TDP’de toparlanma ve aday kalitesinde yükseliş…

1975’lere kadar bu ülkede “Siyasal Partiler Yasası” yoktu.
1975 yılında “K.T. Federe Devleti” ilan edilip “Kurucu Meclis” oluşturulduğunda, İsmail Bozkurt, kendi el yazısıyla bir “yasa önerisi” hazırladı.
Bu öneri 4 Mayıs 1975’te Kurucu Meclis’ten geçti ve yürürlüğe girdi.
Siyasal yaşamımızda bu yasa çerçevesinde kurulan ilk parti “Halkçı Parti”dir.
Arkasından Ulusal Birlik Partisi kuruldu.
Bir süre sonra da 18 Mart 1976’da Toplumcu Kurtuluş Partisi siyasal yaşama katıldı.
TKP; henüz üç aylık bir parti iken, 20 Haziran 1976 tarihinde yapılan ilk çok partili genel seçimde yüzde 20.18 oy almıştı.
İşte o gün bugündür; sosyal demokrasi temelli bu “siyasal hareket” Kıbrıslı Türk siyasetinde hep var oldu…
Ana muhalefet partisi de oldu, hükümet ortağı da…
Seçimlere tek başına da girdi, CTP ve başka partilerle “ittifak” yaparak da…
Adını birkaç kez değiştirdi, logosunu da, renklerini de…
Gün geldi, seçilmiş vekilleri, Ankara müdahalesini protesto etmek amacıyla parlamentoyu boykot etti.
Gün geldi; Lefkoşa’da, Girne’de, Lefke’de, büyük köylerde belediye başkanlıklarını kazandı…
Gün geldi, UBP ile koalisyonda yer aldı, “dayatma” paketler karşısında hükümeti bozdu.
Gün geldi; solda “ittifak” adına, kendi ismiyle seçimlere katılmaktan vazgeçti.
Gün geldi; ülkenin Cumhurbaşkanı bu hareketin içinden çıktı…
Özellikle Lefkoşa’da, halen Belediye Başkanlığını elinde tutmayı başardı…
Ancak bu yarım asırlık süreçte; 5 yıldan beridir, parlamento dışında bulunuyordu.
Geçtiğimiz Pazar günü; bu geleneğin temsilcisi TDP’nin “aday sıralama” kurultayı vardı.
Kalabalığı görünce şaşırdım…
1976’dan beridir tanıdık eski “yüzler” yerli yerinde duruyordu.
Ancak daha da önemlisi; gençlerin yoğunluğuydu…
Kadın katılımı da oldukça yüksekti…
Yarım asırda bu “hareket” neler görmüştü neler?
Gereksiz bölünmeler ve tekrardan birleşmeler…
Beş yıldan beridir, Meclis’in dışında bulunmasına karşın, eski “kadro”ların toparlanması ve yenilenmesi hiç de küçümsenemez…
Bu dönemde başkan olarak görev yapan Mine Atlı ve Zeki Çeler’in iyi iş çıkardıklarını söylemek mümkün…
TDP; aslında yarım asırlık geçmişinde her şeyi denedi…
Bölünmeyi, birleşmeyi, parlamento dışında siyaset yapmayı, muhalefeti, hükümet etmeyi…
Bütün bu yaşananlardan sonra ise TDP’nin; toparlanmayı ve birleşmeyi seçtiğini görüyoruz…
Pazar günkü kurultay heyecanı sanırım bu “ruh”la beslendi…
Örneğin; partide yıllarca başkanlık yapmış Prof. M. Çakıcı, yeniden aday olarak o eski kırgınlıkları geride bıraktığını herkese gösterdi.
TKP; 1976’da siyaset yolculuğuna çıktığında, ilk seçimde yüzde 20.18 oranında oy almış, 1981 seçimlerinde bu oyunu yüzde 28.53’e çıkarmıştı.
“Federe Devlet” zamanındaki bu “yükseliş” KKTC’nin ilanının arkasından yapılan ilk seçimlerde; 1985’te yüzde 15.81’e geriledi.
Bu seçimin ardından TKP; UBP ile koalisyona katıldı. 3 bakanlıkta birçok “ilk”e imza attı. Ancak Özal rüzgârıyla hükümetten ayrılmak zorunda kaldı.
UBP; bu dönemde seçim yasasını değiştirince, muhalefet tek liste ile seçimlere katılmak zorunda bırakıldı.
6 Mayıs 1990 seçimlerinde; TKP, CTP ve YDP ile Demokratik Mücadele Partisi (DMP) çatısı altında girdi seçimlere…
Bu müdahaleli seçimde DMP yüzde 44.5 oy almıştı.
Seçilen CTP ile TKP kökenli vekiller, Ankara’nın açıkça müdahalesini protesto ederek Meclisi boykot ettiler.
Milletvekillikleri düşürüldü.
Arkasından 12 Aralık 1993’te yapılan KKTC erken seçimlerinde TKP yüzde 13.32 oy aldı.
Arkasından 1998’de oy oranını biraz artırdı. (Yüzde 15.4)
2003’te çözüm yanlısı diğer sol güçlerle birlikte BDH ittifakı kuruldu. BDH; seçimlerde yüzde 13.2 oranında oy aldı. İki yıl sonra Barış ve Demokrasi Hareketi ile yollarını ayırdı. BDH ile TKP ayrı ayrı seçimlere katıldılar. BDH yüzde 5.8 oranında oy alarak Meclis’e bir tek Mustafa Akıncı’yı gönderebilmişti. TKP ise barajı geçememişti. (Yüzde 2.41)
2007’de TKP ve BDH, Toplumcu Demokrasi Partisi adı altında birleşti.
2018’de TDP; dörtlü koalisyonda yer aldı.
2022’deki son seçimlerde ise bir bölünme daha yaşandı. TDP ayrı, “TKP-Yeni Güçler” ayrı ayrı seçimlere girdi. TDP yüzde 4.40 ile seçim barajının altında kaldı. “TKP – Yeni Güçler” yüzde 1.56 oy aldı.
Her iki parti de sağlam bir “ders” aldılar seçmenden…
Bu yüzden de Mine Atlı’nın başkanlığında son kez bir daha birleştiler…
Pazar günkü kurultayda; TDP’nin bu bütünleşmeyi artık içselleştirdiğini gözlemledim.
Bu toparlanmanın sonucu olsa gerek, aday listesinin yüksek “kalitesi” hemen göze çarpıyor.
Her adayın “uzmanlık” alanı öne çıkarılmış.
Sendikal mücadeleden, eğitime…
Kamu diplomasisinden, trafik güvenliğine…
Hak savunuculuğundan çalışma hayatına…
Sanattan spor bilimlerine…
Tarım ve hayvancılıktan KOBİ rekabetçiliğine…
Psikiyatriden dış ticarete…
Enerjiden kentleşmeye…
Teknolojiden tıbbi biyokimyaya, kurumsal iletişime uzanan bir “yüksek kalite” var adayların profilinde…
TDP’nin bu kez Meclis’te yer alması sanırım topluma “iyi gelecek”…



