Bir Yanda Kıbrıs Konusu Diğer Yanda Seçimler

Hadi seç bakalım…
Yanlış hatırlamıyorsam bu isimde bir yarışma vardı.
Tam olarak olmasa da buna benzer bir isimdeydi.
Yarışma kısmı yok gerçi ama isim tam da bizim gündeme uygun oldu.
Ülke gündemi tam olarak “allem gallem” oldu.
Üzerinde yoğunlaştığımız gündemde bile bir süre sonra yan kollar açılıyor ve bambaşka bir ortama geçiyoruz.
Bir süredir seçim konusunu tartışmaya çalışıyoruz.
Çalışıyoruz dedim çünkü bir türlü işler rayına oturmadı.
Seçim tarihini tartışırken bir bakmışız seçim yasası konuşuyoruz, karma oy kalksın mı diye soruyoruz.
Bunu tartışırken bir anda seçim barajı konu oluyor.
Bir anda seçim bölgesi diye bir başka konu açılıyor.
Ve bir türlü sonuçlanan bir konu olmuyor.
Öte yandan seçimi tartışırken Kıbrıs konusunda da bazı hareketlenme niyetleri yaşanıyor.
Onu da bambaşka bir şekilde tartışıyoruz.
Çözüm modeli zaten klasik bir tartışma konusu oldu.
Ama bunun yanında 5+1 konferans olsun mu, kapıların açılması gerekir mi ve buna benzer daha bir çok konuyu tartışır oluyoruz.
Aslında durum çok basit: Odaklanamıyoruz…!
Sorunlar o kadar çoğaldı ki birine el atsak diğeri de geliyor elimize.
Çünkü hep öteledik.
Şimdi de bunun cezasını çekmekteyiz.
Bir yanda seçim diğer yanda Kıbrıs konusu.
Siyaset belki de ilk kez konu fazlalığından kilitlenmiş durumda.
Önceden çok kez konu darlığı çekmiş olan siyasetimiz bu sefer fazlalıktan sıkıntılı.
Seçemiyorlar…
Çünkü sokağa kulak asan yok.
Çünkü sokak sesini duyuramıyor.
Hal böyle olunca altı sonra seçim olacak mı sorusuna dahi cevap bulamıyoruz.
Kıbrıs konusunda hangi çözüm modelini tercih etmemiz gerektiğini dahi konuşamıyoruz.
Durum çok ümitli değil.
Elbette bir yol tutup devam edeceğiz.
Ama geride kalanlar olacak.
Ve o geride kalanlar ileride bizi öyle bir şekilde bekliyor olacak ki…..


