Hasan HastürerYazarlar

Hristodulidis, Anastasiadis’in daha kötü versiyonudur…

Geçmişi oldukça gerilere uzanan ulusal ideallerin baskısı altında seçilmiş bir başkan olmak kolay değildir. Hele seçildiğiniz toplum, tarihini sürekli geçmişin travmaları ve geleceğin beklentileri arasında yaşamaya devam ediyorsa, attığınız her adım sadece bugünü değil, dünün yükünü de taşır.

Bu yazıda Kıbrıs Türk toplumunda liderlik ya da KKTC’de cumhurbaşkanlığı makamını değerlendirmeyeceğim. Ancak tek cümlelik bir vurgu yapmadan da geçemem. Nasıl ki her 10 numaralı formayı giyen futbolcu Messi olmazsa, KKTC Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturan herkes de o makamın ağırlığını taşıyamaz. Taşınamadığını da yaşayarak gördük. KKTC siyasetini azıcık bilen herkes, bu cümleden neyi kastettiğimi anlayacaktır.

***

Rum toplumunda Makarios ve Kiprianu hariç, öteki başkanları yakından tanıma fırsatım oldu. Klerides’i, toplumsal çıkarlarına bağlılığının yanında devlet adamlığı refleksleriyle de hatırlıyorum. Vasiliu’nun, Papadopulos’un, Hristofyas’ın ve Anastasiadis’in her birinin farklı siyasi karakterleri vardı. Onları da bugün değerlendirmek istemem.

Bugün üzerinde duracağım isim, mevcut başkan Nikos Hristodulidis.

   Hristodulidis, EOKA kuşağının siyasetçilerinden değil. Bu nedenle göreve gelirken daha esnek, daha çağdaş ve çözüm odaklı bir siyaset izleyebileceği yönünde beklentiler oluşmuştu.

   Seçildiğinden kısa süre, siyasi duruşu netleşince, bazı çevreler onu “ikinci Tasos Papadopulos” olarak tanımlamıştı… Ben ise ilk günden buna katılmamıştım.. Bana göre Hristodulidis, ikinci Papadopulos değil, ikinci Anastasiadis olmaya daha yakındı. Hatta Anastasiadis’in daha kötü versiyonu, demek yanlış olmaz.

Aradan geçen zaman bu değerlendirmeyi doğruladı. Kuzeyden bakanların yaptığı tespitlerle, bugün Güney Kıbrıs’ta Hristodulidis’i yakından izleyen çok sayıda gazeteci, akademisyen ve siyaset gözlemcisinin vardığı sonuç büyük ölçüde örtüşüyor.

   Çünkü liderliği belirleyen, söylenen sözlerden çok, kritik anlarda ortaya konan siyasi cesaret ve vizyondur. Hristodulidis ise bugüne kadar, risk alarak tarih yazmaya çalışan bir liderden çok, statü hastalığıyla, koltuğu için, mevcut dengeleri korumayı tercih eden bir siyasetçi görüntüsü vermektedir. Bu tercih ise yalnızca kendi siyasi geleceğini değil, Kıbrıs’ın geleceğini de doğrudan olumsuz etkilemektedir.

***

Son günlerde iki köşe yazımın etkisiyle Güneyden gelen iki yorumu sizlerle paylaşmak isterim.

Güneyde siyasi duyarlılık sahibi, itibarlı iki farklı isimden gelen yorumların ilki, “ Guterres eli boş giderse, esas eli boş kalacak olan Hristodulidis’tir… başlıklı yazıma geldi:

   “Makale yüzde 100 isabetli. Ancak bana göre Hristodulidis anlatılandan da çok daha kötü durumda. O, tarih, coğrafya, siyaset hatta hukuk konusunda doğru dürüst eğitim veya bilgiye sahip olmayan bir köy çocuğudur. Bulunduğu makama yalnızca başkalarına yaranarak ve manipülasyon yaparak yükseldi.

Para odaklı bir kişidir ve en büyük önceliği bulunduğu makamı korumaktır. Bunu da kendi tarafındaki yozlaşmış düzenin aynen devam etmesini sağlayarak başarabileceğini umuyor.

   Ondan ahlaki değerlere sahip olmasını beklemeyin. Örneğin eşitliğe inanmıyor. BM toplantılarında gördükleri dışında hayatında hiçbir Kıbrıslı Türkü gerçekten tanımamıştır. Kendi dini dışındaki dinlerin de en az kendi dini kadar değerli olduğuna inanmaz. İsrail’in politikalarını destekliyor ve Netanyahu’yu benimsiyor.

   Nami tamamen haklıydı. Hristodulidis, aslında hiçbir şey olmadığı hâlde kendisini önemli biri gibi göstermeye çalışan bir kişidir.

   İçtenlikle umuyorum ki Guterres, ona gerçek yerini gösterecek yeteneğe ve ağırlığa sahip olur.”

***

İkinci yorum, “Guterres, “Erhürman’a katılıyorum” demeden, katıldığını seslendirdi…” yazım sonrası iletildi:

“Hristodulidis olgunlaşmamış bir kişidir. Zamanla olgunlaşacak sıradan biri de değildir. Güçlü liderlerle birlikte fotoğraf çektirmenin kendisine popülerlik kazandıracağına ve konumunu güçlendireceğine inanan bir insandır.

   İlkeler ortaya koyduğunu söyleyerek, başkalarının da bunları gerçekten uygulamaya hazır olduğuna inanacağını düşünüyor. Sen de, ben de onun gerçek yüzünü görebiliyoruz. Eğer biz görebiliyorsak, Guterres ve diğer etkili dünya liderleri de bunu aynı şekilde görebiliyordur.

   Hristodulidis, içi boş bir siyasetçidir; üstelik yönetimindeki kritik görevlere kendisinden bile daha düşük nitelikte kişiler atamıştır. Aslında zamana karşı yarışıyor; çünkü er ya da geç herkes onun yetersizliklerinin farkına varacaktır.

   Özünde hiçbir zaman olgunlaşmayacak. Güçlü liderlere sarılmaya, gülümsemeye ve sanki bir kutlamadaymış gibi fotoğraf vermeye devam edecek. Çünkü eleştirel muhakeme yeteneğinden tamamen yoksundur; doğru ile yalanı birbirinden ayırt edemez.”

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu