Hasan HastürerYazarlar

Ünal Üstel’in, anlamlı ve kesin yanıtı…

“Yıllardır, Ünal Üstel’in hem kendisi hem de yakın çevresi hedef tahtasının tam ortasında.

   “Gidiyor”, “gidici”, “artık bitti” diyenler eksik olmadı. Kaç hafta ya da kaç ay değil, yıllardır saldırılar, hedef almalar, suçlamalar en ağır üslupla devam etti.

   Yayınlar, iddialar bir biçimde bitirici olmadığı için sonunda neredeyse haber değeri olmayan noktaya geldi.

***

Ama gerçek şu ki, Ünal Üstel, Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı ve Başbakan olarak koltuğunda oturmaya devam ediyor. İşte tam da burada yaralı aslan benzetmesi devreye giriyor.

   Siyasette bir lider sürekli hedef alınıyorsa, iki ihtimal vardır. Ya gerçekten zayıftır ve düşmek üzeredir ya da henüz düşürülememiştir ve bu yüzden saldırılar artıyordur.

   Ünal Üstel ikinci kategoriye daha yakın bir görüntü veriyor.

   Yaralandı mı? Evet.

   Eleştirildi mi? Fazlasıyla.

   Yıpratıldı mı? Tartışmasız.

   Ama siyaseten “hastaneye yatırıldı mı?” Hayır.

Ayakta kaldı. Hatta bazılarına göre şimdi parti içinde eskisinden daha güçlü.”

***

Yukarıdaki satırları 5 Mayıs 2026’da yayımlanan, “Ünal Üstel… Siyasette bir lider sürekli hedef alınıyorsa, iki ihtimal var…” başlıklı yazımdan aldım.

   Kuzey Kıbrıs’ta siyasetin evrensel değerlerle çok da örtüşmeyen karakterleri vardır.

   Demokrasimiz için de zaman zaman, Aziz Nesin’in “Yaşar, Ne yaşar, Ne Yaşamaz” eserindeki Yaşar gibidir, derim.

   Kısa sürede kendimi toparlar, bu söylemimi geri alırım. Çünkü 1960’lı yıllardan başlasak, daha gidilecek çok yolumuz olsa da, hatırı sayılır mesafe alındı. O mesafe alınmasa, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın adaylığı, 1973 yılındaki Cumhurbaşkanı Muavinliği seçiminde dönemin CTP Genel Başkanı Ahmet Mithat Berberoğlu’nun ki gibi aday adaylığından öteye geçemezdi.

   Ancak demokrasi konusunda “HALİMİZE ŞÜKREDELİM” de demem. Alınan mesafeleri yok saymam ama, eksik, yaralı, zafiyeti çok demokrasiyi de olduğu kabul etmem, sahiplenmem. Demokrasi bir zincirse en zayıf halkası kadar sağlamdır.

***

Her ülkede olduğu gibi bizim ülkemizde de demokrasi, demokratik niteliği yüksek bireylerden başlayıp, siyasi partilerde yoğunlaşarak devam eder ve hayatın her alanında var olursa, vardır.

   Siyasi partilerimizin her biri çok partili demokratik yaşamımız için önemlidir. Siyasi partilerimiz, kesintisiz ve etkin varlığının geçmiş uzunluğuyla doğru orantılı olarak kök derinliğine sahiptir.

   1970 yılında kurulan CTP, yaşayan en eski, siyasi partimizdir.

   UBP’nin doğum yılı 1975. Ancak UBP, kendilerinin de kabul ettiği gibi kuruluş tarihi 1 Ağustos 1958 olarak kabul edilen Türk Mukavemet Teşkilatı’nın (TMT) siyasi partileşmiş halidir. Böyle olunca kökleri 1975’ten daha da gerilere uzanır.

***

   UBP’de parti içi demokrasi TMT uzantısı disiplinle, siyasi parti disiplininin karışımıdır.

   UBP’de Genel Başkanlık koltuğuna seçilen ya da oturan, makul bir süre içinde genel başkanlığını UBP LİDERLİĞİNE DÖNÜŞTÜREMEZSE İŞİ ZORDUR.

   Gün gelir, 28 Temmuz 2013’teki Erken Genel Seçimlerde, rahmetli İrsen Küçük’ün başına geldiği gibi Genel Başkanken, milletvekilliği seçiminde sandıkta kalır, kaybeder.

   Genel Başkan, lider gömleğini de giyerse işi kolaylaşır. Çünkü TMT kökeni nedeniyle UBP, TALİMAT VE İTAAT PARTİSİDİR.

***

Alıntı yaptığım 5 Mayıs 2026 tarihli yazımdan sonra da Ünal Üstel’in yakından izliyorum. Ankara’nın da etkin desteğiyle, erken seçim söyleminin kafalardan silinip, gündemden düşmesini sağladı.

Siyasete UBP’de devam etme kararı olanlar, parti içi muhalefet defterini kapattı.

   Özellikle, kamuya açık, kameraların var olduğu ortamlarda Ünal Üstel’e saygıda kusur etmiyorlar. Söz alanlar ise bir biçimde sözü getirip, Ünal Üstel’in talimatlarına vurgu yapıp, teşekkür ediyor.

   Olağanüstü bir gelişme olmazsa UBP yerel ve genel seçimlere Ünal Üstel’in genel başkanlığı ve liderliğinde gidecek.

   Aday belirleme sürecinde UBP yeni yüzlere yer açarken “kalburu sallayacak” ellerden biri de Üstel’in eli olacak.

***

15 Mayıs 2026 günü Ünal Üstel ile bir sohbet ortamında bulundum.

   İrsen Küçük’ün Genel Başkan olarak seçim kaybetmesini hatırlatıp, benzer bir tehlikenin kendisi için de geçerli olup olamayacağını sordum.

   Üstel’in yanıtı hem anlamlı hem kesindi: “O zaman seçimler ilçe merkezliydi. Rahmetli İrsen Küçük’ün seçilmemesi Lefkoşalıların ayıbıydı. Şimdi ada geneli oy kullanılır. Öyle bir olasılık, söz konusu değildir.”

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu