdan farklılaştıran önemli unsurlar arasında yer alıyor.
Unutmayalım ki turizm artık sadece tesis yatırımı değildir, aynı zamanda deneyim, sürdürülebilirlik ve marka yönetimi meselesidir bundan yola çıkarak her iki toplumun da birbirinden öğrenebileceği çok değerli yönler olduğuna inanıyorum.
H.HASTÜRER: Bir ada ülkesiyiz. Ulaşım çok önemli. Niye ulaşım sorunlarını çözemiyoruz?
İ.ÇAĞINER KAVUKLU: Kıbrıs gibi ada ekonomilerinde ulaşım, yalnızca bir lojistik konusu değil, ekonominin, turizmin, ticaretin ve hatta sosyal yaşamın temel taşıdır. Kuzey Kıbrıs özelinde ise mevcut koşullar, ulaşım konusunu yalnızca teknik değil aynı zamanda diplomatik bir mesele haline getiriyor.
Ulaşım sorunu bir devlet politikası haline getirilerek, bölgesel iş birlikleri ve uluslararası entegrasyonla daha çabuk bir zamanda çözümlenebilir. Ben ulaşımı yalnızca bir turizm sektörünün başlığı değil, ülkenin kalkınma vizyonunun merkezinde değerlendirmemiz gerektiğine inanıyorum.

H.HASTÜRER: Ulaşımda sihirli bir dokunuş imkanınız olsa öncelikle nereye dokunursunuz?
İ.ÇAĞINER KAVUKLU: Hiç düşünmeden söyleyebilirim ki, önceliğim direkt uçuşlar olurdu. Ulaşımın kolaylaşması yalnızca turizmi değil, ticareti, yatırımı, eğitimi, kültürel etkileşimi ve ülkenin dünyayla kurduğu bağı doğrudan etkiler.
Direkt uçuşlar, bir ülkenin erişilebilirliğini ve uluslararası görünürlüğünü ciddi şekilde artırır. Tüm dünya ile rekabet ortamında ulaşım kolaylığı artık bir tercih değil, rekabetin temel unsurlarından biridir.
Kuzey Kıbrıs’ın sahip olduğu doğal güzellikler, otellerimizin kalitesi turizm altyapımız ve potansiyelimiz düşünüldüğünde, ulaşım imkanlarının gelişmesi ülkeye ekonomik ve sosyal anlamda çok büyük katkılar sağlayacaktır.

H.HASTÜRER: Gelelim GİKAD’a… 8 Mart 2021 tarihinde kurulan Kıbrıs Türk
Girişimci Kadınlar Derneği, tüm zamanların koyduğu hedeflere ulaşmayı hatta ötesine geçmeyi başaran en başarılı sivil toplum örgütü… Nedir bu başarının sırları?
İ.ÇAĞINER KAVUKLU: 8 Mart 2021’de yola çıkarken bizimkisi sadece bir dernek kurma telaşı değildi. Biz bu topraklarda büyüyüp, eğitim alıp ticari faalyetlere katılan kadınlar olarak; birikimimizi toplumumuza aktarma hevesi ile derneğimizi kurduk.
GIKAD’ın bu kadar kısa sürede hedeflerinin ötesine geçmesinin temelinde ‘biz’ duygusu yatıyor. Biz sadece masalarda oturup kararlar almadık; sahaya indik, birbirimizin elinden tuttuk, birbirimizin tecrübesinden beslendik. Kadınlarımızın o muazzam adaptasyon yeteneği ve çözüm odaklı yapısı, derneğin de karakteri haline geldi.
Bir diğer önemli nokta ise disiplin ve süreklilik. Biz sadece sorunları konuşmak için değil, çözümün parçası olmak için toplandık. Finansmana erişimden dijitalleşmeye kadar her alanda somut adımlar attık. Ama dediğim gibi, asıl sır o ilk günkü motivasyonumuzda saklı: Biz kadının gücünün sadece evinde değil, ekonominin ve karar mekanizmalarının tam merkezinde olması gerektiğine yürekten inandık. Bu inanç bir kez dalga dalga yayıldığında, başarı zaten kaçınılmaz oluyor.

