Hayal Kurmak Hala Siyasete Dahil mi..?

Bir zamanlar en temel hareket noktası insanların hayalleri üzerinden hareket etmekti.
Siyaset yapanlar hitap ettikleri toplumun en büyük hayallerini öne çıkarırlar ve bu hayaller üzerinden hitap ederlerdi.
Zaman içerisinde bu hayallerin boşa çıkması, daha doğrusu bu hayallere dayanan vaatlerin yerine getirilmemesi nedeniyle bu durum değişti.
Gündelik yaşamın sorunları daha çok konuşulur oldu.
Halk buna razı bir hale geldi.
Hedef küçülttük desek çok da yanlış olmaz.
Ama bunda en büyük suç da siyasetindir.
Uçuk hayaller değildi aslında vaat edilenler ama nedense bir türlü yerine gelmedi.
Hatta bir ara oldukça uç vaatlere kadar iş geldi ve dayandı.
Örneğin Annan Planı döneminde “bir evet ile dünyaya bağlan” vaadi halkın en büyük hayallerinin siyasete dönüşmüş haliydi.
Ama olmadı.
O dönem bir çok hayal yıkıldı.
Tam olarak bunu yaşadık, hayal kırıklığı değil, hayal yıkımı yaşadık biz.
O nedenle de artık hayallerimizin peşinden koşmamaya başladık.
Kapattık o kapıyı.
Ve o kapı hala kapalıdır.
Son günlerde hükümetin, daha doğrusu Ulusal Birlik Partisi’nin (UBP) ortaya koyduğu projelere bakınca aklıma o dönemler geliverdi.
Anlaşılan UBP bu seçime oldukça iddialı bir şekilde girecek.
Çok büyük projeler ortaya konulmakta.
Elbette bunlar olumlu hareketler.
Ama bu projeler ortaya konulurken halkın psikolojisinin de iyi ölçülmesi gerekmekte.
Çünkü halkımızda hala Annan Planı’ndan kalma hayal yıkımı etkisini gösteriyor.
Bunu aşmak için yine o hayalleri anımsatanlar bir şeyler yapmalı.
Halkın sahiplenmediği hiçbir hayal gerçeğe dönüşmez.
Son olarak spor kompleksi konusunda da ne yazık ki bunu yaşadık.
Son derece etkileyici ve ülkemize yakışan bir proje.
Ama gel gör ki konuyu son derece farklı ve bence çok yanlış noktalardan ele almaya başladık.
Projeyi hazırlayan mimarları tartışmaya başladık.
Sanki de o projeyi yapanlar mimar değilmiş gibi.
Evet doğrudur, KKTC mimar odasına kayıtlı değiller.
Ama sonuç olarak bu kişiler de birer mimar ve mesleklerinde de başarılılar.
Her işte olduğu bu işe de yanlış yerden başladık.
Projenin içeriğini de değil de başka başka yerleri tartışıyoruz.
Ve henüz bu tartışmaya yeni ısınmışken Başbakan Üstel bir başka hayalimizi anımsattı.
Kıbrıs Türk Hava Yolları…
Olurdu veya olmazdı.
Elbette tartışılacak.
Ama sonuç alıcı bir tartışma olmalı.
Çünkü o bizim en büyük hayallerimizden birisi.
Ancak şunu da unutmayalım, eğer kurulursa kimse eskisi gibi olacağını sanmasın.
O dönem geçti ve bitti.
Şimdi artık bambaşka bir dönemdeyiz.
Kurulacak havayolu şirketi de o eski “güzel” günlerdeki gibi olmayacak.
Bunun da altını çizeyim ve herkesi hayalleri ile başbaşa bırakayım.




