Aziz KARAAZİZYazarlar

Mahkemenin Kararı mı, Gücün Yakınlığı mı?

Kuzey Kıbrıs’ta bugün yalnızca bir sahte diploma davasını değil, hukukun üstünlüğüne duyulan güveni de konuşmak zorundayız.

Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi, UBP eski Girne Kadın Kolları Başkanı Fatma Ünal’ı 16 ayrı davanın tamamından suçlu bularak beş yıl hapis cezasına mahkûm etti. Yargılama sürecinde 31 tanık dinlendi, 80 belge ve emare değerlendirildi. Mahkeme, sanığın savunmasını ve dosyadaki delilleri inceleyerek hükmünü açıkladı. 

Ancak kararın ardından yaşananlar, mahkeme salonunun dışına taşan başka bir tartışmayı gündeme getirdi.

Başbakan Ünal Üstel’in eşi Zerrin Üstel, Fatma Ünal’ın kardeşi Aycan Ünal’ın sosyal medya paylaşımına yaptığı yorumda, “Herkes onun hiçbir şey yapmadığını biliyor” ifadelerini kullandı. Böylece mahkemenin 16 ayrı davada verdiği mahkûmiyet hükmüyle taban tabana zıt bir değerlendirme kamuoyunun önüne geldi. 

Şimdi soralım: Bir mahkemenin hükmü karşısında, ülkenin Başbakanı’nın eşinin böyle bir yorum yapması ne anlama geliyor?

Elbette herkesin bir yakınına destek olma, bir insanın yaşadığı acıyı paylaşma, bir aileye moral verme hakkı vardır. Hiç kimse bir mahkûmun ailesini yalnız bırakmak zorunda değildir. İnsanî dayanışma başka bir şeydir, yargının verdiği kararı yok sayan bir kanaati kamuoyuna duyurmak başka bir şey.

Buradaki mesele, Zerrin Üstel’in Fatma Ünal’ı tanıması veya ailesine yakınlık duyması değildir. Mesele, Başbakan’ın eşi sıfatını taşıyan bir kişinin, kamuoyunda böylesine hassas bir dosyada, mahkemenin mahkûmiyet kararının hemen ardından suçsuzluk izlenimi yaratan bir açıklama yapmasıdır.

Çünkü sözün ağırlığı, yalnızca söyleyen kişinin niyetinden değil, bulunduğu makamın ve taşıdığı sıfatın toplumda yarattığı etkiden de kaynaklanır.

Mahkemenin hükmü bir yorumla ortadan kalkar mı?

Hukuk devletinin temel ilkelerinden biri açıktır: Hiç kimse mahkeme kararıyla suçlu bulunmuş bir kişiyi kendi kanaatiyle hukuken aklayamaz. Mahkeme kararına itiraz edilebilir, hukuki yollar kullanılabilir, temyiz hakkı işletilebilir. Bunların tamamı hukuk düzeninin parçasıdır.

Ancak kişisel kanaat ile yargısal hüküm aynı şey değildir.

Bir kişi, mahkemenin kararını yanlış bulabilir. Fakat bu görüşünü dile getirmesi, verilen hükmü kendiliğinden geçersiz kılmaz. Hukuk devletinde kararların değiştirilmesinin yolu sosyal medya yorumları, siyasi yakınlıklar veya kişisel dayanışma mesajları değil, hukukun öngördüğü başvuru yollarıdır.

Üstelik bu dosya sıradan bir tartışma konusu değildir. Sahte diploma meselesi, yalnızca bir kişinin eğitim belgesiyle ilgili değildir. Üniversitelerin itibarı, gerçekten emek vererek diploma alan insanların hakkı, kamu kurumlarına duyulan güven ve ülkenin uluslararası saygınlığı da bu tartışmanın içindedir.

Diplomanın bir ayrıcalık aracı hâline gelmesi, emeği ve liyakati değersizleştirir. Bu nedenle böylesine ağır bir davada verilen kararın ardından, toplumun gözü önündeki kişilerin sözlerini daha büyük bir sorumlulukla seçmesi beklenir.

Başbakan’ın sorumluluğu yalnızca hükümet etmek midir?

Burada bir ayrımı özellikle yapmak gerekir: Zerrin Üstel’in açıklaması, tek başına Başbakan Ünal Üstel’in mahkemeye müdahale ettiği veya yargı üzerinde baskı kurduğu anlamına gelmez. Böyle bir sonuca ulaşmak için ayrıca somut kanıt gerekir.

Ancak bu ayrım, açıklamanın kamusal etkisini tartışmamıza engel değildir.

Başbakan, yalnızca kendi siyasi tabanının değil, ülkedeki bütün yurttaşların hak ve özgürlüklerini gözetmesi gereken bir makamın sahibidir. Eşi de bu makamın sahibi değildir; fakat Başbakan’ın eşi olarak yaptığı açıklamalar doğal biçimde siyasi ve toplumsal bir anlam kazanabilir.

İşte tam da bu nedenle şu soru önemlidir: Kamuoyunda yargı bağımsızlığına ilişkin hassasiyetin arttığı bir dönemde, böylesi bir açıklama hangi mesajı vermektedir?

İnsanlar, adaletin herkes için aynı ölçüde işlediğine inanmak ister. Siyasi bağlantısı olmayan bir yurttaşla iktidara yakın bir çevrede bulunan kişi arasında adaletin uygulanışına ilişkin farklı bir algı oluşması bile hukuk devletine zarar verebilir.

Adaletin yalnızca bağımsız olması yetmez; bağımsızlığına duyulan güven de korunmalıdır.

Asıl tehlike, adaletin kişilere göre algılanmasıdır

Bugün tartışmamız gereken, Fatma Ünal’ın ailesinin ona destek verip vermemesi değildir. Aile desteği insanî bir meseledir. Tartışmamız gereken, mahkeme kararlarının kişisel yakınlıklar ve siyasi aidiyetler üzerinden yeniden değerlendirilmesi alışkanlığının topluma ne yaptığıdır.

Bir mahkeme bir yurttaşı mahkûm ettiğinde, başka bir yurttaşın onu suçsuz gördüğünü söylemesi hukuken yeni bir karar doğurmaz. Ancak bu söz, siyasi güce yakın bir isimden geldiğinde kamuoyunda farklı algılanabilir. İnsanlar, “Acaba bazı kişiler için başka bir ölçü mü var?” diye sormaya başlayabilir.

Hukuk devletinin en büyük kaybı, yalnızca bir mahkeme kararının eleştirilmesi değildir. Asıl kayıp, yurttaşın adaletin herkes için eşit olduğuna ilişkin inancını yitirmesidir.

Bu nedenle iktidara yakın isimlerin de muhaliflerin de aynı ölçüye tabi olması gerekir. Hiçbir siyasi aidiyet, hiçbir dostluk, hiçbir aile bağı hukukun üzerinde değildir.

Zerrin Üstel’in sözleri bir sosyal medya yorumundan ibaret görülebilir. Fakat bu yorumun yarattığı tartışma, KKTC’de hukuka ve adalete duyulan güven açısından daha geniş bir soruyu gündeme getirmiştir.

Başbakan’ın eşi de herhangi bir yurttaş gibi düşüncesini açıklayabilir. Fakat taşıdığı kamusal görünürlüğün, sözlerine ayrı bir ağırlık kazandırdığını da göz ardı etmemelidir.

Çünkü adalet, yalnızca mahkeme salonunda verilen hüküm değildir. Adalet, o hükmün toplum tarafından nasıl karşılandığıyla, hukuka duyulan saygıyla ve herkesin eşit olduğuna ilişkin inançla da ilgilidir.

Unutmayalım: Hukuk devletinde hiç kimse, yakınlığı veya siyasi konumu nedeniyle suçsuz ilan edilemez. Hiç kimse de yalnızca kamuoyu baskısıyla suçlu sayılamaz. Suçluluk ve masumiyet, kişisel kanaatlerin değil, hukukun konusudur.

Ve bir ülkede adalete güvenin korunması isteniyorsa, herkesin önce şu ilkeyi benimsemesi gerekir:

Hukuk, kişilere göre eğilip bükülmez; kişisel yakınlıklar da hukukun yerine geçmez.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu