Seçime Rahat Giren Parti Yok

Aday belirleme süresi doldu, bugün artık resmi başvurular yapılacak ve aday listelerinin resmileşmesinin ardından propaganda başlayacak.
Çok da kolay olmadı bu sefer.
Kim ne derse desin tüm partilerimiz irili ufaklı krizlerle aday listelerini belirledi.
Hangi partimiz ne yaşadı diye burada sıralama yapmaya gerek yok.
Zaten her şey gözler önünde yaşandı.
Zaten maksadım da “bakınız kimin başına ne geldi” diye yaşanmışlıkların üzerinde tepinmek değil.
Esas maksat bunları neden yaşadığımızı anlamak ve varsa hataları düzelterek boşluk varsa doldurmaktır.
Örgütlü siyasi yaşantımızda ciddi bir dönüşüm sürecindeyiz.
Yaklaşık on yıl önce başlayan bu dönüşüm süreci partilerimizin artık lider yönetiminden üst taban yönetimine geçişidir.
Eskiden var olan lider yapısı artık tarih olmuştur.
Büyük partilerimizde de küçük partilerimizde de artık herkesin etrafında toplandığı lider yapısı kalmamıştır.
Bu değişim sırf bize has bir durum değildir.
Güney Kıbrıs’ta da ne gariptir ki bunu görmekteyiz.
Ama her iki değişimin benzer olması dışında bir bağlantısı yoktur.
Yüksek ihtimalle Kıbrıs meselesinin geliştiği aşama nedeniyle her iki tarafın iç siyasetine yönelik etkisi nedeniyle bu durum oluşmuştur.
Kuzey Kıbrıs kendi değişimini Güney Kıbrıs da kendi değişimini yaşamaktadır.
Her iki tarafın siyasi halk tabanı artık anlamıştır ki siyasetin ana malzemesi Kıbrıs meselesi değildir.
Yaşamın getirdiği veya getirmekte olduğu daha büyük sorunlar vardır ve bunların çözümü çok daha hayatidir.
Kıbrıs meselesi artık durağan konumdadır.
Çok büyük bir kırılma yaşanmadığı sürece de bu durağanlık değişmeyecektir.
İşte bu nedenle siyasi partilerimiz farklılaşmaya başlamıştır.
Biz kendi içimize dönersek, tüm siyasi partilerimizin yapısal değişim hareketi yaşamakta olduğunu görmekteyiz.
Bunu yönetmek çok kolay değildir.
Üst tabanın yönetime yön vermek isteyişi kolay kolay benimsenecek bir hareket değildir.
Ama kaçınılmazdır.
Bunu en erken algılayan partimiz diğerlerine göre çok daha ileriye geçecektir.
Ancak bu seçimde bunu görmedik.
Demek ki henüz durumu algılayan ya da algılamış olmasına rağmen kabullenerek değişimin önünü açan olmamış.
O nedenle de süreçler sancılı yaşanmıştır.
Seçim sonuçları tüm partilerimize mutlaka ışık tutacaktır.
Bu ışığın yönünü doğru algılayan ve ışığı arkasına alarak onun aydınlattığı yönde yürüyen kazanacak.
Ancak anlayamayan, ya da anlamasına rağmen gerçeklere direnenler ise ışığa karşı yürümeye çalışacaklar ve ışığın gözlerini kör etmesi nedeniyle sağa sola savrulacaklardır.
Seçim ışığı yakacak, doğruyu görüp kabullenen kazanacak.
Bu kadar net..!