H.HASTÜRER: GİKAD çalışmalarında en çok sizi ne mutlu ediyor?
İ.ÇAĞINER KAVUKLU: GİKAD olarak her geçen gün daha fazla kadına dokunuyoruz ve o
dokunuşun yarattığı değişikliği bizzat gözlemlemek tarif edilemez bir duygu.
Bir kadının iş hayatındaki profesyonelleşmesine, sosyal hayatındaki o kendine güvenen duruşuna şahitlik etmek… Yani o gelişimi, o dönüşümü sadece rakamlarda değil, o insanın bakışında, duruşunda ve attığı adımlarda görmek benim için en büyük ödül. Sadece bir kadına dokunmuyorsunuz aslında; onun ailesine, çocuklarına, çevresine, yani bütünün kendisine dokunuyorsunuz. Bu etkinin büyüdüğünü ve toplumun geneline yayıldığını hissetmek bu işin en keyifli yanı. Her zaman söylediğim gibi bir kadın gelişirse, toplum gelişir, toplum gelişirse, ülke gelişir.

H.HASTÜRER: Takım ruhumuz zayıftır. GİKAD da çok kolay fark edilen bir takım ruhu var. Bunu nasıl başardınız?
İ.ÇAĞINER KAVUKLU: Bunu aslında bir pazılın, yapbozun parçaları gibi bir araya gelerek
başardık. Biliyorsunuz, bir pazılın her bir parçası farklı bir şekle, farklı bir girinti ve çıkıntıya sahiptir. Tek başına bir anlam ifade etmez ama doğru yere yerleştiğinde o büyük ve güzel resmi tamamlar.
Biz GİKAD’da tam olarak böyleyiz. Her birimizin çok farklı yetenekleri, farklı uzmanlıkları ve güçlü yönleri var. Kimimiz strateji kurmada iyi, kimimiz sahada çok güçlü, kimimiz ise vizyon belirlemede… Biz birbirimizi rakip olarak değil, o resmi tamamlayacak eksik parça olarak gördük.
Bir araya geldiğimizde, o farklılıklar çatışmak yerine birbirine kenetlendi ve ortaya
GIKAD tablosu çıktı.

H.HASTÜRER: İnsan ilişkilerinde nasılsınız. Örneğin en yakın arkadaşınız, Ya da yakın arkadaşlarınızla kaç yıldır arkadaşsınız?
İ.ÇAĞINER KAVUKLU: Benim için insan ilişkileri, hayatın gerçek sermayesidir. Özellikle yakın arkadaşlık kavramına çok derin bir anlam yüklüyorum. Hatta şunu açık yüreklilikle söyleyebilirim: Hayattaki başarının en önemli sırlarından biri, insanın sırtını yaslayabileceği, yanında maskesiz olabildiği o sağlam dostluklardır.
Mesela en yakın arkadaşım Begüm…. Biz onunla çocukluktan beri yan yanayız. Dile kolay, bir ömür diyebiliriz buna. Birlikte büyüdük, birlikte düştük, birlikte kalktık.
Onunla olan bu köklü bağımız bana hep şunu öğretti: Hayat ne kadar hızla değişirse
değişsin, sizi çocukluğunuzdan tanıyan, özünüzü bilen insanların varlığı sizi hayata karşı daha dirençli kılıyor.

H.HASTÜRER: Siyaset sizi çekiyor mu?
İ.ÇAĞINER KAVUKLU: Siyaseti sadece sandıktan ibaret veya devlet yönetimiyle sınırlı bir alan
olarak göremeyiz. Siyaset, bireyler ve gruplar arasındaki o yapıcı ilişkiler bütünüdür.
Bu açıdan bakarsanız; ben zaten iş dünyasındaki duruşumla, GIKAD’daki mücadelemle ve toplumsal dönüşüm ıçin attığım her adımlarla siyasetin tam merkezîndeyim.
Bir kadının hayatına dokunmak, bir istihdam yaratarak o ailenin geleceğine yön vermek veya bir sivil toplum örgütüyle politika üretilmesine katkı koymak aslında en gerçek siyaset değil midir? Ülkem ve toplumum için değer ürettiğim her yer benim siyaset alanımdır. Yani ben zaten o sorumluluğun içinde varım.



